Davacı, davalı apartman yöneticisinin kapıcı dairesinin imara aykırı kısmını yıkarken kendisine ait olan duvarın da davalının talimatıyla yıkıldığını, oluşan maddi zarar ile yıkım sırasında eşinin evde tek başına olması ve yıkımı gören çevre sakinleri karşısında düştükleri durum nedeniyle manevi tazminat ödetilmesini istemiştir. Davalı, apartman yöneticisi olduğunu kendisine husumet düşmediğini, davalının ortak alana müdahalesinin olduğunu manevi tazminat istenemeyeceğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, maddi tazminat yanında olay nedeniyle davacının duvarının yıkılmasının aile mahremiyetini bozacak nitelikte oduğu gerekçesiyle manevi tazminat da takdir edilmiştir. Dosyadaki belgelerden, davalının talimatıyla yapılan yıkım esnasında davacının duvarının zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir....
Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalıların haksız eylemleri nedeniyle mal varlığında zarar meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacıların mal varlıklarında meydana gelen zarar, davacıların iç huzurunu bozacak nitelikte bir olgu değildir. Manevi tazminatın koşullarını düzenleyen Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince eşya zararı kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak benimsenemez. Mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, davacıların manevi tazminat isteminin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir....
Davalı İstanbul Valiliği tarafından, maddi tazminat istemlerinin 5233 sayılı Kanun çerçevesinde belirlenmesi gerektiği, hizmet kusurunun bulunmaması nedeniyle tazminat yükümlülüklerinin olmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğu savunulmuştur. Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Kararın, maddi tazminat isteminin reddi kısmının onanması, manevi tazminat istemlerinin kısmen reddi kısmen kabulü kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir....
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Somut uyuşmazlıkta manevi tazminatın yasal şartları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile istemin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz edilen kararın, yukarıda (1-2) numaralı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi....
istemiyle açılan davada, davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesince verilen 31/05/2017 günlü, E:2014/6600, K:2017/3673 sayılı karar ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak maddi tazminat isteminin 88.878,73 TL'lik kısmı ile manevi tazminat isteminin 130.000,00 TL'lik kısmının kabulü, fazlaya ilişkin istemlerin reddi, kabul edilen tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce kusurları oranında ödenmesi, cenaze ve defin giderleri için 10.000,00 TL tazminat istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı yolunda ......
Aynı tarifenin 10. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları ise "(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." şeklinde düzenlenmiştir. Mahkemece dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olduğuna göre AAÜT'nin yukarıda anılan maddeleri karşısında; reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir....
Mahkemece, yukarıda anılan şekilde davacılar vekili tarafından açıklanan talep dilekçesinde davacı ... ... için sacitaslan.com sitesindeki yayın nedeniyle tazminat istemi olmamasına rağmen davacı ... ... yararına talebi aşacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 2-Davalı ...'un diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı vekilinin 25/02/2014 havale tarihli açıklama dilekçesinde habershow.com sitesindeki yayın nedeniyle davalılardan ...'dan, davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunulduğu ve mahkemece davacı ... yararına 2.500,00 TL manevi tazminata hükmedildiği gözetildiğinde reddedilen miktar yönünden davalı ... yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken davanın kabul edildiği gerekçesiyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir. Açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir....
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 21/11/2013 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat isteminin reddine dair verilen 15/04/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-) Davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir....
, manevi tazminat talebinin sebepsiz zenginleşme niteliğinde fahiş olduğu iddialarıyla; davalı Kilis Valiliği tarafından ise, önlenemez nitelikteki olay nedeniyle sorumlulukları bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceği, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğu, 5233 sayılı Kanunda manevi tazminatın düzenlenmediği, sulhname imzalandığı için tazminata hükmedilemeyeceği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir....
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar....


