Yetki aşımı suretiyle encümen kararı ile davalıya yapılan satış hüküm ve sonuç doğurmaz. Mahkemece bu yön göz önüne alınarak istemin kabul edilmesinde bir yanılgı yoktur. Ancak; Taşınmaz belli bir bedel alınarak davalıya satıldığından bu bedelin davacı tarafından iadesi gerekir. Aksi takdirde davacı sebepsiz zenginleşecektir. Davacıya iadesi gereken bedel ise taşınmazın satışının yapıldığı sırada ödenen tutarın dava tarihindeki güncelleştirilmiş değeridir. Mahkemece bu değerin ne olacağı bilirkişi incelemesi ile saptanmalı, bu arada bulunacak değere göre mahkemenin görevi düşünülmeli, şayet bulunacak değer sulh mahkemesinin görevinde kalmakta ise bu miktar davalıya ödenmek üzere davacıya depo ettirilmeli, istek bu şekilde hüküm altına alınmalıdır. Değinilen bu yönün gözardı edilerek hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, geçerli olmayan işlem nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı, taşınmazı davacı belediyenin yaptığı satış işlemi nedeniyle tapudan kazandığını, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava kabul edilmiştir. Hükmü davalı temyiz etmiştir. Gerçekten 5393 sayılı Belediye Kanununun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18. maddesinin (e) bendine göre taşınmaz alım ve satımına karar verme yetkisi belediye encümenine değil belediye meclisine aittir....
Davalı, 72.000 liralık senedin teminat amaçlı verilmediğini, taşınmazın temlikinden sonra vaadedilen taşınmaz yerine başka bir yerin teslim edilmesi üzerine zararının karşılanması amacı ile verildiğini, tapuda ödenen bedelin iadesi olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş, davalı vekili 28.02.2014 günlü oturumda senet almalarının nedeni olarak müvekkilinin yapmış olduğu harcamalar olduğunu bildirmiştir. Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteği bakımından davanın kabulüne ilişkin karar, Dairece; ''... özellikle davalı vekilinin Cumhuriyet Savcılığına verdiği şikayet dilekçesindeki beyanları ile 28.02.2014 günlü oturumdaki açıklamaları, senet arkasındaki şerh ve bilirkişi raporu gözetildiğinde davalının icra marifetiyle davacıdan tahsil ettiği bedelin zararın tazmini niteliğinde olmayıp, çekişmeli taşınmaz için davacıya ödediği bedelin iadesi olduğu dolayısı ile temlikin bedelsiz kaldığı sonucuna varılmaktadır....
Davacı mirasçılar ödeme yapmadığı için ipoteğe konu taşınmaz için satış süreci başlatıldı. Şu an taşınmaz satış sürecindedir. Muris ... kredi kullanırken banka prensipleri gereği müşteri murisin beyan ve talimatları doğrultusunda işlem yaptık. Sonrasında yapılandırma sürecinde oğlu davacı ... babasının vekaleti ile işlem yaptı. Vekaletnamesinde hayat sigortası yapma yetkisi de mevcuttu. Hayat sigortası yaptıktan sonra muristen de imza alarak sigorta şirketine gönderdik. Yani toparlamam gerekirse beyanları vekalet ile hareket eden davacı ...'dan imzayı babası muris ... dan aldık. İmza almadan önce sigorta hakkında murise bilgi verildi ve beyanlar murise teyit ettirildi. Murisin teyit beyanı doğrultusunda imzasını alarak poliçeyi sigorta şirketine gönderdik. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin *** Esas (Kapatılan Kayseri 5. İcra Dairesi'nin *** Esas) sayılı takip dosyası müzekkere yazılarak istenilmiştir....
Davaya konu edilen taşınmaz, ..ilçesinde bulunan 1534 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüdür. Parselin tamamı 276.662 m2 yüzölçümünde olup; paylı olarak çeşitli kimseler adına tapuya kayıtlıdır. Dava konusu parsel 1150 parselden ifrazen oluşmuştur. Ana parsel olan 1150 parselin tapuya tescili ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1987 yılında kesinleşen, 04.10.1984 tarih 1981/650 Esas, 1984/645 Karar sayılı kararı ile gerçekleşmiştir. Davacı tapu iptali-tescil/ veya bedel iadesi talebini, adi yazılı, 1989 yılında düzenlenmiş satış senedine dayandırmıştır. Söz konusu senetde satıcı olan kişi davalı ...'dur. Yanlar arasında bu senedin varlığı, senetde gösterilen satış bedelinin davacı tarafından davalıya ödenmiş olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Anılan adi yazılı satış senedinin düzenlendiği tarihte, taşınmaz tapuya kayıtlı bir taşınmaz olup; ne o tarihte ne de sonradan davalı ... taşınmazda tapuda kayden malik olmamıştır....
Uyuşmazlık, davacının, noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine göre bedelini ödeyip zilyetliğini edindiği taşınmazların devrinin mümkün olmaması nedeniyle rayiç bedelin tahsili istemine yöneliktir. Dosya kapsamından, davacının daha evvel Burdur İcra Dairesi'nin 2010/3108 sayılı dosyası ile ilgili taşınmaz vaadinin yerine getirilmemesi nedeniyle ödediği 10.000TL'nin iadesi amacıyla icra takibi başlattığı, itiraz üzerine görülen .... ...2010/151E. sayılı itirazın iptali davası sonucunda ise davanın kabulüne karar verildiği, davacının bu şekilde ilgili satış vaadi sözleşmesi gereğince ödediği bedeli tahsil ettiği, davacının işbu davadaki talebinde de mahsup isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde, davacı daha önceki bedel iadesi talebiyle sözleşmeden dönme iradesini göstermiş ve seçimlik hakkını bedel iadesinden yana kullanmış olduğundan, artık aynı sözleşmeye dayanarak rayiç bedel isteminde bulunamaz....
Davalılar davacı şirketin %20 hissesinin 1.400.000USD bedel ile satılması konusunda anlaşma sağlandığını, şirket müdürü ... nın 1.400.000USD lik satış bedelini nakten ve peşinen elden aldığını, satış bedelinin şirketin gizli ortağı ...'e ödendiğini, ...' in daha sonradan fikir değiştirerek hisselerini devretmediğini, aldıkları paranın iadesi içinde şirket adına senet düzenlenerek ...'e verildiğini savunarak ... ile alıcı ... adına ... arasında düzenlenmiş bulunan protokolü delil olarak Mahkemeye sunmuşlardır. Protokolün yapılan incelemesinde; davacı şirketin %20 hissesinin satılması konusunda mutabık kalındığı, hisse bedelinin 1.400.000-USD olduğu, şirketin hisselerinin hamiline olduğu, %20 lik pay senedinin alıcıya yada vekiline teslim edileceği, ticaret sicilde tescil işleminin gerekirse yapılacağı, ödemelerinin en geç 45 gün içerisinde yapılması gerektiği, sözleşmeden cayılması halinde 140.000USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu görülmüştür....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı-karşı davalı vekili tarafından, davalı- karşı davacı aleyhine 20.05.2013 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat, karşı davada satış vaadi sözleşmesinin iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın tazminat yönünden kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 24.03.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı- karşı davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkin olup, karşı dava satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir....
Birleşen davada, davalı ve davacı ..., muvaazalı düzenlenen 27.02.1997 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptalini, halen muris adına kayıtlı 28 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile 1/4 payın adına tescilini, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi şerhinin terkinini istemiştir. Mahkemece, asıl davanın davalı ve birleşen davanın davacısı ... yönünden reddine, davalılardan ... ve ... tarafından dava kabul edildiğinden 28 numaralı bağımsız bölümün 4 pay sayılarak tapusunun 3 payının iptali ile davacı adına tesciline, 27.02.1997 günlü satış vaadi sözleşmesinin davalı ve birleşen davanın davacısı ...’ın miras payı olan 1/4 oranında iptaline karar verilmiştir. Hükmü, davacı ... ve davalı ve birleşen davanın davacısı ... temyiz etmiştir....
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca Noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanan tescil isteminin hüküm altına alınabilmesi için sözleşmede kararlaştırılan bedel ödenmiş olmalıdır. Ancak, bedelden ödenmeyen bir kısım var ise, bu bedel Borçlar Kanununun 81. maddesi uyarınca depo ettirilmelidir....


