Davacı üyeden söz konusu fazla ödeme kooperatif tarafından alınmıştır. İhbar olunan eski yönetim kurulu üyeleri kendi namlarına değil kooperatif namına bu parayı tahsil etmişlerdir. Bu nedenle, söz konusu paranın iadesi ile kooperatif sorumlu olup; ancak kooperatifin ödemeden sonra eski yöneticilere, o da şartları varsa rücu etmeleri mümkündür. Bu nedenle açılan davanın kabulü ile aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur....
Bu nedenle, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra ortakların, kooperatife ve/veya yöneticilere karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır. TTK’nın 340. maddesinde, 309. maddeye yapılan göndermenin sadece sorumluluk halleri ile sınırlı olduğunun ve 309. maddedeki “Hükmolunacak tazminat şirkete verilir” hükmünün 336.maddedeki doğrudan doğruya zarar hallerine uygulanmayacağının kabulü gerekmektedir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, yöneticilerin kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir. Kusursuzluğun ispatı da genel hükümlere tabidir. Kural olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlar ise de, anılan 336. maddedeki hallerde kooperatife, kooperatif ortaklarına ve kooperatif alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar....
ın yetkilisi oldukları şirkete kooperatif üyelerine ait senetlerin aktarılması ve kooperatife ait dairelerin bir kısmının birden fazla kişiye satılması şeklindeki eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğu iddiası ile açılan kamu davasında sanıkların beraatlerine karar verilmiş ise de; soruşturma aşamasındaki beyanında kooperatife ait defterlerin kendisinde olduğunu beyan eden sanık ...'ten bu defterlerin temin edilmesinden, sanık ...'...
Davalı vekili, kooperatiflerde yönetim kurulu üyelerinin eşit olarak sorumlu olduklarını, bu davanın tüm yönetim kuruluna karşı açılması gerektiğini, çek karnesi ve karar defteri dışında hiçbir belgeyi yanına almadığını, davacıların kendilerinde olan ve saklamakla yükümlü oldukları belge ve defterlerin yönetimden dört yıl önce ayrılmış olan birinden istenmesinin doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, eda davası niteliğindeki talebin infaz kabiliyeti dikkate alındığında davanın hukuki dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, önceki yönetim kurulu üyelerinin tutmakla yükümlü bulundukları kooperatif defterlerinin yeni yönetim kuruluna teslimine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 98.maddesinde "bu kanunda hüküm olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır....
nin 08.05.2010 tarihinde yapılan Genel Kurulunda 3 yıllığına Yönetim Kurulu üyeliğine seçildiğini, müvekkilinin bu 3 yıllık dönemde 6 aylık askerlik görevini ifa ettikten sonra tekrar Yönetim Kurulu üyeliğine devam ettiğini, kurul toplantılarına katıldığını ve Yönetim Kurulu kararlarını imzaladığını, müvekkilinin Yönetim Kurulu üyeliği süresince kendisine vaat edildiği halde hiçbir ücret ödenmediğini, Grup şirketlerinde Yönetim Kurulu üyelerine ücret ödendiğini, bu şirketlerden ... A.Ş.'de Yönetim Kurulu üyelerine yapılan ödemelerin buna örnek ve emsal olduğunu, müvekkilinin de seçildiği 3 yıllık görev süresince yönetim kurulu üyesi olarak görev yapması nedeniyle yönetim kurulu üyeliği ücretinin tespiti ile 3 yıl boyunca hiçbir ücret ödenmediği için fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde asıl davada davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Asıl davada davacı vekili, davalılardan...'nin kooperatif müdürü diğer davalıların ise yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduğunu, kooperatifin kuruluşundan 13.01.2002 tarihine kadar ...'nin kooperatif başkanı, ...'nin kooperatif müdürü, diğer davalıların da değişik tarihlerde yönetim ve denetim kurulunda görev aldıklarını, davalılar tarafından yapılan usulsüz işlemler neticesinde kooperatifin yüklü miktarda zarara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 165.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Yapı Kooperatifi gösterilmiş ise de keşideci yapı kooperatifinin kaşesinin üzerinde sadece tek imza bulunduğunu ve bu imzanın dönemin (eski) yönetim kurulu (üyelerinden) başkanı ... 'a ait olduğunu, müvekkilleri S.S ... Yapı Kooperatifinin Yönetim Kurulu üyelerine ait noter onaylı imza sirküleri ile Yönetim Kurulu üyelerinin noter onaylı yetki belgelerine göre; kooperatifi borç altına sokan işlemlerle kambiyo senedi verilmesinin çift imzaya bağlanmış olduğunu, kooperatifi borç altına sokan takip konusu bonolarda sadece bir yönetim kurulu üyesinin imzasının bulunduğunu, bu durumda müvekkili kooperatifin sorumluluğuna başvurulmasının haksız olduğunu, ancak tek-imza olması sebebiyle kişisel sorumluluğuna başvurulabileceğini ileri sürerek takip konusu bonoların imza ehliyeti bulunmayan kişilerce imzalanmış olması sebebiyle iptalini talep ve dava etmiştir....
Zira kooperatif yönetimince değiştirilmesi istenilen bir yönetim kurulu ya da genel kurul kararının, kooperatif yönetim kurulu ya da genel kurulu tarafından alınacak yeni bir karar ile değiştirilmesi mümkün olduğundan, kooperatif yönetimince kendi kararlarının iptali için mahkemede davacı sıfatıyla dava açmalarında hukuki yarar yoktur. Esasen mahkemede yönetim kurulu ve genel kurul kararının iptali davasını açma hakkı, bu karardan zarar gören kooperatif üyelerine aittir....
Maddesinde üyelere okumuş ve yapılan oylama neticesinde bu dönemlerde görevde bulunan yönetim ve denetim kurulu üyelerine dava açabilmek için gerekli yetkiler oybirliği ile verilmiştir." denildiğini, davanın 3 kişiden oluşan kooperatif yönetim kurulu tarafından açıldığını ancak dava dilekçesinin ekindeki 06.07.2021 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının Gündem Maddeleri başlıklı kısmındaki madde 4'ün son cümlesinin "...bu dönemlerde görevde bulunan yönetim ve denetim kurullarına dava açabilmek için mevcut denetim kuruluna oy birliği ile yetki verildi."...
Zira kooperatif yönetimince değiştirilmesi istenilen bir yönetim kurulu ya da genel kurul kararının, kooperatif yönetim kurulu ya da genel kurulu tarafından alınacak yeni bir karar ile değiştirilmesi mümkün olduğundan, kooperatif yönetimince kendi kararlarının iptali için mahkemede davacı sıfatıyla dava açmalarında hukuki yarar yoktur. Esasen mahkemede yönetim kurulu ve genel kurul kararının iptali davasını açma hakkı, bu karardan zarar gören kooperatif üyelerine aittir....


