WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Ne var ki, mahkemece; karşı tarafın temyiz dilekçesinin tebliği için davacı vekiline çıkartılan tebligatın sekreterine tebliğ edildiği ve vekilin tebligat sırasında büroda bulunup bulunmadığı hususunun tebligat evrakına yazılmadığı, diğer bir anlatımla geri çevirme kararı üzerine yapılan tebligatın da usulsüz olarak tebliğ edildiği belirlenmiştir.Şu durumda mahkemece; karşı tarafça verilen temyiz dilekçesinin tebliği için davacı vekiline çıkartılacak olan tebligat evrakına, usulsüz tebliğe neden olan hususlar ile bu duruma sebebiyet veren tebliğ memuru hakkında suç duyurusunda bulunulacağı hususlarının yazılması ve temyiz süresi beklenildikten sonra temyiz incelemesinin geciktirilmesine daha fazla sebebiyet verilmeden Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava dilekçesinde davacı vekili, müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davasında yargılama sırasında, davacıya Tebligat Yasasının 35.maddesince usulsüz tebligat yapılarak davanın kabul edildiğini ve kararın da yine Tebligat Yasasının 35. maddesince yapılan tebligat sonucu kesinleştirildiğini, davacının yapılan yargılamadan haberdar olmadığını ileri sürerek mahkemenin 2004/1323 Esas - 2005/526 sayılı kararının kaldırılarak yargılamanın yenilenmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüyle sözü edilen kesinleşmiş kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri sayılmış olmakla, davacının ileri sürdüğü usulsüz tebligatın yargılamanın iadesi sebebi olamayacağı ancak mahkeme kararına karşı tebligatın usulsüz olması nedeniyle süresinde temyiz isteminde bulunabileceği hususu...

TK'nun 35. maddesine göre borçlu şirketin ticaret sicili adresine tebligat yapılabilmesi için, bu adrese daha önce bir tebligatın çıkarılması, borçlu şirketin adresten taşınması veya adresin kapalı olması nedeni ile tebligatın yapılamamış olması gerekir. Somut olayda ise, bila tebliğ edilen tebligat adresi, ticaret sicil adresinden farklı olduğundan TK'nun 35/4. maddesine göre çıkarılan tebligat usulsüzdür. 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince; tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihinin aksi ise, ancak resmi veya borçlu tarafından ikrar edilmiş bir belge ile kanıtlanabilir. O halde mahkemece; borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olması nedeniyle şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, istemin reddine yönelik hüküm tesisi isabetsizdir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğine dair şikayete ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK’nın 16. maddesi, Tebligat Kanunu'nun 10, 21/1 ve 21/2. maddeleri, Tebligat Kanunu Yönetmeliği ilgili maddeleri 3. Değerlendirme Borçlunun adres kayıt sistemine (MERNİS) kayıtlı olan adresine çıkartılan tebligatın 27.07.2019 tarihinde '' Adresten ayrılmış olup, Yeni adresi bilinmiyor....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : TCK'nın 155/2, 52, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; 30/12/2013 tarihinde yokluğunda verilen hükmün sanığın savunmasında bildirmiş olduğu adresine tebliğe çıkartıldığı ancak tanınmaması gerekçesi ile tebligatın iade edildiği, bunun üzerine sanık hakkında adres araştırması yapılmadan daha önce usulüne uygun tebligat yapılmamış olan adrese doğrudan 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat çıkarılmış olması nedeniyle mahkumiyet hükmünün tebliğine ilişkin 24/02/2014 tarihli tebligat işleminin usulsüz olduğu, ancak sonrasında sanık müdafiinin 08/07/2014 havale tarihli dilekçesinde yapılan tebligatın usulsüz olduğunu belirtmiş olması dolayısıyla kararı usulsüz tebliğe rağmen öğrenmiş olduğu anlaşılmakla; sanık...

ın yokluğunda verilen hükümlerin sorgularında bildirdiği adreslere Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemlerinin, aynı adreslere daha önce tebligat yapılmaması nedeniyle usulsüz olup hükümlerin henüz kesinleşmediği anlaşıldığından, sanıkların adresleri araştırılıp ve 11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile Tebligat Kanununda yapılan değişiklikler de gözetilerek, usulünce tebligat yapılıp belgesinin; verilmesi halinde temyiz dilekçelerinin eklenmesinden ve bu dilekçeler ile ilgili ek tebliğname düzenlenmesinden sonra dosyanın iadesinin temini amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....

nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup, tebligatı çıkaran mercii tarafından söz konusu şerh verilmeden tebliğ memuru tarafından T.K.'nun 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağı açıktır. Yine Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Bu maddenin uygulanabilmesi için usulsüz de olsa yapılmış bir tebligat bulunmalıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 E. - 1991/344 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere “..usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” Muhatap, şikayet dilekçesinde öğrenme tarihi bildirmemiş ise, en geç şikayet tarihinde usulsüz tebligatı öğrendiğinin kabulü gerekir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte, borçlu şirketin, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılan adreste faaliyet göstermesine rağmen ilk gönderilen örnek (7) numaralı ödeme emri tebligatının bila tebliğ dönmesinin usulsüz olduğunu bu nedenle de Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılmasının da usulsüz olduğunu ve tebligattan 20.05.2014 tarihinde haberdar olduğunu ileri sürerek, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine...

Mühendislik ...” adresinde dava dilekçesi tebliğ edildiği, gerekçeli karar ile davacının temyiz dilekçesinin ise “Yapı İşleri Genel Müdürlüğü ...” adresine gönderilerek bila tebliğ döndükten sonra aynı adreste 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre usulsüz olarak tebligat yapıldığı anlaşıldığından, adı geçen davalıların daha önce tebligat yapılan “... Mühendislik ...” adreslerine gerekçeli karar ile davacının temyiz dilekçesinin tebliği, tebligatların bila tebliğ dönmesi halinde aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre usulünce tebligat yapılması, b-Davalılardan ...'ın “... ve ......

Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır (HGK'nun 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 E. - 1991/344 K. sayılı kararı). Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için usulsüz de olsa bir tebligatın varlığı ön koşuldur. Eş söyleyişle, henüz ortada usulüne uygun olmayan bir tebligat dahi bulunmazken, böyle bir tebligatın gönderileceği öğrenilmiş olsa bile, bu şekilde sonraki bir tarihte yapılacak tebligata muttali olunduğunun kabulüne olanak yoktur. Usulsüz tebligatın yapıldığı tarihten sonraki bir tarihte gerçekleşen ıttıla ile ancak bu tebligat geçerli sayılabilecektir. Diğer taraftan, usulsüz tebligata ilişkin şikayetin, İİK.nun 16/1. maddesi uyarınca borçlunun tebligatın usulsüzlüğünden haberdar olduğu tarihten itibaren 7 günlük süre içerisinde icra mahkemesine bildirilmesi gerekir. Somut olayda, borçluya 18.09.2015 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği görülmektedir....

UYAP Entegrasyonu