Seramik ve Polisan Boya bayisi olan müvekkilinin tutuklama sebebiyle yeteri kadar satış yapamamış olması sebebiyle bayilik sözleşmelerinin feshedildiğini, müvekkilinin mobilya, pvc üretimiyle ilgili tesis kuruluşu için tüm hazırlıkları yaptığını, tutuklama sebebiyle tamamlanamadığını, yukarıda belirtilen taşınmazın kira sözleşmesinin feshi sebebiyle bu tesisin yapılmadığını, taahhüt işlerinde kullanılacağı malzemeleri bu tesisten elde ederek üretim maliyetlerini azaltacağını ve aynı zamanda 2015 yılında 22.859.123,21 TL olan şirket cirosunu ikiye katlayacağını, bu miktarın da maddi zarar olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Haksız tutuklama nedeniyle bayilik iptali, tesisin faaliyete girmemesi nedeniyle şirketlerinin ve kendisinin ciro kaybı toplamı zararı 24.000.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin ve şirketlerinin tutuklama nedeniyle ihale yasaklısı olması sebebiyle mahrum kalınan kârla şirketlerinin ciro kaybı nedeni ile zararlarının toplam miktarının 48.000.000,00 TL olduğunu, 2013...
Boya bayisi olan müvekkilinin tutuklama sebebiyle yeteri kadar satış yapamamış olması sebebiyle bayilik sözleşmelerinin feshedildiğini, müvekkilinin mobilya, pvc üretimiyle ilgili tesis kuruluşu için tüm hazırlıkları yaptığını, tutuklama sebebiyle tamamlanamadığını, yukarıda belirtilen taşınmazın kira sözleşmesinin feshi sebebiyle bu tesisin yapılmadığını, taahhüt işlerinde kullanılacağı malzemeleri bu tesisten elde ederek üretim maliyetlerini azaltacağını ve aynı zamanda 2015 yılında 22.859.123,21 TL olan şirket cirosunu ikiye katlayacağını, bu miktarın da maddi zarar olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Haksız tutuklama nedeniyle bayilik iptali, tesisin faaliyete girmemesi nedeniyle şirketlerinin ve kendisinin ciro kaybı toplamı zararı 24.000.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin ve şirketlerinin tutuklama nedeniyle ihale yasaklısı olması sebebiyle mahrum kalınan kârla şirketlerinin ciro kaybı nedeni ile zararlarının toplam miktarının 48.000.000,00 TL olduğunu, 2013-2014-2015-2016 yıllarına...
Davalı vekili, mecurun vakıf taşınmazı olması nedeniyle 5737 sayılı yasaya tabi olduğu ve kira süresi sonunda sözleşmenin kendiliğinden yanilenmeyeceği böylece davacının mecuru tahliyesinin gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, vakıf taşınmazlarının kira sözleşmelerinde de 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun uygulanacağı, davacının kiracılık sıfatının sözleşme sonunda sona ermiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HUMK'nun 8/2 fıkrasında değerine bakılmaksızın kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde kalacağı belirtilmiştir. Kiracılığın tespiti ve muarazanın önlenmesi davası bunlar arasında sayılmamaıştır. Bu durumda görevli mahkemeyi belirlemede davanın değeri, bu bağlamda bir yıllık kira bedeli esas alınır....
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 15 yıl sigortalı olma ve 3600 gün prim ödeme gün sayısının bulunması koşullarını yerine getirmesi nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağ konusunda başvuruda bulunduğunu ve olumlu cevap alması üzerine davalı Kurum ve ihale verdiği şirkete Sosyal Güvenlik Kurumu cevabi yazısını sunarak kıdem tazminatını talep ettiğini, bu talebine davalı kurum tarafından cevap verilmediğini ve ihale verilen şirketin de doğum iznini takiben müvekkilini işe gelmemiş gibi tutanak tanzim ederek devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesine son verildiğini, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....
nun 2.maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalı şirketin iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacağından davalı üniversite ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmelidir. (HGK.'nun 03.12.2008 T. 2008/9-704 E, 2008/730 K. sayılı kararı) Bu hukuki olgu karşısında davalılar arasında muvazaa bulunması nedeniyle davacının asıl işveren olan davalı üniversiteye iadesine, maddi sorumluluk açısından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekmektedir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir....
Şti.nin borçları nedeniyle yapılan icra takibi nedeniyle 28.12.2016 tarihinde yapılan ihale sonucu cebri icra satışı ile taşınmazı satın aldığını, ihalenin feshi istemli dava sonucunda davanın reddine ilişkin hüküm 18.09.2019 tarihinde kesinleştiğini, Türk Medeni Kanunu’nun 705 ve İcra ve İflas Kanunu’nun 134 üncü maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kiraya veren dava dışı önceki malik... Petrol İnş. Ltd....
ın özelleşmesi ve tek taraflı feshi sonucu hizmet alım sözleşmesinin 31.08.2013 günü sona ermesi nedeniyle davacıya 12.08.2013 tarihinde ihbarda bulunularak sözleşmesinin 31.08.2013 tarihinde sona erdirildiğini, davalının müvekkil şirkette çalıştığı süre boyunca fazla çalışma yapmadığını, bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, 1 yıllık çalışma süresini doldurmadığından yıllık izin ve kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacıya 15 gün öncesinden fesih ihbarında bulunulduğundan ihbar tazminatı hakkı da olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...Ş. (...) vekili; yüklenici firmalar ile müvekkil kurum arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi olmadığını, davacı ile aralarında bir sözleşme olmadığını, davacının müvekkil çalışanı olmayıp diğer davalı ile yüklenici firmaların işçisi olduğunu, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir....
Asıl ve birleşen davada; davaya dayanak ihale sözleşmelerinin 36.3 üncü maddesinde; "4735 sayılı Kanun'un 19, 20 ve 21 inci maddelerine göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, yüklenici hakkında anılan Kanun'un 26 ıncı maddesinde belirtilen hükümlere göre işlem yapılır. Ayrıca, sözleşmenin feshi nedeniyle İdarenin uğradığı zarar ve ziyan yükleniciye tazmin ettirilir. İdare fesih işleminden sonra işi, 4734 sayılı Kanun'da belirtilen usullerden uygun olan biri ile ihale etmekte serbesttir." düzenlemesi yer almaktadır. 4. Davacı İdare, taahhüdünü yerine getirmeyerek sözleşmenin feshine neden olan davalı satıcılardan, bu yüzden uğradığı olumsuz zararın ödetilmesini isteme hakkına sahiptir. Ne var ki, ihale sözleşmesinin 36.3 maddesinde yer verilen düzenleme uyarınca, idare kanunda belirtilen usullerden uygun olan biri ile ihale etmekte serbest olduğundan İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan rapordaki hesaplama yöntemi hatalı olmuştur. 5....
DAVA : Tazminat İSTİNAF TALEP TARİHİ : 09/07/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/09/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ : 26/09/2025 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarihli, 2018/128 Esas-2021/400 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede; DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirketin, davalı kurum tarafından açılan ... ili, ......
A.Ş vekili ise, diğer davalı ile müvekkili şirket arasında gerçek anlamda asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını, ihale süresinin sona erdiğini ve davacının iş sözleşmesinin Üniversite tarafından feshedildiğini savunmuştur. Dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde; davacının taşeron şirketin işçisi olarak İstanbul Üniversitesi ......


