Mirasın reddi ilâmı ile hakkındaki takip işlemlerinin iptalini isteyen şahsın başvurusu borca itiraz olarak nitelendirilmeyeceğinden ve İİK’nun 16/2 maddesi gereği süreyle sınırlandırılamayacağından, ilamlı icra takibinde mirasçıların mirasın reddi nedeniyle takibin iptali talebi süresiz şikayet olarak değerlendirilmelidir. O halde, şikayetçilerin mirasın reddi nedeniyle takibin iptali ve haczin kaldırılması talepleri süresiz şikayet olarak değerlendirilerek, işin esasına girilip, deliller değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Şikayetçi-borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10....
Somut olayda; Dairemizin bozma ilamında; mirasın hükmen reddi şikayeti hakkında mahkemece verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği görülür ise derdestlikten bu yöne ilişkin davanın reddine karar verilmesi, aksi halde mirasın reddi davasının bekletici mesele yapılması, bu dava sonunda mirasın hükmen reddi kararı verilir ise takibin iptali yönünde hüküm tesisi, anılan dava reddedilir ise borçluların meskeniyet şikayetinin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, ancak mahkemece davanın derdestlik nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilâm doğrultusunda, terekenin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen reddine ilişkin kararın kesinleşmesi beklenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
İcra Müdürünün mirasın reddi kararını görmeden önce takip hukuku kurallarına göre yaptığı işlemleri, kendiliğinden kaldırma yetkisi bulunmamakta ise de bu işlemlerin iptali şikâyet yolu ile İcra Mahkemesinden istenebilir. İcra Mahkemesi takipten önce alınan mirasın reddi kararının taşıdığı hüküm ve bu hükümlerin sonuçlarını (TMK 611.) şikâyetin konusu olması nedeniyle değerlendirebilecektir. Mirasın reddi kararına dayanan takibin iptali talebinin borçlu sıfatına itiraz olarak nitelendirilip borca itiraz müessesesi kapsamında değerlendirilmesi başvurunun borca itiraz süreleri ile sınırlandırılması takip hukukunun bütünlüğü ile uyum sağlamaz. İcra hukuku ilâmlı icrayı da bünyesinde bulundurmaktadır. İlâmlı icrada itiraz “İtfa”, “imhal”, “zamanaşımı” ile sınırlı olup, yasada bir başka nedenle ilâmlı takibe itiraz edilebileceğine ilişkin düzenleme bulunmamaktadır....
İcra Müdürlüğünün 2012/1562 Esas sayılı icra dosyasıyla takip başlatıldığını, icra takip dosyasında yer alan borçtan açılan mirasın hükmen reddi davası nedeniyle sorumlu olmadığını belirterek takibin iptali ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/55 esas sayılı dosyasıyla araçta meydana gelen maddi zararın tazmini amacıyla davacının murisi aleyhinde maddi tazminat talepli olarak dava açıldığını, yargılama aşamasında davacının murisinin vefat etmesi nedeniyle davacı ve dava dışı diğer mirasçıların davaya usulüne uygun olarak dahil edildiğini, maddi tazminat talebinin ilgili mahkemece kabulüne karar verildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; kesinleşmiş mirasın reddine ilişkin mahkeme kararı bulunmadığı, her davanın açıldığı tarih ve şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, davalılar aleyhinde ...2 ....
Mahkemece davalının murisin borcundan müteselsilen sorumlu olduğu, 5464 sayılı Yasa uyarınca bankaya müracaatının bulunmadığı, itirazın haksız olduğu gerekçesiyle davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davalı Halil Kont, davacı bankaya borçlu Hüseyin Kont’ un mirasçısı olması nedeniyle murisin borcundan dolayı takibe geçilmiştir. Davalı Şişli 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/943 sayılı dosyada mirasın hükmen reddi talebinde bulunulduğunu belirten belgeleri temyiz dilekçeleri ile sunmuştur. Mirasın reddi halinde mirasçı murisin borcundan sorumlu tutulamayacağından mirasın reddi ile ilgili talebin sonucu beklenmeden hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı, eldeki dava ile tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itrazın iptali isteminde karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında davalı ...'ın vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiş, mirasçıların mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep etmesi üzerine mahkemece bu yönde araştırma yapılarak dahili davalılar yönünden davanın mirasın hükmen reddi nedeniyle reddine karar verilmiş, dahili davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmiştir. Davanın niteliği gereği davalının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda mahkemece, mirasın hükmen reddi nedeniyle davanın reddine karar verilen dahili davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir....
Davalı ... yargılama sırasında mirasın terekenin borca batık olması nedeniyle mirasın reddini talep edilmiştir. Mahkemece terekenin borca batık olup olmadığı, murisin aciz içinde ise mirasın reddi şartlarının var olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmaksızın karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Terekenin borca batık olduğunun tespitine karar verilebilmesi için; mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekenin aktif ve pasifinin belirlenerek, tereke pasifinin aktifinden fazla olması yanında; mirasçıların terekeye sahiplenme anlamına gelecek hukuksal bir işlemde bulunmamış olması da gereklidir. Mahkemece mirasın hükmen reddini talep eden mirasçı ... yönünden mirasın hükmen reddi şartlarının varlığı konusunda gerekli araştırmaların yapılarak hasıl olacak sonuca göre, mirasın reddini talep etmeyen mirasçı Hayriye yönünden ise işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerekmiştir....
Ancak duruşma günü verilmesi mirasın reddi beyanlarının hukuki sonuç doğurmalarını geciktirmeyeceğinden, söz konusu mirasın reddi beyanları sulh hakimlerine ulaşmakla sonuçlarını doğurmuş olmaktadır. Bu durumda, henüz itirazın iptali davası açılmadan önce davalı borçluların mirası ret beyanları hukuki sonuçlarını doğurmuş olup, murisin ölümü tarihi itibariyle davalıların mirasçılık sıfatları da sona ermiş olduğumdan Kararın onanması gerektiği görüşünde olmam nedeniyle bozma yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım....
.-933 K. sayılı kararı ile reddettiğini, takipten kıymet takdiri için gelindiğinde evine bırakılan haber kağıdı ile haberdar olduğunu, mirasın reddi kararına dayalı olarak takibin durdurulması ile hacizlerin kaldırılması taleplerinin icra müdürlüğü tarafından reddedildiğini ileri sürerek talepte bulunduğu, mahkemece istem, İİK'nun 16/2. maddesine göre süresiz şikayet kabul edilerek icra müdürlüğü işleminin iptali ile şikayetçi borçlu yönünden takibin durdurulmasına, taşınmazları üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İcra dosyasının incelenmesinde; takibin borçlu hakkında mirasçı sıfatı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Borçlu icra müdürlüğüne başvurusunda; mirası reddettiğinden hakkındaki takibin durdurulması ile adına kayıtlı gayrimenkullere konulan hacizlerin fekkini istemiştir. Bir diğer ifade ile mirasın reddi kararı nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmektedir....
İcra Hukuk Mahkemesi dosyasının getirtilerek incelenmesi mirasın hükmen reddi şikayeti hakkında mahkemece verilen davanın açılmamış sayılmasına kararının kesinleşmediği görülür ise derdestlikten bu yöne ilişkin davanın reddine karar verilmesi aksi halde mirasın reddi davasının bekletici mesele yapılması bu dava sonunda mirasın hükmen reddi kararı verilir ise takibin iptali yönünde hüküm tesisi, anılan dava reddedilir ise borçluların meskeniyet şikayetinin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mirasın reddi davasının henüz sonuçlanmadığı işlemlerin usule uygun olduğu gerekçeleri ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....


