Söz konusu ihtarnamenin kararın kesinleşmesinden önce düzenlendiği, ihtarnamenin alt işveren şirkete tebliğine dair dosya kapsamında bilgi veya belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Alt işverene işe iade başvurusu olduğu ileri sürülen ihtarnamenin incelenmesinden, belgenin altında sadece “Aslını Elden Aldım Av.... ibaresinin bulunduğu tespit edilmektedir. Ne var ki, işe iade davasında davalı şirketi temsil eden vekil bulunmamakta olup, işe iade kararı doğrudan davalı şirkete tebliğ edilmiştir. Bu halde, davacının işe iade yükümlüsü alt işverene yaptığı işe iade başvurusu usulüne uygun değildir. Mahkemece, aksi yönde kanaat ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.Davacının usulüne uygun şekilde işe başlama başvurusunda bulunmaması sebebiyle, 26.09.2012 tarihli fesih geçerli hale gelmiştir....
İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret, ihbar ve kıdem tazminatı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur. Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9‑232E, 2009/278K.). İşveren işe iade için başvuran işçiyi (1) ay içinde işe başlatmak zorundadır....
İşe iade davası sonunda işçinin başvurusu, işverenin işe başlatmaması ve buna bağlı olarak işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret, ihbar ve kıdem tazminatı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçeri bir feshin sonuçlarını doğurur. Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9‑232E, 2009/278K.). İşveren işe iade için başvuran işçiyi (1) ay içinde işe başlatmak zorundadır....
Sayılı davamız her ne kadar reddedilmiş olsa da İcra Hukuk Mahkemesince şekli bir inceleme yapılmış olup takibe dayanak senet işçi-işveren ilişkisi bağlamında değerlendirilmediği , takip dayanağı senet , müvekkile işe girerken teminat amacıyla imzalatıldığı , imzalı senet müvekkilden habersiz ve hukuka aykırı bir şekilde doldurulup takibe konulduğu , müvekkil ... ile alacaklı ... arasında işçi - işveren ilişkisi dışında herhangi bir hukuki ilişkisi olmadığı , bu nedenlerle ivedilikle senedin ödenmesini engeller mahiyette teminatsız veya uygun görülecek bir teminat mukabilinde ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini, senedin işçi-işveren ilişkisi kapsamında hukuka aykırı bir şekilde imzalatılıp tanzim edildiğinin tespiti ile müvekkili senede dayalı borcu bulunmadığının tespitini , davacı müvekkil lehine kötüniyetli davalı hakkında %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, ayrıca davalı taraf aleyhine olacak şekilde yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davalılar...
Dosya içeriğine göre, davacı önce Mahkeme'nin 2015/164 esas sayılı dosyasından 27.01.2015 tarihinde feshin geçersizliği ve işe iade istemli dava açmış, yargılama devam ederken bu defa Mahkemenin 2015/260 esas sayılı dosyası ile bakiye kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili istemine ilişkin alacak davasını açmıştır. İşe iade davasının açılması, feshin geçersizliğine karar verilmesi ve işçinin işe başlatılması için başvurusu halinde, geçersizliğine karar verilen fesih ortadan kalkacağından, ilk feshe bağlı olarak talep edilebilecek kıdem tazminatı alacağına hükmedilmesi mümkün değildir. Feshin geçerli sebebe dayandığının kabulü halinde, kıdem tazminatına hak kazanacak, haklı sebebe dayandığının kabulü halinde ise kıdem tazminatına hak kazanamayacaktır. Bu kapsamda, işe iade davasının sonucuna göre, feshe bağlı alacaklar hakkında devam eden bu dosyada farklı kararlar verilmesi söz konusu olacaktır....
Hizmet alımı yapma ile bu hizmetin yürütülmesi için personel (işçi) temini farklı olgulardır. Diğer taraftan, bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının hizmet alımı yaptığı şirketler aracılığı ile asıl işte çalıştırıldığını, alt işveren şirketlerle davalı arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu ve bu nedenle başlangıçtan itibaren gerçek işvereninin Toroslar... olduğunu öne sürmüştür....
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı biçimde kurulması halinde işçi gerçek işveren işyerine iade edilmeli, ancak işçinin iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacaklarından (boşta geçen en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ile birlikte işçinin süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat) muvazaalı işlemin tarafı olan gerçek veya tüzel kişi gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalıdır. Davacının, davalının işçisi olduğu 2011/676 Esas, 2011/1107 Karar Sayılı dosyasında açtığı alacak davası ile tespit edilmiş ve bu husus Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/19852 Esas, 2012/21127 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir....
Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. İşletme, işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan en önemli nedenlerden biri, alt işveren uygulamasıdır. Alt işveren uygulaması bir işletmesel karardır. Alt işverene devrin işletme gereklerine dayanan geçerli fesih nedeni olması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin 6 ve 7’nci fıkraları uyarınca geçerli ve muvazaaya dayanmayan asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması şartına bağlıdır. Kanunu’nun 2’nci maddesinde belirtilen unsurları taşımayan alt işveren uygulaması, fesih için geçerli neden kabul edilemez....
Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığında şoför olarak işe başladığını, işe başladıktan sonra farklı bir işveren üzerinden maaş aldığını, her yıl bir veya iki gün boşluklarla yenilenen gerçeğe aykırı sözleşmeler ve değişen alt işverenler sebebiyle iş kanunundan kaynaklanın yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklardan yararlanmasının önünün kesildiğini, şoförlük yapmasına rağmen sözleşmede özel güvenlik görevlisi olarak gözüktüğünü, devam eden muvazaalı iş ilişkisinin daha fazla mağduriyetine yol açtığı için muvazaalı iş ilişkisinin tespiti için başvurma zorunluluğu doğduğunu bildirerek alt işveren-asıl işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespit edilmesini, durumun İş Kanunu 2. madde 7. fıkra da belirtilen şartlar gözetilerek asıl işveren nezdinde yapmış olduğu iş korunarak özlük haklarının iade edilmesini talep etmiştir....
"İçtihat Metni" I-BAŞVURU Başvurucu avukat tarafından sunulan dilekçe ile özetle; müvekkili ... Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Özel Sağlık Ambulans ve Cenaze ... Tic. ve San. Ltd. Şti. adi ortaklığı bünyesinde çalışmış olan işçilerin açmış olduğu işe iade istemli davalarda ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde hukuk dairelerince aynı konuya ilişkin farklı kararlar verildiğini, müvekkili şirket ile ... Özel Sağlık şirketi bünyesinde Türkiye genelinde toplamda 28 işçi çalıştığını, iş güvencesi kapsamında işe iade davasının açılabilmesi için 30 işçi şartı gerektiğini, işçiler tarafından açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, nitekim ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. HD. 2018/2468-2019/492 E. K. sayılı kararında “Adi ortaklığın işveren olması durumunda birlikte işverenlikten farklı bir durum söz konusudur....


