Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili olarak açılmış ise de, taşınmazların bulunduğu yer 01.01.1997 tarihinde kadastro sırasında 145 ada 1 sayılı parsel olarak orman niteliği ile Hazine adına tesbit edilip 17.04.1997 tarihinde kesinleştiği ve tapuya tescil edildiğinden, dava, tapu kaydına dayanılarak 10 yıl içinde açılan orman kadastrosunun iptali, tapu iptali ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun çalışmalarına esas olmak üzere 1995 yılında 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sınırlarının tesbiti ve 2/B madde uygulaması yapılmış, arazi kadastrosu ile birlikte 18.03.1997 - 17.04.1997 tarihleri arasında ilân edilmiş, taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı halde, arazi kadastrosunda 145 ada 1 sayılı orman parseli içinde tutanak düzenlenmiştir....
İstinaf Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçelerinde özetle; iptal-tescile ilişkin verilen kararın gerekçesiz olduğunu, karardaki çelişkiler nedeniyle hükmün uygulanamadığını, kararın açık olmaması nedeniyle infazda tereddüt olduğunu, sadece davalılar ..., ... ve ... adına kayıtlı paylar yönünden iptal-tescil talep edildiğini, oysa mahkeme hükmünde tüm paylar yönünde iptal-tescil kararı verildiği, bu durumun hataya yol açıp davalıların hisselerinin olması gerekenden daha fazla olmasına yol açtığını, Mahkemece davalıların tapu kayıtlarının iptali ile bakiye hisselerin veraset ilamı uyarınca dağıtılması ile bu yanlışlık giderilebilecekken, tavzih talebinin reddi ile yanlışlığın sürdürüldüğünü, ayrıca 122 ada 53 ve 161 ada 8 parsellere ilişkin davadan feragat edilmiş olmasına rağmen bu parseller hakkında da tapu kaydının iptaline karar verildiği bu yöndeki düzeltme talebinin hukuka aykırı olarak reddedilmesinin doğru olmadığını, tavzih talebinin kabulüne...
DAVA Davacılar ... ve ... asıl dava dilekçesinde özetle;Ordu ili, Fatsa ilçesi, Dereyurt köyünde zilyetlikleri altında bulunan serenti ve arsasının 2008 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tespit harici bırakıldığını belirterek taşınmazın adlarına kayıt ve tescilini talep etmişlerdir. Davacı ... Belediye Başkanlığı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle ;Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/501 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yapılan keşifte kadastro tespitinin hatalı yapıldığının anlaşıldığını, davaya konu yolun 148 ada 9 ve 10 nolu parsellerin doğusundan, serentilerin de güneyinden geçtiğini ileri sürerek fiili yol olan kısımlarının tapularının iptali ile yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davanın davalıları; davanın reddini savunmuştur....
Mahallesi, 361 ada, 204, 56, 57, 176 parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11/1-f maddesi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ve tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun davacı idare yönünden esastan reddine, davalı yönünden kısmen kabulü ile bölge adliye mahkemesince resen hesaplama yapılarak ve objektif değer artırıcı unsurun %100 olarak belirlenerek tespit edilen bedel üzerinden HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmasında yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1)İş bu davada Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8....
Dava; miras payının devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar vekilinin tüm davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, hüküm fıkrasında dava konusu parselde ortak mirasbırakan ...’dan davalıya intikal edecek payın iptaliyle miras payları orarında davacılar adlarına hisseli olarak tesciline karar verildikten sonra bakiye payın muris ... üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm fıkrasının bu haline göre, bakiye payın yeniden muris ... üzerinde bırakılması, haksız kazanıma ve mükerrer pay intikaline yol açacaktır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kurşunlu Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 08.06.2011 gün ve 133/230 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 106 ada 60 sayılı parselin içerisinde vekil edeninin ölü babası...’a ait 2 dönüme yakın yer kaldığını, anılan parselle birlikte Hazine adına tapuya bağlandığını, zilyetlik süresinin 50 yılı aşkın olduğunu açıklayarak, muris... mirasçıları adlarına müştereken tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur....
Mahkemece dava dilekçesinin mahalline uygulanıp kapsamının belirlenmemesi ve davanın sınırlarının tesbit edilmemesi doğru değildir. Ayrıca, tespitten önce açılmış bir dava bulunduğuna göre dilekçe kapsamındaki taşınmazların tutanaklarının malik hanesinin açık bırakılması gerekir. Davaya rağmen, tutanakların malik hanesinin doldurulması hiçbir hukuki sonuç meydana getirmez. Tutanakları açık bulunan parsellerle ilgili yargılamada ise 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince taşınmazların gerçek malikinin araştırılıp kesin olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, mahkemece öncelikle yasal hasım olarak Orman Yönetimi, 6360 sayılı Kanun gereğince dava konusu taşınmazların bulunduğu ... ... Başkanlığı ve ......
Her alacak hakkının varlığı, bunu sağlayan bir hukuk ilişkisine ve bunun illiyetine dayanır. Bu illiyet, alacak hakkının doğumunu, hukukça ödenmesi gerekli bir hakkın var olduğunu sağlayan bir olay veya tek taraflı yahut da karşılıklı bir irade açıklamasını yahut bu yol ile iki iradenin uygun olarak birleşmesinden ibarettir. Yasa, sadece borçlu olduğunu açıklayan kişinin, iki taraf arasındaki ilişkinin nedenini göstermeden, bir hakkın veya borcun varlığını, ödeneceği iradesini açıklamasını yeterli görmüştür. Kısaca, nedenini taşımayan borç belgeleri geçerlidir. Somut olayda, davacı ...’in dayandığı 04.01.1999 tarihli sözleşme davacının eşi ile yüklenicinin imzalarını taşımaktadır. Sözleşme içeriğinden ve davacı eşinin 19.03.2008 tarihli oturumda tanık olarak alınan beyanlarından çekişme konusu taşınmazın davacı adına alındığı anlaşılmaktadır....
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davacı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nce esastan reddine, davalılar vekillerince yapılan istinaf başvuru talebinin kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; arazi niteliğindeki ... parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11/1-f maddesi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı davacı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8....
Mahallesi, 361 ada, 112 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11/1-f maddesi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ve tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı yapılan davacının istinaf başvurusunun reddi, davalının istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile objektif değer artışı yönünden hükmün düzeltilerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı idarenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir....


