WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/247 Esas sayılı dosyasında borçlunun ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu ve tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, kararın dairemizin 17.03.2015 tarih ve 2014/31359 Esas 2015/6174 Karar sayılı ilamı ile tebligatın usulsüz olduğu ve muttali olunan tarihin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece hükme dayanak yapılan ...11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/247-334 Karar sayılı ilamının sonucunun beklenmesi, tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken, mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi maddi hataya dayalı olup, borçlunun karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir....

Borçlu vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Mahkemece, bozma ilamı gereğince borçlunun şikayet dilekçesinde belirttiği icra emri tebliğinin usulsüz olması nedeniyle hacizlerin kaldırılması talebi hakkında da bir karar verilmesi gerekirken olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir. Bozmaya uyulduğu halde, gereklerinin yerine getirilmemiş olması ve bozma ilamı doğrultusunda karar tesisi için hükmün yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK'nun 366 ve HUMK/nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Somut olayda, ödeme emrinin, ilk olarak borçlunun takip talebinde gösterilen (bilinen) adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak bilâ tebliğ iade edildiği, bu kez alacaklının talebi ile mernis adresine, mernis ibaresi yazılmadan tebligat çıkarıldığı, tebligatın iade döndüğü, bu adresin borçlunun bila tebliğ iade edilen ve takip talebinde belirtilen adresten farklı bir adres olduğu, sonrasında mernis adresine çıkartılan tebligat evrakında, sadece adresin başında “mernis adresi” ibaresinin yazılı olduğu, bu şerh dışında, tebligatı çıkaran mercii tarafından TK'nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında; “adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair meşruhat” verilmediği, dolayısıyla yapılan tebligatın, TK'nun 23/1-8. ve Tebligat Yönetmeliğinin 16/2. maddelerine aykırı olup usulsüz olduğu anlaşılmaktadır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen 13/10/2010 tarihli hükümler ile sanık hakkındaki hapis cezalarının TCK. 50. maddesi gereğince seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verildiği, hükmedilen yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin bildirilmesi üzerine dosyanın yeniden ele alınarak 27/02/2014 tarihli karar ile hapis cezalarının aynen infazına karar verildiği ve sanığın temyiz talebi üzerine dosyanın temyiz incelemesine gönderildiği, bu karara karşı esasen itiraz yoluna başvurulabileceği, ancak Mahkemenin 13/10/2010 tarihli kararının sanığın cezaevinde olduğu 06/12/2010 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligat ile usulsüz olarak kesinleştirildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemece dosyanın yeniden ele alınması ve 27/02/2014 tarihli hükmün kurulması şeklindeki işlemlerin yok hükmünde olduğu kabul edilerek, sanığın 29/05/2013 tarihli temyiz dilekçesinin...

adresine tebligat yapıldığı, bunun usulsüz bir tebligat olup davanın süresinde açıldığı öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi … 'un Düşüncesi: Dava konusu nihai işlem davacı vekilinin gösterdiği adrese tebliğ edilmediğinden davacı vekilinin öğrenme tarihi esas alınarak açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır. Bu nedenle idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı … 'ün Düşüncesi : Davacıya ait işyerinin iki ay içinde Sanayi bölgesine taşınmasına ilişkin işlemden doğan davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava konusu işlemle kaldırılması istenen işyeri davacı şirketin … ilindeki irtibat bürosudur....

Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. (Değişik son cümle: 19/3/2003-4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır." hükmünü içermektedir. Bu durumda muhatabın geçici olarak tebligat evrakında yazılı adreste bulunmaması halinde muhatabın geçici olarak başka bir yerde olduğu ve bu durum hakkında beyanda bulunanın adı ve soyadının da tebliğ mazbatasına yazılması gerekmektedir. Aksi halde tebligat usulsüz olacaktır. Mevzuat hükümlerine aykırı olarak usulsüz tebliğ halinde ise, tebligat gerçekleşmemiş sayılmaktadır. Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanması için çıkarılan tüzüğün hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir....

Öte yandan, usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğunu beyan ettiği ''12.06.2014'' tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine ve usulsüz tebligat neticesi takibin kesinleştirilmesinden sonra borçlunun gayrimenkullerine uygulanan haciz işlemi var ise bunların kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi SUÇ : 5846 sayılı yasaya aykırılık HÜKÜM : Asıl karar yönünden hükümlülük ve müsadereye, ek karar yönünden zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 5271 sayılı CMK.nun 42/1.maddesi uyarınca eski hale getirme isteği hakkında karar verme görevi bulunmayan yerel mahkemenin 03.04.2013 tarih ve 2005/51 E. 2006/1042 K. sayılı müteferrik kararı hukuken geçersiz ve yok hükmünde kabul edilip kaldırılarak sanık müdafiinin eski hale getirme isteminin incelenmesinde; Sanık müdafiinin sanığın yokluğunda verilen kararı daha önce usulüne uygun tebligat yapılmayan adresine 7201 sayılı kanunun 35.maddesi uyarınca usulsüz tebligat yapıldığından, eski hale getirme talebi yerinde görülerek ıttılaya binaen yapılan temyiz isteği süresinde...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Parada sahtecilik HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanığa Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan gerekçeli karar tebligatının, bu adreste daha önceden yapılmış bir tebligat bulunmaması nedeniyle usulsüz olduğu anlaşılmakla; temyiz süresinin kaçırılması nedeniyle eski hale getirme isteminde karar verme yetkisinin 5271 sayılı CMK.nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Dairesine ait olduğu gözetilmeden, sanığın 10.02.2014 tarihli eski hale getirme ve temyiz talebi üzerine, .......

Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25.07.2005 gün ve 2004/649 Esas, 2005/959 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafindan istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Yokluğunda verilen gerekçeli kararın sanığa tebliğinin, ikâmet adresi dosya kapsamında bulunmasına rağmen daha önce de tebligat yapılamayan iş adresine, doğrudan Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılması usulsüz olduğundan, sanığın eski hale getirme isteği öğrenme üzerine ve süresinde temyiz talebi kabul edilerek yapılan incelemede; Sanığa isnat olunan suça öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle, 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 19.08.2003 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle...

UYAP Entegrasyonu