İstinaf Sebepleri Davacı/borçlu vekili; ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, diğer takip dosyasındaki sıra cetveli tebligatının azledilen vekile yapıldığını, takip dosyaları birbiriyle irtibatlı olmadığından yapılan tebliğin ıttıla olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. C....
N.1 Selçuklu/... adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak Tebligat Kanun’nun 35.maddesine göre tebigatın geçerli olması için belirtilen adrese daha önce usule uygun olarak bir tebligat yapılmış olması gerektiği, oysa sözkonusu bu adresin daha önce tebligat yapılmamış başka bir adresi olduğu ve Tebligat Kanununun 35.maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın 30.09.2020 tarihli dilekçesinin süresi içerisinde Demre Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2007 tarih, 2007/47 E. 2007/121 sayılı asıl karara yönelik temyiz talebi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin de infaz aşamasında değerlendirilmesi olanaklı görülmüştür....
İİK.nun 89. maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulsüz olarak tebliğ edildiğine yönelik şikayet, usulsüz tebligata muttali olunan tarihten itibaren 7 gün içinde yapılabilir. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Somut olayda, her iki icra dosyasından da birinci haciz ihbarnameleri 23.10.2012 tarihinde, ikinci haciz ihbarnameleri 24.12.2012 tarihinde, üçüncü haciz ihbarnameleri 05.04.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir....
Tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK'nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesine göre; “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12/02/1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere, beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. Somut olayda şikayetçiye 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri de tebliğ edilmiş ve bunlara yönelik olarak herhangi bir usulsüz tebligat şikayeti ileri sürülmemiştir....
hakkında tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak, temyiz talebi ile ilgili olarak tebliğnamede görüş bulunmadığı, yine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adreste tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligatın, muhatabın bilinen en son adresinde yapılacağı, 6099 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılacağı hüküm altına alındığına ve katılanlarının kovuşturma aşamasında bildirdiği adrese tebligat yapılmadan, katılan ...’ın çalıştığı yere, katılan ...’a ise, bildirdiği adrese yapılamadığı ve tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından gerekçeli kararın öncelikle katılanların bildirdiği son adrese usulüne uygun yapılması, tebligatın yapılamaması halinde katılanların mernis adresine...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SEVK : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK.nun 142/1-f madde ve fıkrası uyarınca hükümlülük ve erteleme Gereği görüşülüp düşünüldü: Yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararının kendisine tebliğ edilmediğini savunarak eski hale getirme ile birlikte hükmü temyiz etme talepleri hususunda karar verme yetkisinin CMK.nun 42/1. maddesine göre hükmü temyizen incelemekle görevli Yargıtay'a ait olduğu gözetilmeksizin, mahkemece eski hale getirme talebinin kabulüne ilişkin 12.06.2013 günlü kararı hukuki değerden yoksun kabul edilerek yapılan incelemede; Sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunun 35. maddesine göre yapılan gerekçeli karar tebligatının, bu adrese daha önceden usulüne uygun olarak yapılmış her hangi bir tebliğ işlemi bulunmaması nedeniyle usulsüz ise de; sanığın temyiz iradesini içermeyen ve para cezasını ödeyebilmek için infazın ertelenmesine yönelik 01.08.2011 tarihli talebi gözetildiğinde en geç bu tarihte...
ya Tebligat Yasasının 35. maddesine göre, yine davalılardan ... ile ...'a da Tebligat Yasasının 21. ve Tüzüğün 28. maddelerine göre yapılan tebligatların usulsüzlüğüne değinilmesine karşın adı geçenlere yönteme uygun tebligat yapılmadan dosyanın gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Dairenin 06.05.2010 günlü geri çevirme kararının dikkatlice okunup davalılardan ...'nın tebligata yarar açık adresi ilgili kurumlardan ve zabıta vasıtasıyla sıkı bir şekilde araştırılıp Tebligat Yasası ve ilgili Tüzük hükümlerine uygun bir şekilde gerekçeli karar ve temyiz dilekçesinin, diğer davalılar ... ile ...'a da gerekçeli kararın yöntemince tebliği sağlanıp temyiz ve cevap sürelerinin beklenmesinden, Sonra istenilen hususların yerine getirildiğinin mahkeme hakimince denetlenmesi ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, borçlu adına çıkarılan 09/09/2014 tarihli duruşma davetiyesine ilişkin tebligatın incelenmesinde muhatabın çarşıda olduğu şerhi düşülerek tebligatın muhtarlığa yapıldığı ancak, tebliğ memuru tarafından tebligat mazbatasına, borçlunun çarşıda olduğuna ilişkin beyanda bulunan kişinin adı ve soyadının yazılmadığı, kim olduğuna dair hiçbir bilginin belirtilmediği anlaşılmakla tebligatın bu haliyle Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. maddeleri gereğince usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. O halde borçluya usulüne uygun duruşma günü tebliği bulunmadığından mahkemece, borçlunun duruşmada hazır olmadığından bahisle dosyanın işlemden kaldırılması ve devamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir....
Söz konusu adreste davalıya tebligat yapılamayınca mahkemece zabıta araştırması istenmiş ve zabıtaca adres tespit edilemediğinden ilanen tebligat yoluna gidilmiştir. Dosyanın incelenmesi sonucunda zabıtanın, "telefon numaralarından" hareketle bir araştırma yapmadığı gibi, hapse girip çıktığı anlaşılan davalı hakkında kendi kayıtlarını da incelemediği anlaşılmaktadır. Yetersiz zabıta araştırmasına dayanılarak ilanen tebligat yoluna başvurulması usulsüz olduğu gibi, resmi merciler önünde adres bildirmiş olan davalıya 35. maddeye göre tebligat yapılmasının düşünülmemesi de doğru değildir. Karar davalıya usulen tebliğ edilmediğinden temyiz istemi süresindedir. Dava dilekçesi ve duruşma günü davalıya usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş ve taraf teşkili sağlanmamıştır....
Davalı vekilinin 13/12/2022 tarihli kesinleşmenin kaldırılması talepli dilekçesinde özetle; davanın yapılan yargılama sonucu kesinleştiğini ancak yargılamadaki birtakım usulsüzlükler nedeniyle işbu kesinleşme işlemi hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi gerekirken esasa girilerek karar kurulduğunu, dava şartı olan arabuluculuğun yerine getirildiğinin kabulü mümkün olmadığını, yargılama esnasında yapılan tüm tebligatlar usulsüz olduğunu, iş bu usulsüzlüğün giderilerek istinaf haklarını kullanabilmeleri için gerekçeli kararın vekil sıfatıyla taraflarına tebliğini talep ettiklerini, müvekkili şirketin faal durumda olmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde dava sürecinden haberi olmadığını, kendini savunamadığını, davacının iddialarına cevap veremediğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edildiğini, hukukî dinlenilme hakkına aykırılık bir istinaf gerekçesi ve temyizde de bozma sebebi olduğunu...


