WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL -KARAR- 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; dava konusu uyuşmazlığın niteliği ve temyizin kapsamının, taşkın bina yapımı nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun dairelerin iş bölümüne ilişkin 26/01/2022 tarihli ve 2022/1 sayılı kararı uyarınca dosyayı inceleme görevi Yargıtay 7. Hukuk Dairesine ait olduğundan, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 60. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli inceleme yapılmak üzere dosyanın ilgili daireye gönderilmesine karar vermek gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, dosyanın Yargıtay 7. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 16/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 7.10.2004 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve kal, karşı davada taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşması sonunda; müdahalenin önlenmesi talebinin kabulüne, kal talebinin reddine, Medeni Kanunun 725.maddesine dayalı karşı davanın reddine dair verilen 7.9.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... vekili ve davalı karşı davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, karşı dava ise taşkın yapı nedeniyle temliken tescil istemleriyle açılmıştır....

-KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ,delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle kayden davacıya ait taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın bina yapmak ve ağaç dikmek suretiyle elattığı saptandığına öte yandan; Türk Medeni Kanunu'nun 725 maddesinde düzenlenen taşkın yapılanma halinde savunma yolu ile temliken tescil istenebilir ise de; aynı Yasanın 724. maddesi kapsamında taşkın inşaata dayalı isteklerin ancak müstakil bir dava ile ileri sürülebileceği, somut olayda haksız yapılanma olup bağımsız bir dava açılmadığına, diğer yandan aynı yasanın 723. maddesi koşulları da gerçekleşmediğine göre davalının temyiz itirazları yerinde değildir....

"Durum ve koşulların haklı göstermesi" şeklinde açıklanan ikinci koşuldan ise imar durumuna göre ifrazın mümkün olması, ifraz halinde arsa malikinin uğrayacağı zarar ile taşkın yapı malikinin elde edeceği yarar arasında aşırı bir farkın bulunmaması gibi hususlar anlaşılmalıdır. . Bu iki koşulun varlığı halinde, taşkın yapı maliki uygun bir bedel ödeyeceğini bildirerek açacağı yenilik doğurucu nitelikteki temliken tescil davası ile taşkın kısımın mülkiyetini veya üzerine bir irtifak hakkı kurulmasını isteyebilir. Ayrıca, iyiniyet savunmasının yukarda açıklanan niteliği dikkate alınıp, bu savunma içerisinde temliken tescil isteğinin de bulunduğu kabul edilerek, tescil talebi, ayrı bir davaya gerek olmaksızın açılan davada savunma yoluyla da ileri sürülebilir. Esasen bu kuralın uyuşmazlıkların en kısa sürede sağlıklı biçimde çözümlenmesi ve dava ekonomisi yönünden büyük yarar sağlayacağıda kuşkusuzdur....

Karar Dairemizce; "Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde düzenlenen taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteğine ilişkindir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur..." gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulup yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, 26.12.2011 tarihli keşif krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplam 104,74 m2'lik kısmın 552 sayılı parselden ifraz edilerek davacılar adına tesciline, depo edilen bedelin davalıya ödenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesine göre taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu 552 parsel sayılı taşınmazın tapulama ile 17.04.1982 tarihinde davacı ... ...'...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ VEYIKIM Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı, malik olduğu 7 parsel sayılı taşınmaza komşu 22 parsel sayılı taşınmaz maliklerince taşkın bina yapmak suretiyle tecavüzde bulunulduğunu belirterek elatmanın önlenmesine, taşkın yapının yıkımına, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, babaları olan ...'in gerekli başvurularda bulunup, inşaat ruhsatı almak suretiyle 8 (22) parsel sayılı taşınmaz üzerine yaptırdığı binanın davacıya ait arsa üzerinde bulunan eve bitişik olarak yapıldığını, kusurlu olmadıklarını belirterek asıl davanın reddini savunmuşlar, temliken tescil talep ettikleri birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesini istemişlerdir....

Yukarıda açıklanan ilke ve olgular uyarınca somut olaya bakıldığında, mahkemece, davalının temliken tescil savunması üzerinde durulmamış, bu yönden gerekli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Diğer taraftan, yapılan uygulama sonucu elde edilen inşaat bilirkişi raporunda, taşkın binanın aplikasyon krokisi olmadan bilgi formuna göre inşa edildiği, bina sahibinin kastının olmadığı, belediye ile yazışma yapılarak tecavüzlü durumun neden kaynaklandığının belirlenebileceği ve tadilat projesinin mevcudiyetinden bahsedildiği anlaşılmaktadır....

Davacı ..., binanın taşkın olduğu taşınmazlarda hak iddia etmektedir. Davacının binasını yaptığı 6 parsel sayılı taşınmaz ortaklığın giderilmesi sonucu rızai taksime tabi tutulmuştur. Davacının evi de kendi rızası ile taşkın hale gelmiştir. Yukarıda değinilen 725. madde başkasına ait taşınmazda iyiniyetle taşkın olduğu bilinmeden bina yapılması halinde uygulanabilir. Davacı aynen taksime razı olmuş, kendi iradesi ile binasının bir kısmının davalıların taşınmazında kalmasına onay vermiştir. Taksim gerçekleştikten sonra taşınmaz üzerinde ayni hak iddiasının dinlenmesi olanağı yoktur. Mahkemece açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken koşulları oluşmayan Türk Medeni Kanununun 725. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek davacı lehine irtifak hakkı tesisi doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden paydaş bulundukları 363 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından taşkın bina yapılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunup, savunma yolu ile temliken tescil istemiştir. Dahili davalılar, davanın reddini savunmuşlardır....

Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde düzenlenen taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteğine ilişkindir. Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur. Tüm bu açıklamalar ışığında, mahkemenin işin esasını inceleyerek sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir....

UYAP Entegrasyonu