WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir. Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır....

munzam zarar kapsamı dışında olduğu, salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK nun 122. maddesi kapsamında munzam zararın kanıtı olarak ileri süremeyeceği ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzlukların alacaklı zararı olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla TBK nun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiği ve davacının munzam zararın oluştuğu ikna edici bir biçimde kanıtlayamadığı, munzam zarar talep edilebilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının munzam zarar talep etme şartlarının ve munzam zararının oluşmadığı kanaatine varılmış davacının davasının reddine karar...

Maddesinin 1/k bendinde "Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri" nin trafik sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, munzam zararın, ilgili madde hükmünde tanımı yapıldığı üzere "zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talebi" niteliğinde olduğundan ve yine teminat kapsamında yer alan doğrudan bir zarar olmadığından, huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, munzam zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğunu, somut olayda her iki durum arasında fark olmadığı ve davacının zarara uğramadığının açık olduğunu, başvurucu taraf her ne kadar müvekkili şirketin, tazminat ifasında geciktiğini ve bu sebeple zarara uğradığını iddia etse de iddia edilen gecikme...

Maddesinin 1/k bendinde "Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri" nin trafik sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, munzam zararın, ilgili madde hükmünde tanımı yapıldığı üzere "zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talebi" niteliğinde olduğundan ve yine teminat kapsamında yer alan doğrudan bir zarar olmadığından, huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, munzam zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğunu, somut olayda her iki durum arasında fark olmadığı ve davacının zarara uğramadığının açık olduğunu, başvurucu taraf her ne kadar müvekkili şirketin, tazminat ifasında geciktiğini ve bu sebeple zarara uğradığını iddia etse de iddia edilen gecikme...

Maddesinin 1/k bendinde "Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri" nin trafik sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, munzam zararın, ilgili madde hükmünde tanımı yapıldığı üzere "zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talebi" niteliğinde olduğundan ve yine teminat kapsamında yer alan doğrudan bir zarar olmadığından, huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, munzam zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğunu, somut olayda her iki durum arasında fark olmadığı ve davacının zarara uğramadığının açık olduğunu, başvurucu taraf her ne kadar müvekkili şirketin, tazminat ifasında geciktiğini ve bu sebeple zarara uğradığını iddia etse de iddia edilen gecikme...

HMK m. 190 gereğince ispat yükü üzerinde bulunan iddiasını ispatlayamadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun... numaralı 06.09.2022 tarihli güncel kararında aşağıdaki gerekçeler ile başvurunun reddine karar verildiğini, davacının munzam zarara uğradığını somut veriler ile ispat edemediğini, munzam zarar talebine dayanak olarak yüksek enflasyonu gösterdiğini, oysaki Yargıtay'ın istikrarlı kararları munzam zararın objektif değil sübjektif bir zarar olduğu ve enflasyon, kur artışı vb. genel durumların munzam zarar olarak değerlendirilemeyeceği yönünde olduğunu, davacının munzam zarar talebine dayanak olarak hasar tarihi ile tazminat ödeme tarihi arasındaki alım gücü farkını ve yüksek enflasyonu işaret etmekte, varsayımsal olarak afaki bir talep ileri sürdüğünü, davacının munzam zararını somut deliller ile ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay'ın istikrarlı bir biçimde, kararlarında enflasyon, alım gücündeki azalma, dövizin yükselmesi vb. genel durumların munzam zararın ispatı için yeterli olmadığını...

Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir....

Maddesinin 1/k bendinde "Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri" nin trafik sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, munzam zararın, ilgili madde hükmünde tanımı yapıldığı üzere "zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talebi" niteliğinde olduğundan ve yine teminat kapsamında yer alan doğrudan bir zarar olmadığından, huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, munzam zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğunu, somut olayda her iki durum arasında fark olmadığı ve davacının zarara uğramadığının açık olduğunu, başvurucu taraf her ne kadar müvekkili şirketin, tazminat ifasında geciktiğini ve bu sebeple zarara uğradığını iddia etse de iddia edilen gecikme...

Maddesine göre, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklıya üç ayrı haktan birini seçme imkânı sunulmuş olup; bunların aynen ifayla birlikte gecikme tazminatı talep etmek, gecikmiş borcun aynen ifasından vazgeçerek borcun ifa edilmemesi sebebiyle doğan zararın tazminini talep etmek ve sözleşmeden dönerek olumsuz zarar tazminini talep etmek olduğu, somut uyuşmazlıkta davacı iş sahibi şirket tarafından sözleşmeden dönüldüğünden gecikme tazminatı talep etme hakkının olmadığı sonucuna varıldığı, davacı tarafça ayriyeten davalının sözleşmeye aykırı eylemleri sebebiyle taahhüt edilen işin zamanında bitirilmemesinden dolayı uğranılan itibar kaybı sebebiyle munzam zarar talebinde bulunulmuş ise de, davacının böyle bir zarara maruz kaldığına yönelik dosyaya inandırıcı ve somut bir delil ibraz etmediği, dava 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğundan ve belirsiz alacak davası olarak açıldığından ana davadaki ıslaha yönelik ileri sürülen zamanaşımı definin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine...

Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır....

UYAP Entegrasyonu