İstinaf Sebepleri Şikayetçi borçlu vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin ipoteğin veya kredinin türü ile ilgili şeklen yapmış olduğu incelemenin yeterli olmadığını, krediye ilişkin tüm evrakların ve hesap hareketlerinin celbi ile birlikte külli bir inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğini, davalı bankanın borcunu karşılayan ticari gayrimenkuller olmasına rağmen aile konutlarını satarak alacağını tahsile girişmesinin de davalı bankanın açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, Yerel Mahkemece her ne kadar İİK 135/2'ye göre borçlunun tahliye emrine itiraz hakkı bulunmadığı yönünde hüküm kurulmuş olsa da işbu bu hükümün hukuka aykırı olduğunu, asıl icra dairesinin tahliyeyle ilgili hiçbir işlem tesis etmemişken talimat İcra Müdürlüğü'nün tahliye işlemine ilişkin yapmış olduğu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, yasal süresi içerisinde tahliye emrine itiraz hakkı bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur....
Davacı vekili noterde düzenlenen 25.12.2003 tanzim, 31.12.2004 tahliye tarihli kiracı tarafından verilen taahhüde dayalı olarak yasal sürede 10.1.2005 tarihinde davalı aleyhine icra takibi başlatmıştır. Davalıya 56 Örnek tahliye emri gönderilmiş ve onbeş günlük tahliye süresi verilmiştir. Davalı yasal yedi günlük sürede takibe itiraz etmiştir. Tahliye emrindeki onbeş günlük süre takibe itiraz edilmemesi hafide kiracının icra müdürlüğünce zo-ral tahiye edilebilmesi için beklenilmesi zorunlu bir süredir. Tahliye emrine itiraz edilmesi halinde ise onbeş günlük sürenin geçmesi beklenmeden hemen itirazın kaldırılması için İcra Mahkemesine başvurulabilir. Davacının onbeş günlük süre dolmadan icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmasında bir usulsüzlük yoktur. Zira bu halde itirazın kaldırılmasının istenemeyeceğine dair yasal bir engel bulunmamaktadır....
Somut olayda davalı, tahliye emrine itiraz dilekçesinde tahliye taahhüdündeki imzaya ve düzenleme tarihine açıkça itiraz etmemiştir. Kira sözleşmesinin yenilendiğini de kanıtlayamadığına göre davalının itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, Mahkemece İİK.nun 275. maddesi hatalı yorumlanarak davalının beyanlarının tahliye taahhüdündeki tarihin ikrarı niteliğinde olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İncelenmesi gereken; Tahliye emrinin tebliğ evrakı ve tahliye emrine itiraz dilekçesinin hangi tarihte yapıldığı okunaklı değildir. Bu nedenle, mahkemece dava dosyasının yapılacak dizi pusularına göre eksiksiz ve okunaklı bir şekilde taranması ve UYAP ortamına aktarılarak ve dosya aslı ile Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün 2015/7779 Esas sayılı dosyasının aslı veya okunaklı onaylı örneklerinin yeniden gönderilmesi için yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 26/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacının, 08/06/2013 tarihli tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi başlattığı, davalının; kira sözleşmesi ile tahliye taahhüdünün aynı tarihte yapıldığını, tahliye taahhütnamesini geçerli kılmak için baskı ile kira sözleşmesinin tarihinin daha önceki bir tarih olarak gösterildiğini belirterek tahliye emrine itiraz etmiştir. Takip dayanağı tahliye taahhütnamesi incelendiğinde "Halen kiracı olarak kullanmakta olduğum…" ibaresi ile başlayan bir ifade ile davalının kiracı olduğu belirtilmiş, kiralananın 01/05/2015 tarihinde tahliye edileceği taahhüt edilmiştir. Davalı gerek itiraz dilekçesinde gerekse yargılama aşamasında kiracılık ilişkisine ve dayanak taahhütnamedeki imza ve tarihlere açıkça itiraz etmemiştir....
KARAR Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine tahliye taahhüdüne dayalı başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın tahliyesine, akdin feshine karar verilmiş, karar davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, 16/04/2015 tarihinde başlattığı 15/12/2014 tarihli tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi ile kiralanan taşınmazın tahliyesini talep etmiş, davalı süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile tahliye emrine itiraz etmiştir....
İİK'nun 274/1. maddesinde; "İtiraz etmek isteyen kiracı itirazını tahliye emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya şifahen icra dairesine bildirir. Bu suretle itiraz tahliye takibini durdurur" hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasa maddesine göre itirazın, tahliye emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde icra dairesine bildirilmesi gerekir. Bu hüküm uyarınca borçlunun süresinde tahliye emrine itiraz etmesi halinde takibin icra müdürlüğünce durdurulması gerekir. Aksi yönde verilen karar, bir hakkın yerine getirilmemesi niteliğinde olup, İİK'nun 16/2. maddesi uyarınca süreye tâbi olmaksızın şikayet konusu yapılabilir. Somut olayda, borçlunun 26.06.2015 tarihli dilekçe ile icra müdürlüğüne yaptığı başvuruda; takip dayanağı 26.02.2015 tarihli kira sözleşmesi ve 30.05.2015 tarihli tahliye taahhütnamesi ile altındaki imzaya süresi içinde itiraz ettiği anlaşılmıştır....
Somut olayda, alacaklı tarafından, yazılı kira sözleşmesi ile kiralanan taşınmazın kira süresinin bitmesi nedeniyle tahliyesi talebiyle ilamsız icra takibine başlandığı, borçluya örnek 14 numaralı tahliye emrinin 13.11.2015 tarihinde tebliği üzerine, borçlunun icra müdürlüğüne 18.11.2015 tarihinde verdiği itiraz dilekçesi ile, tahliye emrine konu taşınmaz ile tahliye taahhütnamesinde belirtilen taşınmazın adreslerinin farklı olduğunu ve tahliye taahhütnamesinin baskı altında alındığını ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce, itiraz merciinin icra mahkemesi olduğu gerekçesiyle 20.11.2015 tarihinde talebin reddine karar verildiği görülmüştür. İİK'nun 274/1. maddesinde; "İtiraz etmek isteyen kiracı itirazını tahliye emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya şifahen icra dairesine bildirir. Bu suretle itiraz tahliye takibini durdurur" hükmüne yer verilmiştir....
Davacı 29.11.2016 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 10.09.2016 tanzim ve 10.08.2016 tahliye tarihli adi yazılı belgeye dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı kiracı süresi içinde yapmış olduğu itirazında, tahliye emri ekinde gönderilen ve şahsına ait olduğu iddia edilen tahliye taahhüdünün noter vasıtasıyla düzenlenmiş bir tahliye taahhüdü olmadığını, iş bu taahhütnamenin adi kira kontratı hükmünde olup, tarafına ihtar yapılmış olması gerektiğini, böyle bir ihtarnamenin yapılmadığını, mahkeme tarafından verilmiş bir tahliye kararı bulunmadan gayri resmi nitelikte olan bir tahliye taahhütnamesi ile tahliye işlemi yapılmasının mümkün olmadığını, tahliye emrine itiraz ettiğini bildirmiştir. Buna göre; davalı borçlu itiraz dilekçesi ile takibe dayanak tahliye taahhüdündeki imzasına ve tarihe itiraz etmemiştir....
Şikayetçinin başvurusu İİK’nun 135/2. maddesi kapsamında çıkarılan tahliye emrinin iptaline ilişkin olup, şikayetçinin anılan yasa maddesi kapsamında tahliyeyi engelleyecek resmi belge sunamadığı ve açılan/açılacak aile konutuna şerh konulmasına ilişkin bir davanın sonucunun şikayetçiye tahliye emrine itiraz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, ... 13. İcra Hukuk Mahkemesi’nin şikayetin reddine dair 07/11/2013 tarihli 2013/279 Esas 2013/844 Karar sayılı kararının onanması gerekirken; Dairemizce maddi hataya dayalı olarak bozulduğu anlaşılmakla, mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : 1-Dairemizin 11/06/2014 tarih ve 2014/14428 E.- 2014/16965 K. sayılı BOZMA kararının kaldırılmasına, 2- Şikayetçinin temyiz itirazlarının reddi ile ... 13....


