verilmesi alanlarında olması da nazara alınarak, Sözleşmelerin erken feshi ile ilgili genelde Yargıtay GSM Operatör bayiliği, Akaryakıt bayiliği, Kira Sözleşmeleri vb Sözleşmelerin erken feshi ile yeni bir bayilik sözleşmesi yapılması, Kiralamalarda yeni kiralama için makul sürelerinin, davacının faaliyet gösterdiği sektör için kabul edilebilecek yerleşik bir makul süre varlığına ilişkin tespit yapılamamış olmasına karşın, Somut olayda, Sözleşmenin davalı tarafından Erken Feshi nedeniyle Sözleşmenin İfa edilemeyen 10 kısmının tamamı için yapılan Kar kaybı (Mahrum kalınan kar), Yargıtay Kararları, BK.325 maddesi ve yukarıda sayılan sektörler dışında makul sürenin üç ay olarak belirlenebileceği 40 TL x 9 x 3 ay = 1.080.00 TL gider öngörüldüğü, 3 aylık şer içinde davacının muhtemel giderleri toplamının: 33.254.55 TL + 1.080.00 TL = 34.334.55 TL olabileceğini, buna karşılık, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin erken feshi nedenli, davacının aynı konuda yeni bir sözleşme yapılabilmesi...
ihtarından sonra feshettiğini, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle müvekkilinin büyük bir prestij kaybına ve maddi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 50.000 TL zarar bedelinin ve 50.000 TL kar kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 12/10/2010 havale tarihli dilekçesiyle 21.617.296,32 TL kâr mahrumiyeti zararının tazmini ile birlikte davalı şirketin sözleşme süresince sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle vermiş bulunduğu 18.108.520,60 TL zararın tazminini istemiş, ancak buna ilişkin ıslah harcını yatırmamış, bilahare 10/12/2013 tarihli dilekçesiyle talebini sözleşmenin icrası esnasında sözleşmeye aykırılık nedeniyle meydana gelen zarar talebini 5.050.000 TL, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâr talebini 10.050.000 TL olarak artırmış, ayrıca 2.250.000 TL portföy tazminatı talebinde bulunmuş, buna ilişkin aynı tarihte harç eksikliğini ikmal etmiştir....
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı, davalı ile davalının maliki olduğu otel için 27.10.2008 tarihinde kontenjan sözleşmesi imzaladığı, ve buna göre oda satışları yaptığı, müşteri rezervasyonları gerçekleştirmesi nedeni ile davacı her ne kadar davalıya sözleşme ile vermiş olduğu 8 adet çeki ihtarlardan sonra 01.07.2009 tarihinde teslim almış ise de uğradığı gerçek zararları talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile başka otele fazladan yapılan ödemeye ilişkin olarak 57.842,79 TL, yoksun kalınan kazanç olarak 221.760,12 TL, ihtarname masrafları olarak 1.112,10 TL olmak üzere toplam 280.715,01 TL maddi tazminat ile 15.000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir....
- K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında 02.07.2004 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının sözleşmeye aykırı olarak başka firmalara ait ürünleri sattığının mahkeme kararı ile tespit edildiğini ve sözleşmenin 09.11.2006 tarihinde noter ihtarı ile fesh edildiğini, davalının elinde halen mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan tüpler bulunduğunu, davalının bu tüpleri iade etmediğini müvekkilinin bu tüpler nedeni ile ve sözleşmenin 24.maddesi uyarınca cezai şart ve 23.maddesi uyarınca mahrum kalınan kar nedeni ile davalıdan alacaklı olduğunu öne sürerek bu alacakların davalıdan faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin başka bir firmaya ait tüpleri sattığı iddiasının yerinde olmadığını, davacının sözleşmeyi haksız fesih ettiğini, cezai şart taleplerinin de yerinde olmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur....
Acenteliği Sözleşmesi bulunduğu ve davacı henüz işe başlamadan davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin 13. maddesinde fesih hallerinin düzenlendiği, yine aynı maddede acentenin feshe itiraz edemeyeceğinin ve tazminat talep edemeyeceğinin belirtildiği, sözleşmenin bu madde dolayısıyla genel işlem şartlarından fiili tekel kapsamına girdiği ve feshin anılan madde uyarınca haklı olmadığı;ancak davacının fesih sonrasında teminatını geri aldığı, eğitim seminerlerine gidilmiş olmasının maddi zarar olarak değerlendirilemeyeceği, her hangi bir kar kaybının bulunmadığı ve maddi zararın oluşmadığı, yine tarafların özgür iradesi ile düzenlenmiş sözleşmenin feshi halinde manevi tazminat istenemeyeceği, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir....
Taraflar arasındaki sözleşmenin 8/a-c bendine göre müvekkil şirketin kar mahrumiyeti alacağı bulunmaktadır. Davalı bayi sözleşme ve protokolü tek taraflı ve haksız olarak feshederek müvekkil şirketin zararına sebep olmuş ve davacı şirketin kar mahrumiyeti ve cari hesap alacağı doğmuştur. Davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi” talep etmiştir....
Taraflar arasındaki sözleşmenin 8/a-c bendine göre müvekkil şirketin kar mahrumiyeti alacağı bulunmaktadır. Davalı bayi sözleşme ve protokolü tek taraflı ve haksız olarak feshederek müvekkil şirketin zararına sebep olmuş ve davacı şirketin kar mahrumiyeti ve cari hesap alacağı doğmuştur. Davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi” talep etmiştir....
Ayrıca davalının otel ruhsatının alınmasından sonra davacıya ihtar göndererek otelin teslim alınmasını talep etmediğinden ve oteli kendi adına işletmeye başladığından sözleşmenin fiili olarak davalı tarafından fesh edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı kiraya verenin tazminat sorumluluğu bulunmakta olup, haksız fesih nedeniyle kiraya veren davalıdan kar kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir. Ancak kar kaybının hesabında kiracının aynı şartlarla bir yeri kiralaması için gereken makul süre tespit edilip bu süre içindeki kiracı karının ne olabileceği tespit edilip mahrum kalınan karın belirlenmesi gerekmektedir....
Kâr mahrumiyeti hesaplanırken, kâr mahrumiyeti süre feshedilen sözleşmenin fesihten, sözleşmenin sonuna kadar olan bölümü için değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar olmalı ve ayrıca davacının mahrum kaldığı kar brüt kar değil net kar olarak hesaplanmalıdır....
maddesine göre davacının ya yoksun kaldığı karı, ya da ceza-i şartı talep edebileceği, her iki talebi bir arada isteyemeyeceği, aynı yasanın 180. maddesine göre ise, alacaklının zarara uğramamış olması halinde bile kararlaştırılan cezayı isteyebileceği, ancak bunun da sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde istenmesi gerektiği, davalının su bayiliğini devretmediği, ayrıca sözleşmeden kararlaştırılan miktardan fazla su alımı gerçekleştirdiği, davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshinin kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacının ceza-i şart ile kanıtlanamayan bedelsiz ürün iade talebinde haklı olmadığı, ancak davalının ürün alımını durdurduğu 25/08/2011 tarihi ile sözleşmenin bitiş tarihi arasındaki yoksun kaldığı karı sözleşmenin .... maddesinde kabul edilen temerrüt faizi ile birlikte isteyebileceği, davacının yoksun kaldığı karın ....184,65 TL olduğu ve bu kalem üzerinden taleple bağlı kalınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak, davacının...


