-San A.Ş'den devraldıklarını, anılan şirketin KİT olduğunu, 06/07/1976 tarihli kamulaştırma kapsamı içinde yer aldığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, 31 yıl önce kamulaştırma işlemi yapıldığını, ödeme belgeleri ve ibranamenin olduğunu, ancak murisleri tarafından tapuda ferağ verilmediğini bu amaçla tapu iptal ve tescil davası açacaklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kayden davacıya ait çaplı taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın yapılaşmak suretiyle müdahale ettiği gerekçeyle elatmanın önlenmesine ancak fabrika binasının yıkımının fahiş zarar doğuracağı gerekçesiyle yıkım isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 26 parsel sayılı taşınmazın 26.300 m² yüzölçümünde, tarla vasfıyla paylı mülkiyete tâbi olduğu, 09/03/1971 tarihinde satınalma yoluyla davacıların mirasbırakanı H..E..ile dava dışı A..E.. adına 1/2 'şer payla tescilli iken paydaş A..E..'...
İnşaatın başkası arsası üzerine yapılması nedeniyle varsa ... zararları için davacının gerek giderim yükümlülüğü hükümlerine göre gerekse haksız fiil hükümlerine göre dava açmakta hukuki yararı vardır. Zira başkası arsası üzerine yapılan inşaat arzın mütemmim cüzü olup yapılan inşaat nedeniyle davacı sahibi olmadığı arsa üzerindeki inşaatın da sahibi olabilmiş değildir. Davacının TMK 724. madde kapsamında tescil isteme konusunda şahsi hak sahibi olduğu buna ilişkin yasal yollar tüketilmeden bir zararının doğduğundan söz edilemeyeceği düşünülebilir ise de bu kapsamda tescil istemek bazı koşulları gerektirmekte olup bu koşulların varlığının gerçekleşip gerçekleşmediği arsa sahibinin taraf olmadığı bu davada incelenebilecek bir husus değildir....
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca; ... içi açıklık ve boşluklar ile ... ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği ... sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan ... Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez. ... araştırması sonucunda daya konu taşınmazın ... sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir....
a kaldığı, mirasçılar adına intikalinden sonra iki parçaya bölündüğü belirtilerek, tapu maliklerinin mirasçıları adına payları oranında tescil edilmiş, yüzölçümünün 13 hektar 7210 m2 olduğu belirtilerek Temmuz 1969 tarih 63 sıra numaralı sicilde aynı kişiler adına tashihen tescil edilmiş, Mayıs 1969 tarih ve 11 sıra numaralı sicilde 35 hektar 4000 m2 çiftlik arazisi olarak, Doğusu, Batısı ve Kuzeyi bu yerden bölünen sahibi senetlerin müfrez çiftliği, Güneyi; ....giden doğru hattın denizi ilk kestiği nokta ile ....giden doğru hattın denizi kestiği noktayı birleştiren deniz sahil hattı sınırları ile yine mirasçıları adına tescil edilmişse de, talepnamenin arkasındaki miktarın 354000 m2 olmayıp 3.540.000 m2 olduğu anlaşılmakla, Nizamnamenin 107. maddesi gereğince “Tashihen tescil edileceği” açıklaması yapılarak Temmuz 1969 tarih 64 numarada yine çiftlik tapu malikleri adına geldi kayıtlarındaki yüzölçüme uygun olarak düzeltme yapılarak tescil edilmiş, çiftliğe ait bu ifraz tapu kayıtlarının...
Dava; 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Türk Medeni Kanunu'nun 715 ve 999. maddelerine dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali, sicilden terkini isteği ile elatmanın önlenmesi ve kal’e ilişkindir. Dosya kapsamı incelendiğinde 1991/103 Esas ve 1995/369 Karar sayılı ilk kararda dava konusu 1068 nolu taşınmazın 07.12.1992 tarihinde alınan bilirkişi raporuna göre A harfli kırmızı boyalı 556,50 m2'lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile bu kesimin kıyıya terkinine, bu kesimde kalan davalıya ait inşaat ve tesislerin kal’ine ve el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. Davalı vekilince kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1....
tescil edilmiş, çiftliğe ait bu ifraz tapu kayıtlarının .......
Dava konusu düzenlemenin, meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış Hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanları yönünden incelenmesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu özellikle belirtildiğinden, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde tespiti yapılan kıyı kenar çizgisi ile kıyı çizgisi arasında kalan taşınmazların, tapu tesciline konu edilmemeleri, tescile konu taşınmazların tapularının ise, adli yargıda açılacak tapu iptal davası ile tapu sicilinden terkin edilmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla, mevzuatta belirtilen usuller çerçevesinde kıyı kenar çizgisinin kesinleşmesinden sonra, kıyı kenar çizgisi ile kıyı çizgisi arasında kalmasına rağmen henüz tapu iptal davası açılmadığı için tapudaki tescili devam eden taşınmazlar açısından, tapu sicilindeki tescilin, hukuken şekli bir anlam ifade ettiği açıktır....
Dava konusu düzenlemenin, meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış Hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanları yönünden incelenmesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtildiğinden, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde tespiti yapılan kıyı kenar çizgisi ile kıyı çizgisi arasında kalan taşınmazların, tapu tesciline konu edilmemeleri, tescile konu taşınmazların tapularının ise, adli yargıda açılacak tapu iptal davası ile tapu sicilinden terkin edilmeleri gerekmektedir....
Dava konusu düzenlemenin, meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış Hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanları yönünden incelenmesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu özellikle belirtildiğinden, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde tespiti yapılan kıyı kenar çizgisi ile kıyı çizgisi arasında kalan taşınmazların, tapu tesciline konu edilmemeleri, tescile konu taşınmazların tapularının ise, adli yargıda açılacak tapu iptal davası ile tapu sicilinden terkin edilmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla, mevzuatta belirtilen usuller çerçevesinde kıyı kenar çizgisinin kesinleşmesinden sonra, kıyı kenar çizgisi ile kıyı çizgisi arasında kalmasına rağmen henüz tapu iptal davası açılmadığı için tapudaki tescili devam eden taşınmazlar açısından, tapu sicilindeki tescilin, hukuken şekli bir anlam ifade ettiği açıktır....
Sayılı Dava Tarihi :30/06/2010 Dava Tarihi :29/12/2010 DAVA : Tazminat, Tapu iptal ve Tescil DAVA TARİHİ : 30/09/2009 KARAR TARİHİ : 29/04/2021 GEREKÇE TARİHİ :14.06.2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat, Tapu iptal ve tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile akdedilen İstanbul ........


