Salt zilyetliğe dayanan kişiler ise, TMK'nin 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerinden yararlanarak zilyetliğin korunması davası açabilirler. Dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinde, fen bilirkişi raporunda A, B ve C harfiyle gösterilen dava konusu yerler 1997 yılında ifrazen oluşan 131 parsel sayılı taşınmaz içerisindeyken, imar uygulaması sonucu 101 ada 2 parsel, 102 ada 2 parsel ve imar yolunda kalmıştır. Davacının ve davalının söz konusu parsellerde payı bulunmamaktadır. Eldeki dava zilyetliğin tespiti ve korunması isteğine ilişkindir. Davacının ne ayni ne de kişisel ... söz konusu olmadığına göre, uyuşmazlığın zilyetliğin korunmasına yönelik TMK'nin 981 vd. maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Zilyetliğin korunmasına ilişkin davalarda da görev sulh hukuk mahkemesine aittir....
Noterliği'nin 06.02.1984 tarih ve 4394 yevmiye sayılı zilyetliğin devri sözleşmesiyle davalı tarafından satın alındığını, davalının satın aldığı taşınmaz üzerindeki gecekonduyu yıkarak üzerine mevcut binayı inşa ettiğini, inşa edilen bodrum, zemin ve normal katlardaki bağımsız bölümlerin bir kısmını davacı ve dava dışı Saniye'ye haricen satmasına rağmen çatı katını uhdesinde bıraktığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK'nun 981, 982 ve 983. maddeleri mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMK'nun 973. maddesinde zilyetlik “bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” biçiminde tanımlanmıştır. TMK.nun 982 ve 983.maddelerinde zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur....
Açıklanan tüm bu bilgiler ışığında görülmekte olan davadaki üstün zilyetlik hakkının belirlenmesine ilişkin delillerin irdelenmesine gelince; dosyada mevcut teknik bilirkişinin 09.07.2010 tarihli rapor ve krokisinde kırmızı renkle gösterilen dava konusu parsel dahilinde bulunan toplam 180 m2 taşınmaz bölümünün 10-15 yıldır davalıların zilyetliğinde bulunduğu yerel bilirkişi ve taraf tanıkları tarafından bildirilmiştir. Davacı taraf da, dava dilekçesinde elatmanın 7-8 yıldır devam ettiğini belirtmiştir. Bu açıklamalar karşısında nizalı taşınmaz bölümünde davalıların üstün zilyetliğinin varlığının kabulü gerekir. Kaldı ki, TMK.nun 984.maddesi hükmüne göre, gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayıp iki ay ve herhalde bir yıl geçmekle düşer....
O halde davacının talebine ilişkin incelemenin TMK'nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi'nde usulüne uygun yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için ‘dava dilekçesinin görev yönünden reddi’ yerine, yazılı şekilde davanın esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bu itibarla yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünüldüğünden, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşlerine katılmıyoruz....
Dava; TMK'nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz, orman niteliğinde Hazine adına kayıtlı olan bir yerdir. Kural olarak; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan orman vasfındaki taşınmazlara ilişkin olarak Hazine ya da Orman İdaresi hasım gösterilmek suretiyle zilyetliğin korunması istenilemez. Ancak somut olayda dava; kayıt maliki Hazine ya da Orman idaresine değil, taşınmazı kiralamak suretiyle kullanan davalı şirkete yöneltilmiştir. Başka bir anlatımla, taşınmazın mülkiyeti davanın tarafları arasında uyuşmazlık konusu yapılmamıştır....
Bilindiği üzere ve kural olarak, taşınmaza zilyet olanlar tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nun 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, salt zilyetliğe dayanan kişiler ise TMK'nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerinden yararlanarak zilyetliğin korunması davası açabilirler. Eldeki dava zilyetliğin tespiti ve korunması isteğine ilişkindir. Davacının ne ayni ne de kişisel hakkı söz konusu olmadığına göre, uyuşmazlığın zilyetliğin korunmasına yönelik TMK'nun 981 vd. maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Zilyetliğin korunmasına ilişkin davalarda da görev Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. (HMK. m. 4./1-c)....
Dava konusu bağımsız bölümün üzerinde bulunduğu bildirilen 25773 ada 6 parsel sayılı taşınmaz, imar uygulaması üzerine 2.3.1998 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmiş; tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın değişik 2.maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu şerh verilmiştir. TMK. nun 981 ila 987. maddelerinde düzenlenen zilyetliğe dayalı davalar ile, zilyet zilyetliğinin bir hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek, zilyetliğine müdahalenin önlenmesini isteyebilir. Ancak, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayanıldığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır (HGK.nun 25.11.2009 tarih ve 2009/8-518 Esas, 573 Karar)....
Noterliği tarafından düzenlenen 17.8.1993 tarih ve 49760 yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi sözleşmesi ile iktisap ettiğini, miras bırakan Şakir’in taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın TMK.nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerine göre çözüme kavuşturulmasının gerektiği, bu tür davaların ise HUMK.nun 8/2-3 maddelerine göre Sulh Hukuk Mahkemesinde görüldüğü gerekçeleriyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu 372 ada 6 parsel sayılı taşınmaz 18.7.1995 tarih 66 cilt nolu ve 16.1.1969 tarih 141 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak 254.42 m2 yüzölçümlü, bahçe niteliğiyle 9.4.2000 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, tutanakda 6831 sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden bulunduğu açıklanmıştır....
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nun 21. ve 22.(1086 sayılı HUMK.’nun 25. ve 26.) maddeleri gereğince Sürmene Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 07/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere ve kural olarak, taşınmaza zilyet olanlar tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nın 683 üncü maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, salt zilyetliğe dayanan kişiler ise, TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerinden yararlanarak zilyetliğin korunması davası açabilirler....


