Maddeden de anlaşılacağı üzere gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olmasıdır.7201 Sayılı Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu'nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas-1991/344 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “...usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir”. Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir....
Bu durumda borçlunun usulsüzlüğünü iddia ettiği tebliğ işlemini beyan ettiği 10.04.2015 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekeceğinden bu tarihe göre şikayetin İİK.nun 16. maddesinde öngörülen sürede olmakla mahkemece tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Buna göre; tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmama sebebini, adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden ve bilgisine başvurulan fakat mazbata üstündeki ismi net okunamayan kişinin anılan durumdan net olarak bilgisinin olup olmadığını sorgulamadan, yapılan açıklama ile yetinerek ödeme emrini muhtara tebliğ etmiş ve 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması ile tebliğ işlemini tamamlamıştır. Bu durumda, anılan tebligatın yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca usulsüz olduğu açıktır. O halde mahkemece, borçluya ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediği ve şikayet tarihinin ödeme emrine muttali olunduğu beyan olunan 29.04.2016 tarihi olarak kabul edileceği ve haliyle şikayetin süresinde yapıldığı hususları dikkate alınmak suretiyle davanın esasına girilerek olumlu ya da olumsuz karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. İhalenin feshini isteyen borçlunun, icra mahkemesine başvurusunda, satış ilanının usulsüz tebliğ edildiği iddiasına dayandığı ve tebligatın usulsüz yapıldığına ilişkin şikayette, HGK'nun 07.04.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispat edilebileceğinden ve şikayette, bizzat borçluya tebliğ edildiği belirtilen satış ilanı tebligatının yapılmadığı ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu husus araştırılarak ve gerektiğinde tebligat mazbatasındaki imza üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tâbi olmasıdır....
Kan. 21. madde gereğince ... mahalle muhtarlığına tebliğ edilip iki nolu haber kağıdı kapısına yapıştırıldı, komşusu ... haber verildi” şerhi ile tebliğ işleminin yapıldığı görülmüştür.Bu durumda, satış ilanı tebliğ evrakları üzerinde; tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından T.K.'nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; dağıtıcının tebliğ işlemini T.K.'nun 21/2. maddesi uyarınca yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle, sözü edilen tebligatların usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi ise başlı başına ihalenin feshi sebebidir.O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu şirkete çıkarılan satış ilanı tebligatının 25.01.2021 tarihinde iade edildiği, 01.02.2021 tarihinde ise TK 35'e göre tebliğ edildiği, borçlu şirkete çıkarılan kıymet takdir raporunun 10.03.2020 tarihinde iade edildiği, 17.08.2020 tarihinde ise TK 35'e göre tebliğ edildiği, borçlu ... şirketine bila tebliğ iade dönen adres ile TK'nun 35'inci maddesine göre tebliğ yapılan adreslerin aynı olması, aynı zamanda tebliğ olunun adresin davacı borçlu şirketin dava dilekçesinde belirttiği adres olması nedeniyle TK'nun 35'inci maddesine göre yapılmış olan tebliğ işleminin geçerli olduğu, borçlunun satış ilanı ve kıymet takdir raporunun usulsüz tebliğ edildiğine yönelik iddiasının yerinde görülmediği, borçluya kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğ edildiği halde süresi içinde bu işlemlere karşı şikayet başvurusunda bulunulmadığından dava dilekçesinde ileri sürülen bu hususların ihalenin feshi...
Uyuşmazlığın, vergi hatası dışında maddi olayların değerlendirilmesi ve irdelenmesini gerektiren hukuksal bir sorun olarak ortaya çıkması ve yorumu gerektirmesi durumunda düzeltme ve şikayet yoluyla yapılan başvurunun reddi üzerine açılacak davalarda tarhiyatın esasına yönelik iddiaların incelenmesine olanak yoktur. Düzenlenen vergi inceleme raporunda dönem matrahının hesaplanma şekline yönelik yükümlü iddiaları, ancak, vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliği üzerine vergi mahkemesinde tarhiyata karşı açılacak davada incelenebilecek nitelikte olup, olayda 213 sayılı Yasanın 116., 117. ve 118. maddeleri kapsamında bir vergi hatası, hesap hatası veya vergilendirme hatası bulunmadığından, düzeltme ve şikayet yoluyla yapılan başvurunun reddine ilişkin Maliye Bakanlığı işlemini iptal eden mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, .... Vergi Mahkemesinin ......
ün 23.05.2016 tarihli azilname ile azledilmiş olduğu, bu nedenle bu tarihten sonra bu vekile yapılan tebligat ile borçlu asilin bu takipten de haberdar olduğunun kabulünün yerinde olmadığı, diğer yandan o takip dosyasına ilişkin borçlu adına ihalenin feshi davası açılmış olmasının da borçlunun bu takipten de haberdar olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, şikayet konusu takip dosyası bakımından borçlunun takipten beyan ettiği tarihten öncesinde haberdar olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı, bu nedenlerle borçlunun usulsüz tebliğ işlemini öğrendiğini beyan ettiği 18.11.2021 tarihinin öğrenme tarihi olarak kabulü gerektiğ, mahkemece, ödeme emri tebliğ işlemine yönelik şikayetin kabulü ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca ödeme emri tebliğ tarihinin 18.11.2021 tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK'nın 103. maddesine ilişkin davetiyenin borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adresine çıkartıldığı ve TK'nın 21/1 maddesine göre 06.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini, adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden ve bilgisine başvurulan ismi açıkça yazılmayan kişinin anılan durumdan net olarak bilgisinin olup olmadığını, hangi sıfatla ( komşu, kapıcı vs.) beyanda bulunduğunu sorgulamadan ve durumdan haberdar edilen ve adı tam olarak okunamayan kişinin sıfatı (komşu, kapıcı vs.) belirtilmeden muhtara tebliğ ederek ve 2 nolu fişi kapıya yapıştırarak tebliğ işlemini tamamladığı, bu nedenle sözkonusu tebligatın TK'nın 21/1. ve Yönetmeliğin 30. maddesi gereğince usulsüz olduğu, meskeniyet şikayeti yönünden İlk Derece Mahkemesince hükme esas...


