Maddesi (BK mad.18) gereğince muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığını, ayrıca bankaya yatırılan bedelin taşınmazın satışına ilişkin bedel olduğu, tanık beyanları ve ibraz edilen bir kısım banka dekontlarındaki ödemelerin ve ödeme tarihlerinin bir arada değerlendirildiğinde davalının savunmasının doğrular nitelikte bulunan bu delillere itibar edilmesini gerektiğini, itibar edilen bu delillere göre de davalı borçlu Özlem ile davalı ...'nin muvazaa yaptıkları iddiasının kanıtlanamadığı sabit bulunmakla açılan davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir....
Davacının bu davadaki amacı, yaptığı icra takibi nedeniyle alacağını tahsil edebilmek için yapılan taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun kendisi yönünden geçersizliğini sağlamak olup, davacının bu hakkı ayni değil şahsi sonuç doğurur. Davada tasarrufun iptali sebeplerinin olması halinde dava konusu taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisine karar verilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece dava konusu davalılar arasındaki taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra takibine konu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken kararda yalnızca tasarrufun iptaline karar verilmesi doğru değil res’en bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir....
in kötü niyetinin de ispatlanmamış bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Davalının temyizine gelince: İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında, takip konusu alacak ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken red halinde tarifedeki ücretin 3 katın dan fazla hükmedilmeyeceği gibi maktu vekalet ücretine ilişkin hükmün uygulanarak hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdr. Ne var ki,bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden ,6100 Sayılı HMK'nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir....
Dosya incelendiğinde, mahkemenin davacının ... aleyhine açtığı dava ile ilgili verdiği tapu iptali ve tescil yönünden red, bedel yönünden ise kabule ilişkin kararını ...'ın temyiz etmediği görülmektedir. Yine ... vekili tarafından da vekil edeni lehine verilen hüküm temyiz edilmemiştir. Hükmü temyiz eden davacı vekilinin temyiz itirazlarını içeren dilekçesinde ... ile davacı arasında gerçekleşen adi yazılı sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil davasını da temyiz etmediği, temyiz isteğinin ıslah dilekçesi ile önceki taleplerine eklediği tasarrufun iptaline yönelik olduğu görülmektedir. Bu bakımdan temyiz incelemesinin tasarrufun iptaline yönelik olarak yapılması gerekmektedir. Mahkemece, hüküm kısmında açıkça tasarrufun iptali ile ilgili olarak red kararının verilip verilmediği anlaşılamamaktadır. Mahkemece dava “sözleşmeye dayalı olarak tapu iptali ve tescil olmazsa verilen bedelin tahsili davası" olarak nitelendirilmiştir....
Hukuk Dairesinin 27.06.2011 gün ve 2010/6837 Esas, 2011/3773 Karar sayılı ilamı ile muris muvazasına dayalı tasarrufun iptali ve mirascıların adına tesciline ilişkin görevsizlik kararı onanmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, katkı payı alacağına ilişkin görevsizlik kararı ise bozulmakla Aile mahkemesinin görevli olduğu Özel Daire'ce kabul edilmiştir. Bu karar mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir. Bu durumda,katkı payı alacağı davasına ilişkin davanın Bursa 1.Aile Mahkemesinde görülmesi, muris muvazaasına dayalı tasarrufun iptali ve mirasçılar adına tescili isteği hakkında ise mahkemece tefrik kararı verilebileceği kabul edilebilir nitelikte görülmüş olup, uyuşmazlığın Bursa 1.Aile Mahkemesince görülüp,sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK.'nun 21 ve 22.(1086 sayılı HUMK.’nun 25 ve 26.) maddeleri gereğince Bursa 1.Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 12.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi hükmünde mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez şeklinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, bu tür davalarda davanın, borçlu aleyhine sonuçlanması halinde hukuki menfaati zedeleneceğinden borçlu (eldeki davada kendisine karşı boşanma davası açıldığı belirtilen eş ....) davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalıdır. Kişilerin dava hakkı Anayasanın 36. maddesiyle teminat altına alınmış olup, “hukuki yarar” ile sınırlıdır. HMK.nın 114/h maddesinde düzenlenen hukuki yarar, davanın konusuna ilişkin dava şartlarından olup, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....
HUKUKİ NİTELENDİRMETASARRUFUN İPTALİ DAVASI 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 277 ] 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 278 ] 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 283 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 18 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 179 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 76 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "tasarrufun iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Mersin Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 6.11.2002 gün ve 2001/177-2002/771 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 24.2.2003 gün ve 2003/397-847 sayılı ilamı ile, (...Taraflar arasındaki uyuşmazlık llK.nun 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptaline ilişkin olup, davacı alacaklının geçici veya kati aciz belgesini dava şartı olarak ibraz etmesi zorunludur....
BK 19 muvazaa hukuksal nedenine dayalı tasarrufun iptali davalarında davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın tasarrufun aynına ilişkin olmadığı,alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK'nun 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın tasarruf konusu üzerinde haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Dava konusu özel halk otobüsü işletme ruhsatının minibüs ve taksi uygulamasındaki gibi plakaya özgülenmiş bir hak olup olmadığı, özel halk otobüslerinin geçici çalışma ruhsatlarının, gerçek veya tüzel kişilere toplu taşımacılık yapma izni (ruhsatı) vermekten ibaret olup olmadığı dolayısıyla özel halk otobüsü işletme hakkının Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ait olup olmadığı karar yerinde tartışılmamıştır. Davaya konu kooperatif üyelik ve durak hakkı şayet davalı ...’ün mülkiyetinde değil ise kendisine ait olmayan hattı diğer davalı ...’e mülkiyet olarak devir etmesi (tasarrufta bulunması) da mümkün değildir....
ın şufa hakkını yasaya uygun olarak kullanmamış bulunmasına göre davalılar ..., ..., ... ve ... vekilinin aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-İİK'nun 278 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarından amaç davacı alacaklının alacağının cebri ... yolu ile tahsilini sağlamaktır. Bu nedenlerle davanın kabulü halinde davacı alacaklının dava dayanağı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptali ile alacaklıya haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesi gerekir. Mahkemece, maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan tapunun iptali ile borçlu adına tesciline karar verilmesi doğru değildir. Ne varki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin geçiçi 3/2.maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir....


