İcra Hakimliğinin 2005/1049 Esas sayılı dosyası ile dava konusu çekin iş ilişkisi nedeniyle teminat olarak verildiği, teminat şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle takibin usulsüz olduğu beyanı ile takibin iptali ile tazminat talebi verilmesi için müvekkili aleyhine açılan davada yapılan yargılama sonucu "...çekin teminat olarak verildiği yönünde bir beyanın ve kaydın bulunmadığı, davacının çekin teminat olduğu yönünde bir kısım yazılı belgeleri dosyaya sunmasına rağmen bu belgelerin keşideci ve lehtar arasında düzenlenen belgeler olması, belgelerde davalının isim ve imzasının bulunmaması nedenleriyle, iyi niyetli hamil durumundaki davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, görüşüne varılmıştır..." gerekçesiyle, neticede süresinde yapılmayan ve haksız bulunan şikayetin reddine, yapılan takipte bir usulsüzlük bulunmadığını, 21.02.2006 tarihinde karar verildiğini, bu yönde kesin bir hüküm mevcut iken davacı tarafça aynı iddialarla açılan bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi...
Bu durumda taşınmazdaki mülkiyet hakkının imar planı nedeniyle süresi belirsiz zaman diliminde kısıtlanması halinde idari yargıda sadece kamulaştırmama işleminin hukuka uygunluğu incelenerek kısıtlılık durumunun mevcut olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak, kamulaştırma yapılmaması yolundaki olumsuz idari işlem hakkında karar verilmesi; mülkiyetin bedele dönüştürülmesi istemiyle tescil sonucunu doğuracak tazminat taleplerine yönelik ise, ortada idari yargı yetkisi kapsamında incelenecek bir tazminat davasının bulunmaması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum....
in ... ile derdest husumeti bulunduğunun ifade edildiğini, bilirkişinin tarafsızlığının tartışıldığını, bu doğrultuda, dosyanın gerekirse yeni ve tarafsız ve içerisinde hukukçu bilirkişi de bulunan bilirkişi heyetine tevdi gerekirken, tarafsızlığı ihtilaflı olan bilirkişinin tanzimde görev aldığı raporları esas alan mahkeme kararının bu yönü ile de ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....
E. sayılı dosyasına konu alacağının bulunuduğu savunulmakta ise de; bahsi geçen mahkeme kararının müvekkilince temyiz edildiğini, tehir-i icra kararı alındığını, huzurdaki davanın konusunun Ankara ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan ve bilahare ... numarasını alan alacakla ilgili bulunduğunu belirtmiştir....
Taraflar arasındaki “tazminat” ve “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin karar, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 3....
öncesi görüşmeler nedeniyle zarara uğradığını ispat edip edemediğinin de Hukuk Genel Kurulunca tartışılmasının yerinde olacağı, bu bağlamda dosya kapsamı itibariyle davacının maddi tazminat taleplerinin bu bu sorumluluk kapsamda değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi yönündeki değişik gerekçeyle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş, bu görüş ise henüz Mahkeme ve Özel Daire arasında bu konuda uyuşmazlık doğmadığından Kurul tarafından değerlendirme yapılamayacağı gerekçesiyle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 61....
Bankası kaynaklı olarak ... ......
hükmüyle temerrüdün temelini ortaya koyduktan sonra karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler bakımından 123, 124 ve 125. maddesinde, karşılıklı yükümlülükleri içeren sözleşmelerde borcun yerine getirilmemesi (ifada gecikme) halinde, alacaklının hakkını, nasıl kullanacağı düzenlendiğini, TBK 123. madde "Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.", 124. madde "Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur: 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.3....
Davacının cezai şart isteme koşullarının doğup doğmadığını ve doğdu ise tenkis koşullarını/miktarını yüce Mahkeme belirleyecektir (bkz: NOMER, age. sh. 477) ....
İHBAR YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN YERİNE GETİRİLMEMESİ HALİNDE EŞYANIN KONİŞMENTODA YAZILI OLDUĞU ŞEKİLDE TESLİM EDİLDİĞİ VE HERHANGİ BİR ZIYA VEYA HASAR SÖZ KONUSU İSE BUNUN TAŞIYANIN SORUMLU OLMADIĞI BİR SEBEPTEN İLERİ GELDİĞİ YÖNÜNDE İKİ KARİNE DOĞMAKTA OLUP, ELDEKİ DOSYADA DAVACININ BU İKİ KARİNENİN AKSİNİ İSPAT EDEREK DAVALILARIN SORUMLULUĞUNU İSPATLAMASI GEREKMEKTEDİR. Zararın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebeple meydana geldiğini ispat yükü davacının üzerindedir."...


