Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının haciz ihbarnamelerinin kendisine usulsüz tebliğ edildiğine ilişkin icra hukuk mahkemesine memur işlemini şikayet davası açtığına ilişkin bir iddia olmadığı gibi UYAP'ta kayıtlı bir dava da bulunmadığı, bu durumda davacıya İİK'nın 89. maddesince çıkartılan haciz ihbarnamelerindeki adreslerin davacının bilinen adresleri olduğu, keza üçüncü haciz ihbarnamesinden sonra yasal 15 günlük süre içerisinde eldeki menfi tespit davasını açtığı da nazara alınarak haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğine ilişkin davacı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, öte yandan borçlu Acaroğlu Termal Turizm... Ltd. Şti'nin yazı cevabında ticari defterlerinin adresinin bildirilmiş olduğu, alınan SMMM bilirkişi raporuna göre, dava dışı borçlu Acaroğlu Termal... Ltd....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 19.01.2015 tarih ve 2014/33791 Esas, 2015/955 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :Borçlunun, diğer şikayet nedenlerinin yanında, taşınmaz satış ilanı tebliğ işleminin de usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmıştır.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesinde ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir'' hükmü yer almaktadır....
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Diğer yandan HGK'nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "....usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir." Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. HGK'nun 12.2.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan ettiği tarihin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez....
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davaya konu olan icra dosyasında gönderilen ödeme emri iptal edilmiş olduğundan dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından İzmir 8.İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını ancak takibe dayanak teşkil eden belgelerin müvekkiline hiç tebliğ edilmediğini, gerek icra dosyasında, gerek huzurdaki davada, gerekse de davacı tarafından çekilen ihtarnamede takibe ve davaya konu olan dayanak belgelerin müvekkiline tebliğ edilmediğini, İzmir 8.İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası kapsamında müvekkiline dayanak belgelerin tebliğ edilmemesine istinaden memur muamelesinin şikayet edildiğini, İzmir 1.İcra Hukuk Mahkemesi .../... esas sayılı dosyasında kurduğu karar ile ödeme emrinin tebliği işlemini usulsüz bularak iptal ettiğini, iptal edilen ödeme emri tebliği işlemi sonrası yapılan tüm icra işlemleri geçersiz hale geldiğini, iptal edilen ödeme emri sonrasında çıkartılmış tebligat...
İstinaf Sebepleri İstinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek dava konusu kararın müdürlüğün 10.07.2019 tarihli kararı olduğunu, davanın süresi içinde açıldığını, kararın kaldı ki süresiz şikayete tabi olduğunu, mahkemece şikayetin takip borçlusuna tanınan bir hak olması sebebiyle reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, hukuki yararı bulunmak koşulu ile 3. kişilerin de şikayet hakkına sahip olduğunu, hisselerin çıplak pay niteliğinde olup, haczin İİK'nın 94. maddesi gereğince yapılması gerektiğini, ilgili 3. kişiye ihbar edilerek ve şirket pay defterine işlenmesi gerektiğini, haczin müvekkiline bildirilmediğini, müvekkil şirket hisseleri üzerine konulan haczin usulsüz ve kanuna aykırı olduğunu, uyuşmazlığın çıplak pay haczinin ne şekilde olacağı ve tebligatın haciz tesisi açısından kurucu unsur olup olmadığı noktasında birleştiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının yasaya aykırı kısmının ortadan...
Ödeme tebliğinin usulsüz olduğu ve öğrenme tarihine göre düzeltilmesi talebi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 16. maddesine göre şikâyet niteliğinde olup, şikâyetin aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde yapılması zorunludur. Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas 1991/344 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “..usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172 E.-107 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez....
Borçlulara örnek 6 numaralı icra emirlerinin gönderilmesi üzerine, şikayete gelen borçlular vekili, müvekillerinin alacaklı ...Pınarhisar Şubesi ile uzun yıllardır kredi ilişkisi olduğunu, bu nedenle ipotekler verdiklerini, kullandıkları kredileri düzenli olarak ödediklerini ve banka yetkililerince kendilerine krediden kaynaklanan herhangi hak ve alacakları kalmadığı yönünde belge dahi verildiğini, müvekkillerinin ipoteğin terkin işlemini yaptırmamaları hususunun Bankaca kullanılarak borç kapatıldıktan sonra 09.05.2011 tarihinde haksız takip başlatıldığını, davalı Banka nezdinde bir çalışanın usulsüzlüğü gündeme gelince, müvekkilerinin de hesaplarını kontrol ettiğinde, bu şahsın kendileri adına birden fazla kredi kullandırdığını tespit ettiklerini ve bu durumu bildirerek gönderilen ihtarnamelere itiraz ettiklerini, ayrıca belirtilen şahıs hakkında, Banka'ca usulsüz kredi kullandırdığından yasal süreç başlatıldığını, İİK 150/ı koşulları bulunmadığından takibin iptalini istemiştir....
Anılan yasal düzenleme uyarınca,ödeme emri tebliğ edilmeden ya da takip kesinleşmeden yapılan hacizler geçersizdir. O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğunu beyan ettiği ''06.06.2014'' tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine ve belirlenen bu tarihe göre usulsüz tebligatla kesinleştirilen takip ile ilgili olarak konulan hacizler de bu aşamada takip kesinleşmeden önce konulmuş sayılacağından borçlunun kayden maliki olduğu taşınmazlara haciz uygulanmasına yönelik 12.05.2014 tarihli icra müdürlüğü kararı ile anılan karar doğrultusunda konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
O halde itirazın kaldırılması davası neticesinde hükmedilen bu alacak kalemleri için, borçluya icra emri gönderilmeden, icra müdürlüğünce, bu alacak kalemleri de dahil edilerek tahsil harcı hesabı yapılması usulsüz olup, anılan bu şikayet yönünden de istemin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ: Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17/06/2014 tarih ve 2014/15277 E.-2014/17614 K. sayılı onama kararının yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
edilmeden ya da usulsüz tebligatla yapılan ihalenin feshi gerektiğini, ilgililer ve dosya alacaklılarının tümüne usulüne uygun tebligat yapılmadığını, satış ilanının borçlulara usulsüz olarak tebliğ edildiğini, kıymet takdiri raporunun da usulsüz tebliğ edildiğini, müvekkilinin itiraz hakkının engellendiğini, kıymet takdiri kesinleşmeden satışın yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, ayrıca ihalenin şeffaf koşullarda gerçekleştirilmediğini ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir....


