(Sübjektif koşul) Somut olayda; davalı hazine mülkiyetinde bulunan tescil harici taşınmaza taşkın olarak inşa edilen binanın yapı ruhsatına ekli rölevede binanın davacıya ait parsel sınırlarına uygun şekilde çizildiği, fakat davacı tarafından sınırlara uyulmaksızın inşa edildiği anlaşıldığından davacının iyiniyetli kabul edilmesi mümkün değildir. Yine davaya konu taşınmazın çap kaydı bulunmaktadır. Çaplı taşınmazlarda davacının iyiniyet iddiası dinlenmeyeceğinden davacının temliken tescil isteminin sübjektif şart gerçekleşmediğinden reddi gerekirken yazılı nedenlerle kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 23.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Eşyaya bağlı borç kavramının uygulamadaki en önemli örneği de kendisini Türk Medeni Kanununun 725.maddesinde hükme bağlanan taşkın yapı sebebiyle temliken tescil davalarında gösterir. Başka bir anlatımla başlangıçta Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı karşı davayı davalı ...açmış olsa da taşınmaza sonradan malik olan davalı ... sırf maliki olduğu taşınmaz üzerindeki taşınmazla sıkı sıkıya ilişkili bina sebebiyle davalı ...’ın açtığı karşı davanın sonuçlarından yararlanabilir. Diğer taraftan, HUMK.nun 186.maddesinde daha çok davalının müddeabihi temlik etmesinin sonuçları düzenlenmişse de uygulamada davacı tarafın müddeabihi devretmiş olması durumunda da yasanın anılan hükmünün uygulanması gerektiği, müddeabih dava sırasında davacı tarafından bir üçüncü kişiye satılır ve temlik edilirse eşyayı devralan kimsenin de devreden davacının yerine geçeceği ve onun hak ve yetkilerini kullanabileceği kısaca, davayı takip yetkisinin devralan kişiye geçtiği kabul edilmektedir....
Böyle bir irtifak hakkı yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir" şeklindedir. Böylece, muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine aşağıdaki koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için: 1-Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır. 2-Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır....
Davacı, kayden maliki bulunduğu 1657 parsel sayılı taşınmaza davalıların duvar çekmek ve taşkın inşaat yapmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir. Davalılar, taşkınlığın iradeleri dışında idari bir işlem sonucu meydana geldiğini, kendilerine atfedilecek bir kusurdan söz edilemeyeceğini, yıkımın fahiş zarar doğuracağını, iyiniyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunup, ayrıca savunma yoluyla temliken tescil istemişlerdir. Mahkemece, müdahalenin keşfen saptandığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, fahiş zarar doğuracağı gerekçesiyle taşkın bina ve duvarın yıkılması isteğinin reddine karar verilmiştir....
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, talebin kabul edilmemesi halinde taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının uygun bir bedel karşılığında TMK’nin 725. maddesi gereğince müvekkiline devrine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalının çaplı taşınmaza müdahale ettiği gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davalının davacıya ait 1507 parsele vaki 30/05/2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile belirtilen yere müdahalesinin men’ine ve söz konusu müdahale içerisinde kalan inşaatın kal’ine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkin olup, davalı savunma yoluyla temliken tescil isteminde bulunmuştur. Somut olayda davalı vekilinin maktu harç yatırmadan savunma yolu ile temliken tescil talebinde bulunduğu anlaşıldığına göre, öncelikle başvuru harcının ikmal edilmesi gerekmektedir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Temliken Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın asıl davanın kabulüne karşı davanı reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili, vekil edenine ait 102 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar üzerine davalının yaklaşık 1991 yılında, zemin katı garaj ve kömürlük, 1. katı düğün salonu ve lojman olarak kullanılan toplam 501 m2 (85 m2’si 1 parselde 416 m2’si 2 parselde olan) 2 katlı bina yaptığını belirterek, davalının elatmasının önlenmesine ve yapının kâl’ine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada davacı/asıl davada davalı vekili, vekil edeninin yapıyı iyiniyetle yaptığını belirterek yapının temliken vekil edeni adına tescilini talep etmiştir....
İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Taşkın yapılar” başlıklı 725 inci maddesi 3. Değerlendirme 1. Dava konusu taşınmazda davacı malik olup, davalı şirketin mülkiyetten ve sözleşmeden kaynaklı hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunmadığı gibi savunma yolu ile getirilen temliken tescil şartlarının da somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. 2. Bu şekli ile davalının, 16.11.2012 tarihli fen bilirkişisi raporunun ekli krokisinde gösterilen yerlere yaptığı müdahalenin önlenmesine ve taşkın yapıların kâl'ine, ihtarnamenin tebliğ tarihinden dava tarihine kadar ki dönem üzerinden ecrimisil isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 3. Temyizen incelenen Büyükçekmece 3....
Bunun yanında, taşkın yapı sahibinin taşkın yapıyı yaptığı sırada taşınmazın kendine ait olduğu veya ileride tarafına devredileceği düşüncesiyle bina yapması gerekir. Yapılan bu binanın da imar planına aykırı biçimde bulunmaması gerekir. Somut uyuşmazlıkta TMK’nun 725. maddesi gereğince temliken tescil koşulları gerçekleşmediğinden davacıların tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar vermesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacıların ikinci kademedeki irtifak hakkı kurulması istemi hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan 03.12.2012 tarihli fen bilirkişi raporunun eki krokide belirtilen davalılara ait 19 sayılı parselin (A) ve (D) ile işaretli bölümlerinden davacılara ait 33 sayılı parsel yararına irtifak hakkı kurulmuştur. Yine aynı raporda, (A) ile işaretli bölümün boş olduğu, herhangi bir yapı bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle, bu bölüm ile ilgili istemin reddi gerekir....
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve temliken tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Mahkemece, temliken tescil talebinin şartları oluşmadığından davalı ...'ın elatmasının önlenmesine ve muhdesatın kal’ine, davalı ...'a karşı açılan dava yönünden ise, 419 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden olan ...'ın yapılan taşkın inşaat ile bir ilgisinin olmadığı, inşaatın tamamen davalı ...'...
TMK’nın 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. 3. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır. 4. Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur. 5....


