Mahkemece, davanın komşuluk hukukundan kaynaklanan muarazanın men’i istemine ilişkin olduğu kabul edilerek davalının çap kaydı içerisinde kalan duvar nedeniyle haksız elatmanın önlenmesine ve duvarın kal’ine karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Burada öncelikle bazı usul kuralları üzerinde durulması gerekmektedir. HUMK.nun 72. maddesine göre hakimin iki taraftan birinin talebi olmadan re’sen bir davayı tetkik ve halletmesi olanaksızdır. Yasanın 74. maddesine göre de hakim, her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda; davacının istemi yukarıda sözü edildiği üzere taşkın ... nedeniyle temliken tescil veya irtifak hakkı taleplerinden ibarettir. Bu talebin başka türlü yorumuna olanak bulunmamaktadır. Mahkemenin davayı bu çerçevede inceleyip sonuçlandırması usul yasasından kaynaklanan bir zorunluluktur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.09.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istemine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, kadastroda 1865 parsel numarası ile murisleri adına tespit ve tescil edilen taşınmazın 26.05.2004 tarihinde yapılan intikal ve taksim ile mirasçılar arasında paylaştırıldığını ve resmi ifraz sonucu sonradan 2293 parsel numarası verilen bölümünün kendisine, bunun doğu bitişiği 2292 parsel numarası verilen bölümün de davalı olarak gösterdiği kardeşi ...'...
Kararda, karşı dava yönünden; çaplı taşınmaza taşkın yapılanma halinde yapı sahibinin iyi niyetli olduğunun, kabul edilebilmesi bakımından davalının resmi mercilere müracaat ettiğini kanıtlanamadığı gibi, davacıya ait çap kaydının da bulunmadığı gerekçesiyle temliken tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, ayrıca harcı tamamlanmayan değer üzerinden vekalet ücreti takdiri ve red edilen ecrimisil miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesin de doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verildiği izah edilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz nedenleri 1....
Keza taşınmazın ½ oranında adına tescilini istemek temliken tescil olarak değerlendirilemeyeceğine göre, davacının bu beyanı ile temliken tescil talebinden feragat ettiğini kabul ettikten sonra fen bilirkişisinden ifrazın mümkün olup olamayacağı hususunda 05.03.2016 tarihli rapor almakla davayı temliken tescil olarak yargılamaya zımnen devam etmiştir. Diğer yandan, gerekçede ½ payın davacı adına tescil edilemeyeceği gerekçeleri yerine temliken tescil koşullarını tartışmakla esasında ıslah ve feragat olgusunu da kabul ettiği söylenemez. Mahkemece, davacının talebine konu yerin ifraz kabiliyetini, ilgili idari birimlerden fen bilirkişisi eklenerek usulen sormak yerine fen bilirkişisinden görüş alması ve bu görüşe itibarla da hüküm kurması ayrıca hatalı olmuştur....
Türk Medeni Kanununun 683.maddesi uyarınca malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı elatmanın önlenmesi isteminde bulunabileceğinden, asıl davanın kabul edilmesinde temliken tescile yönelik istemin iyiniyet yokluğu nedeniyle reddedilmesinde bir yanılgı bulunmamaktadır. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre hükmü temyiz eden davalı ve birleşen davanın davacılarının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-14.10.2002 günlü dava dilekçesinde kayıt maliki olan davacı İbrahim “taşkın inşaat hakkındaki hakları saklı kalmak koşuluyla” davalıların arıtma tesisi ve sosyal tesis yaparak müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Aynı kişi temliken tescil davasına verdiği 20.10.2005 tarihli dilekçesinde ise, 2.78 m2 olarak saptanan taşkın inşaat bölümü ile ilgili talep ve davaları olmadığını belirtmiştir....
DAVA Davacı-birleştirilen davalı vekili; 2887 parsel sayılı taşınmazın kendisine, 2726 parsel sayılı taşınmazın davalı-birleştirilen davacılara ait olduğunu, davalı ...’in kendi taşınmazına bina yaparken davacıya ait taşınmaza taştığını, ayrıca bina ile birlikte dış cephe duvarı da yaptığını, bu nedenle taşınmazına yapılan el atmanın önlenmesi ile üzerine yapılan inşaatın ve duvarın yıkılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II....
Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..., maliki olduğu taşınmaza iyiniyetle yaptığı bina ile bina çevresindeki beton zeminin davalıların malik olduğu 938 parsel sayılı taşınmaza taşkın olduğunu, bina değerinin zemin değerinden fazla olduğunu ileri sürerek, binanın zorunlu kullanım alanı ile birlikte 938 parsel sayılı taşınmazdan iptali ile adına tescilini veya irtifak hakkı kurulmasını veya şimdilik 8.000 TL yapı bedelinin davalılardan alınmasını istemiştir. Birleştirme kararı verilen davada, davacılar, davalı ...’nın yaptığı ve bina çevresindeki beton zemin ile maliki oldukları 938 parsel sayılı taşınmaza elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve yapıların kal’ini istemişlerdir. Mahkemece, tapu iptali ve tescil ile ikinci kademedeki tazminat istemlerinin reddine; birleşen davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine ve yapıların kal’ine karar verilmiştir....
Ancak; Davada ikinci kademedeki istek olarak, Türk Medeni Kanununu 725. maddesine dayanılıp taşkın yapı nedeniyle temliken tescil talebinde de bulunulmuştur. Davacının ikinci kademedeki isteminin yasanın öngördüğü koşullar çerçevesinde incelenip, bunun sonucuna uygun hüküm kurulması yerine gerekçe gösterilmeksizin reddi doğru değildir. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 13.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Böyle bir irtifak hakkı yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir" şeklindedir. Böylece, muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine aşağıdaki koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için: 1-Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır. 2- Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 724 ada 6 parsel sayılı taşınmazı komşu 5 parsel maliki davalıların taşkın yapılanmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve taşkın binanın yıkımına karar verilmesini istemiştir....


