ın ikamet adreslerine 24.08.2010 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre gerekçeli kararın tebliğ edildiği, daha sonra sanık ...'a talebi üzerine kararın 07.07.2011 tarihinde cezaevinde kendisine bizzat tebliğ edildiği, sanık ...'ın 08.07.2011 tarihinde hükmü temyiz ettiği, Mahkemece dilekçenin aynı dosyada sanık olan ... tarafından 18.03.2010 tarihindeki temyizi üzerine Yargıtaya gönderilen dosyaya eklenmek üzere gönderildiği, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... hakkında tebliğname düzenlendiği, sanık ... hakkında ise tebliğname düzenlenmediği, sanık ...'ın adresine tebliğ yapıldığı tarihte cezaevinde olduğu ve tebliğin usulsüz olduğu, 08.07.2011 tarihindeki temyizinin de süresinde olduğunun anlaşılması karşısında, sanık ...'ın temyiz talebine yönelik tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 14.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne, alacaklının takibi devam ettirebilmesi için borçlu vekiline de ödeme emri tebliğ ettirmesi gerektiğine karar verilmiştir. Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I....
bu talebi inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olması karşısında, mahkemenin sanık hakkında 03/06/2014 tarihli ek kararın hukuki değerden yoksun bulunduğu kabul edilip bu karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede, Sanıkların duruşmada bildirdiği en son adresine tebliğe çıkartıldığı, dosya kapsamına göre, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 ve Tebligat Tüzüğü'nün, 28.maddeleri uyarınca, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması ve yaptığı bu araştırma sonucunda muhatap ve onun adına tebligat yapılabilecek kimseler o adreste bulundukları halde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar ve ihtiyar heyeti veya meclis azasından birine veyahut...
Somut olayda, taşınmazın satış ilanı, şirket yetkilisi bulunmadığından daimi çalışan ... imzasına tebliğ edilmişse de, Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligat usulsüzdür. İİK'nun 127. maddesi uyarınca borçluya satış ilanının tebliğinin yapılmamış ya da usulsüz yapılmış olması başlı başına fesih sebebidir. Öte yandan satışın ulusal bir gazetede ilan yapılması halinde ilan yapılan gazetenin satış talep tarihinde tirajının 50.000 üzerinde olması zorunludur. Bu durumda mahkemece satış ilanının yapıldığı gazetenin tiraj durumu araştırılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi satış ilanının tebliğ işlemi usulsüz olduğu halde ihalenin feshi isteminin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda sanığın yokluğunda verilen hükmün öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresin bilinen en son adres olduğu kabul edilerek tebliğ edilmesi gerektiği halde; MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince 16/01/2015 tarihinde yapılan tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanık ...'...
İstinaf Sebepleri Davacı vekilince, mahkemece yapılan değerlendirilmede tüzel kişi, ile gerçek kişi arasındaki farkın gözetilmediğini, şirket adına vekaletleri olmadığını, ödeme emrini alan Işıl İçer'in müvekkili firmada çalışmadığını, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, daha önce açtıkları ihalenin feshi davalarının bu nedenle kabul edildiğini, tüm tebliğ işlemlerinin bu nedenle usulsüz olduğunu, 2020 yılında alınan bilirkişi raporunun esas alındığını belirterek ve dava dilekçesi içeriğindeki iddialarını tekrarla kararın kaldırılması talep edilmiştir. C....
Ayrıca Tebligat Yönetmeliği'nin 79. maddesinde; 7201 sayılı Yasa'nın 21/2. maddesine göre çıkarılacak tebligatların açık mavi renkli zarflarla yapılacağının belirtilmesi bu usulün hemen başvurulacak bir yol olmadığı, istisna olarak ve belirli şartların oluşması halinde başvurulacak bir tebligat şekli olduğunu da göstermektedir. Dava konusu olayda; mahkemece tespit edilen... adresine çıkartılan tebliğ zarfının üzerinde "... adresi" şerhi yazılmak suretiyle imzası alınmaksızın komşusuna haber verilmek ve evrakın mahalle muhtarına verilmesi suretiyle gerekçeli kararın tebliğ edildiği görülmüştür. Bu durumda, sanığa yapılan tebligat usulsüz olduğundan, öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olması nedeniyle, süre yönünden temyizin reddine dair ek kararın kaldırılması suretiyle hükmün esastan incelenmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum....
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:Dava, -------- esas sayılı icra dosyasındaki takip yönünden davacı tarafın davalı tarafa borcu bulunup bulunmadığına dair 3.kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır.Dosyada, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi ara kararla değerlendirilmiştir.Tüm dosya kapsamından, her ne kadar davacı tarafça menfi tespit talepli dava açılmış ise de, davacı vekili tarafından sunulan 03/08/2023 tarihli dilekçe ile,--------- esas sayılı dosyasında, tebligat işleminin usulsüz olduğuna karar verilmesine bağlı olarak davanın konusuz kaldığının beyan edildiği anlaşılmakla konusuz kalan dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.Öte yandan her ne kadar dava konusuz kalmış ise de; 6100 sayılı HMK 331 maddesi gereği davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinden sorumluluğun doğması gerektiği, iş bu dosya davacısının, -------- esas sayılı dosyasında davacı olduğu ve mahkemece, icra dosyasındaki tebligat işleminin...
Tebligat savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.12.2009 tarih ve 2009/12-563 E. 2009/600 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, icra takibinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, itirazların yapılabilmesi ve takibin süratle sonuçlandırılabilmesi, ancak tarafların icra takibinden usulünce haberdar edilmesi ile mümkündür. Takip borçlusunun, hangi icra dairesinde aleyhine takip bulunduğunu, hakkındaki taleplerin nelerden ibaret olduğunu bilmesi ve varsa itirazlarını zamanında ve doğru merciiye yöneltebilmesi usulüne uygun olarak yapılacak tebligat ile sağlanabilir. Ödeme tebliğinin usulsüz olduğu ve öğrenme tarihine göre düzeltilmesi talebi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 16. maddesine göre şikâyet niteliğinde olup, şikâyetin aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde yapılması zorunludur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Temyiz süresine ilişkin eski hale getirme talebi ile birlikte hükmün temyizi niteliğindeki taleplere yönelik inceleme görevi 5271 sayılı CMK'nın 42/1 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 311. maddesi hükmüne göre Dairemize ait bulunduğundan sanığın yokluğunda verilen incelemeye konu hükmü sanığın bilinen en son adresinin mernis adresi olması durumunda öncelikle Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkarılması gerekirken yokluğunda verilen kararın sanığa, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre aynı zamanda da MERNİS adresine doğrudan tebliğ edilmesi sebebiyle yapılan tebliğin usulsüz olduğu, sanığın öğrenmekle yapmış olduğu temyiz...


