Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ve talep edilen fark alacakların hesap yöntemi ile eda davasında tespit hükmü kurulması konularına ilişkindir. 2....
Köyünden ... ..., ... , ... ... ve 55 arkadaşı tarafından, yine tapu malikleri ... ailesi aleyhine 07.05.1952 tarihli dava dilekçesi ile 1952/42 sayılı dosyada Çiftliğe ait Eylül 1340 tarih 5 (gittisi Ocak 1962 tarih 1) nolu tapu kaydının iptali için açılan tapu iptali davası, Yargıtay bozma kararından sonra 1960/104 sayısını almış, davanın feragat ve sulh nedeniyle reddine ilişkin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.1961 gün ve 1960/104 E. 25 K. sayılı kararı 11.06.1961 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dosyada zilyet iddiası olan davacıların avukatları ...'a toplu olarak verdikleri düzenleme şeklinde vekaletname metninde tasarruf ettikleri arazilerin ... ... Vakfına ait olduğunu ve kendi adlarına tapu tescilini talep ettiklerini Noter huzurunda beyan ettikleri görülmüştür. Dava dosyasında mahkemece keşif yapıldığı ve zabıtların birlik dosyasında da mevcut olduğu görülmüştür....
Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda (6356 sayılı Kanun) öngörülen toplu iş sözleşmesi sürecinden geçilerek uygulanan bir toplu iş sözleşmesi niteliği taşımamaktadır. Bu nedenle belirtilen toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmek için sendika üyeliği şartı aranmadığı gibi bu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara 6356 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki en yüksek işletme kredisi faizi de uygulanmaz. Yapılan açıklamalara göre davacının 01.01.2019-31.10.2020 tarihleri arasındaki döneme ilişkin hesaplanan fark ikramiye alacağına bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerekirken en yüksek işletme kredisi faizi uygulanması hatalıdır....
Köyünden ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve 55 arkadaşı tarafından, yine tapu malikleri ... ailesi aleyhine 07.05.1952 tarihli dava dilekçesi ile 1952/42 sayılı dosyada Çiftliğe ait Eylül 1340 tarih 5 (gittisi Ocak 1962 tarih 1) nolu tapu kaydının iptali için açılan tapu iptali davası, Yargıtay bozma kararından sonra 1960/104 sayısını almış, davanın feragat ve sulh nedeniyle reddine ilişkin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.1961 gün ve 1960/104 E. 25 K. sayılı kararı 11.06.1961 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dosyada zilyet iddiası olan davacıların avukatları ...'a toplu olarak verdikleri düzenleme şeklinde vekaletname metninde tasarruf ettikleri arazilerin ... Valide Sultan Vakfına ait olduğunu ve kendi adlarına tapu tescilini talep ettiklerini Noter huzurunda beyan ettikleri görülmüştür. Dava dosyasında mahkemece keşif yapıldığı ve zabıtların birlik dosyasında da mevcut olduğu görülmüştür....
Gerekçe: Dava, ... tarafından yapılan olumsuz yetki tespitinin iptali istemine ilişkindir. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 42'nci maddesi gereğince, toplu iş sözleşmesi yapabilme niteliğine sahip yetkili sendika, 6356 sayılı Kanun'un 41'inci maddesinde ifade edilen ilkeler doğrultusunda, ... tarafından tespit edilecektir. 6356 sayılı Kanun'un 42'nci maddesinin ikinci fıkrasına göre ise “Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir.”...
Somut olayda, davacı sendikanın Ocak 2013 istatistiğinde 1805 üye ve %0,18 oran ile işkolu barajının altında kaldığı ve toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı sendika 30/07/2013 tarihinde yayınlanan Temmuz 2013 istatistiğinde de %0,19 oran ve 1924 üye ile yine toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip değildir. Davacı sendika işkolu barajının uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu, deri işkolu ile tekstil işkolunun birleştirilmesi ile birlikte toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip olmasının mümkün olmadığını ve işkolunda çalışan işçi sayısı ile kendi üye sayısında hatalar olduğunu ileri sürmektedir. Öncelikle davacı sendikanın 2009 istatistiğindeki üye sayısının ciddi oranda düştüğü, tekstil işkolu ile deri işkolunun birleştirilmesi neticesinde bu düşüşün oransal olarak daha büyük boyutta olduğu açıktır. İşkolu sayısı ve isimleri 6356 sayılı Kanun’un 4/1 maddesi ile ekli cetvele göre, yani kanuni düzenlemeye göre belirlenmiştir....
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; taraflar arasında imzalanan belirli süreli iş sözleşmesine göre, davacının daimi personel değil aday personel olduğu, dosyada mevcut bulunan Toplu İş Sözleşmesi ilgili hükümlerinin tamamında ise, sağlanacak yardımların daimi personele ödeneceğinin belirlendiği, bu sebeple; davacının sendikalı personel olmasına rağmen giydirilmiş brüt ücretin belirlenmesinde Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınamayacağı, bordrolara göre hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece de bu görüşe itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde “ihbar tazminatına esas giydirilmiş en son aylık ücretin 6 aylık tutarının cezai şart olarak ödeneceği” kararlaştırıldıktan başka, 6. maddesinde “aday personelin ücretinin asgari ücret olduğu, Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uyarınca ikramiye, sosyal yardım ve teşvik priminin ayrıca ödeneceği” düzenlenmiştir....
Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının 01.01.2021 tarihi ve sonrasındaki dönem için fark ücret alacağı tespit edilirken 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin ilgili maddelerindeki düzenlemeler dikkate alınmış ve sözü edilen toplu iş sözleşmesinin “Ücret Zammı” başlıklı 33 üncü maddesi doğrultusunda hesaplama yapılmıştır. Oysa dosya kapsamına göre arabuluculuğa başvuru tarihinde imzalanmış bir toplu iş sözleşmesi mevcut değildir. Toplu iş sözleşmesinin 08.09.2021 tarihinde imzalanması karşısında, arabuluculuk başvuru tarihinde henüz mevcut olmayan bir toplu iş sözleşmesinin uygulanmasının talep edilmesi fiilen mümkün değildir. Bu açıklamalara göre arabuluculuk başvuru tarihindeki koşullar göz ardı edilerek 01.01.2021 tarihinden sonraya ilişkin fark ücret alacağı hesaplanmasında, 08.09.2021 imza tarihli toplu iş sözleşmesinin ilgili maddelerindeki düzenlemelerin dikkate alınması hatalıdır. 4....
Noterliği'nin 12/01/2012 tarihli işçi sendika üye kayıt fişi ile Tes - İş Sendikasına üye olmuş, bu üyeliği 18/05/2012 tarihinde davalı işverene tebliğ edilmiştir. Davacının yararlanmak istediği 01/03/2011 - 28/02/2013 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmesi 17/10/2011 tarihinde imzalanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının aldığı ücrete 01/03/2011 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesi artışları uygulanarak tespit edilen ücrete göre hesap yapılmıştır. Davacının sendikaya üyeliğinin işverene bildirildiği tarih öncesinde toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkanı bulunmadığından davacının sendikaya üye olduğu tarihte almakta olduğu ücreti esas alınarak, toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığı tarihte yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanmak suretiyle artışlar yapılmalı ve tespit edilen ücretlerine göre davaya konu işçilik alacakları hesaplanmalıdır. Yazılı şekilde ücret tespiti esas alınarak hüküm kurulması hatalıdır....
Belediyesinde iken 01/03/2011-28/02/2013 tarihleri arasında toplu iş sözleşmesi geçerli olduğunu, müvekkilinin bu toplu iş sözleşmesinin uygulanma süresi içinde davalı tarafa atandığını, müvekkilinin tüm hak ve alacakları ile özlük hakları ile birlikte geçiş yaptığını, 6111 sayılı yasa ile haklarının koruma altına alındığını, atandığı dönemde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesi 40. maddesine göre gündelik ücrete ilişkin yanı işveren bağlı işyerlerinde geçirmiş olduğu her yıl için 16 kuruş kıdemlilik zammı ekleneceği hükmünün bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin toplu iş sözleşmesi süresi içinde davalı nezdinde çalıştığı süre için kıdem zammı uygulanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir....


