WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Davanın TMK. nun 981 ve devamı maddelerinde yer alan zilyetliğin korunması davası olarak nitelendirilebilmesi için davacının şey (eşya) üzerinde üstün zilyetliğinin bulunması gerekir. Somut olayda, 92 sayılı parsel idari yoldan 1997 yılında Hazine adına tapuya bağlanmış, öncesinin mera niteliğindeki yerlerden olduğu açıklanmıştır. TMK.nun 6.maddesi gereğince, herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacının taşınmaz üzerinde TMK.nun 683.maddesi çerçevesinde mülkiyet hakkından kaynaklanan aynî bir hakkı bulunmamaktadır. Taşınmaz Hazineye ait olup, dava Hazineye yöneltilmiştir. Bu durumda davacının zilyetliğine üstünlük tanınamaz. Kaldı ki; davacı tapu tahsis belgesinden söz etmekle birlikte Pendik Belediyesi’nin karşılık yazısında davacı adına herhangi bir tahsis bulunmadığı bildirilmiş, davacı iddiasına dayanak olabilecek belgelerini dosyaya sunmamış ve iddiasını kanıtlayamamıştır....

Mahkemece, 2329 ada 4 sayılı parsel içinde krokide gösterilen 235.07 m2 yüzölçümlü taşınmazdaki davacının zilyetliğinin tesbiti ile davalıların bu yere yaptıkları tecavüzlerin men’ine karar verilmesi üzerine; hüküm, dahili davalılar Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, TMK.nun 981 ve devamı maddeleri gereğince çözümlenmesi gereken zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan tapu kaydına göre 2329 ada 4 sayılı parsel 3.622.297 m2 yüzölçümlü olarak “ meskun arazi niteliğiyle” Hazine adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Tescil tarihi 22.05.1995’dir. Ümraniye 1.Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün 27.03.2006 gün ve 1118 sayılı karşılık yazılarıyla eki belgelerden dava konusu parselin 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırlarının dışına çıkarılan yerlerden olduğu bildirilmiştir....

O halde, konusu TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması olan davaya sulh hukuk mahkemesi bakmakla görevlidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 29/09/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi....

O halde, konusu TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması olan davaya sulh hukuk mahkemesi bakmakla görevlidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 29/09/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi....

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22.(1086 sayılı HUMK.’nın 25. ve 26.) maddeleri gereğince Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 07.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Davanın TMK. nun 981 ve devamı maddelerinde yer alan zilyetliğin korunması davası olarak nitelendirilebilmesi için davacının şey (eşya) üzerinde fiili, ayni ve şahsi hakka dayalı üstün zilyetliğinin bulunması gerekir. Somut olayda, 92 sayılı parsel idari yoldan 1997 yılında davalı Hazine adına tapuya bağlanmış,öncesinin mera niteliğindeki yerlerden olduğu açıklanmıştır. TMK.nun 6.maddesi gereğince, herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacının taşınmaz üzerinde TMK.nun 683.maddesi çerçevesinde mülkiyet hakkından kaynaklanan aynî bir hakkı bulunmamaktadır. Taşınmaz Hazineye ait olup, bu tür davalarda davacının şahsi hakka dayalı zilyetliğine üstünlük tanınamaz. Kaldı ki; davacı tapu tahsis belgesinden söz etmekle birlikte Pendik Belediyesi’nin karşılık yazısında davacı adına herhangi bir tahsis bulunmadığı bildirilmiş, davacı iddiasına dayanak olabilecek belgelerini dosyaya sunmamış ve iddiasını kanıtlayamamıştır....

O halde, konusu TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması davası olmadığına göre uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; ... ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 15/12/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi....

Dava dilekçesi ve eki niteliğindeki harici satış sözleşmesi incelendiğinde isteğin TMK'nun 981 ve devamı maddelerindeki taşınmaz üzerinde zilyetlikten başka bir hakkı bulunmayan zilyedin açmış olduğu sırf zilyetliğin korunmasına yönelik bir dava olmayıp TMK'nun 683. maddesinde düzenlenen hakka dayanan bir dava niteliğinde bulunduğu açıktır. 6100 sayılı HMK'nun 6/c maddesinde düzenlenmiş bulunan Sulh Mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıklar taşınır ve taşınmaz mallarda sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan başka bir deyişle; TMK'nun 981 ve devamı maddelerine dayalı zilyetliğin korunmasına yönelik davalar olduğundan aynı Yasanın 4. maddesi uyarınca TMK'nun 683. maddesinden kaynaklanan hakka dayalı davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp karara bağlanması gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur....

Dosyadan, orman vasfını yitirdiği belirlenen yerlerin, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma işlemi yapıldığı ve bu yerlerde, 5831 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun Ek-4. maddesi gereğince kullanım kadastrosu yapıldığı ve davaya konu 1501 sayılı parselin Hazine adına tespit ve tapuya tescil edildiği, davacının da dava dilekçesinden, davacının, taşınmazın 1/2'sini, 1989 yılından beri taşınmaz üzerine ev yapmak suretiyle, halen zilyet olarak kullandığı, ancak taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı olarak isminin yer almadığı iddiasıyla, kullanıcı olarak tespitini ve taşınmazın beyanlar hanesine tescilini istediği, MK'nın 981 ve devamı maddeleri anlamında zilyetliğinin korunması isteminde bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde, uyuşmazlık konusu, kullanım kadastrosu sonucunda tapuya tescil edilen taşınmazın, beyanlar hanesindeki kullanıcı ismine itiraz olan davaya asliye hukuk mahkemesi bakmakla görevlidir....

dan haricen satın aldığını iddia ettiği taşınmazın adına tapuya tescil işleminin yapılabilmesi için taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin tesbitine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Türk Medenî Kanununun 981, 982 ve 983. maddeleri, mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. Bu maddelerde düzenlenen davalar ile, zilyet; zilyetliğinin bir hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek, sulh mahkemelerinde dava açar ve bu mahkemelerde uygulanan basit yargılama usûlünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir....

UYAP Entegrasyonu