WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

'ın (imzasına tebligat yapılan kişi) ... ve ... ünvanlı bu işletmenin ortaklarından olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davanın başından beri yapılan tebligatlar usulsüz olup, bu kapsamda gerekçeli kararın tebliği de usulsüzdür. Gerekçeli karar tebliği usulsüz olduğundan, Tebligat Kanunu'nun usulsüz tebligatı düzenleyen 32 nci maddesi uyarınca davalının tebliği istenen evrakları öğrendiğini/aldığını beyan ettiği günün tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu durumda temyiz talebi süresindedir. Temyiz talebinin süreden reddine dair ek karar hatalı olup kaldırılması gerekir. Davalı vekilinin temyiz talebinin süreden reddine dair mahkemece verilen 22/12/2014 tarih ve 2013/558 E-2014/567 K. sayılı ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan inceleme sonunda; Yukarıda da açıklandığı üzere, yargılamanın başından beri davalıya yapılan tebligatlar usulsüzdür....

No:23 Sağlar Apt. ...” adresine Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle hükmün kesinleştirildiği; ancak açıklanan nedenlerle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan bu tebliğin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı, aynı yasanın 32/2 maddesi gereğince usulsüz tebliğ halinde, muhatabın hükmü öğrendiğini beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu, ayrıca eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK'un 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olması karşısında, sanığın 04/01/2011, 17/10/2011,29/03/2016 ve 11/05/2016 tarihli dilekçeleri içeriği de dikkate alınarak, Mahkemenin sanık hakkında temyiz ve infazın reddine ilişkin verdiği 05/04/2016 tarihli ek...

No:88/13 ... ... tebliğ edilmesinin hukuka uygun olmadığından, borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek TK'nun 32. Maddesi uyarınca tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, usulsüz tebligat şikayetine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16. Maddesi ile, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12, 13. 35/4. ,32. Maddeleri, ile sair yasal mevzuat 3....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.06.2007 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu dava konusu 8471 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalı lehine kurulan 03.03.2000 tarihli ipoteğin bedeli depo ettirilmek suretiyle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın duruşmada bildirdiği ve mernis adresi olan adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, UYAP kayıtlarına göre o tarihlerde sanığın cezaevinde bulunması nedeniyle tebliğin usulsüz olduğu, Mahkeme’nin 17/06/2009 tarihli ek kararla hükmün kesinleşmesi nedeniyle talebin reddine karar verildiği ancak bu kararın cezaevine tebliği yerine mernis adresine tebligat çıkarıldığı sanığın 24/06/2009 tarihli dilekçesiyle karar kendisine ulaşmadığından temyiz edemediğini ve CMK’nın 231. maddesinden faydalanmak istediğini belirten dilekçe sunduğu, ancak Mahkeme’nin bu talebi 09/07/2009 tarihli ek kararla reddettiği anlaşılmakla, temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gereken bu isteme yönelik Yerel...

yapılmak suretiyle hükmün kesinleştirildiği ancak açıklanan nedenlerle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan bu tebliğin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı, aynı yasanın 32/2 maddesi gereğince usulsüz tebliğ halinde, muhatabın hükmü öğrendiğini beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu ayrıca eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan; 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK'un 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olması karşısında, sanığın dilekçesinin içeriği dikkate alınarak, Mahkemenin sanık hakkında eski hale getirme ve temyiz talebinin...

rağmen sanığın yokluğunda verilen hükmün, sorgusunda bildirdiği son adresine Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle hükmün kesinleştirildiği; ancak açıklanan nedenlerle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan bu tebliğin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı, aynı yasanın 32/2 maddesi gereğince usulsüz tebliğ halinde, muhatabın hükmü öğrendiğini beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu, ayrıca eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK'un 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olması karşısında, sanığın 04/04/2016, 13/04/2016, 28/01/2019 ve 27/03/2019 havale tarihli dilekçeleri içeriği dikkate alınarak, Mahkemenin sanık hakkında temyiz ve infazın...

.-2016/8 K. sayılı dosyasında ödeme emri tebligatının usulsüzlüğüne yönelik olarak 27.7.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, bu dosyada şikayetin kabulü ile borçluya gönderilen ödeme emrine ilişkin tebligatın iptaline karar verildiği, mahkemece, bahsi geçen dosyada tebligat iptal edildiğine göre henüz takip kesinleşmemiş olacağından bahisle yapılan hacizlerin de usulsüz olacağı kabul edilerek, hacizlerin kaldırılması yönünde karar verildiği, ancak, tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin kabulüne dair kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda haciz, şikayete konu ödeme emrinin tebliğ tarihine göre takibin kesinleşmesinden sonrasına ilişkindir. Ancak, usulsüz tebligat şikayeti nedeniyle haczin geçerli olup olmayacağı, tebligat usulsüzlüğü şikayeti üzerine verilen kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır....

Bu bağlamda, davacıya ön inceleme duruşmasını bildirir tebligat usulüne uygun tebliğ edilmemiş olup, usulsüz tebligata rağmen, davacının ön inceleme duruşmasından haberdar olduğu ve duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle önce dosyanın işlemden kaldırılması, akabinde de açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece; taraflara duruşma gününün usulüne uygun bildirilmesinin ardından hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, usulsüz tebligat esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Dava dosyasının incelenmesinde gerekçeli kararın davacıya 12.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, ne var ki davacıya gerekçeli kararın ikinci defa 20.08.2015 tarihinde de tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 12.08.2015 tebliğ tarihli tebligat parçasının incelenmesinde tebligatın davacının yerleşim yerine doğrudan doğruya Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğinden usulsüz olduğu anlaşılmış ise de davacı, temyiz dilekçesinde gerekçeli kararı 13.08.2015 tarihinde tebliğ alıp haberdar olduğunu beyan ettiğinden gerekçeli kararın davacıya tebliğ edildiği tarih olarak bu tarihin esas alınması gerektiği, temyiz tarihinin son günü adli tatile denk geldiğinden davacının 07.09.2015 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle temyiz talebi süresinde olup mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 01.10.2015 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir....

UYAP Entegrasyonu