Personel Yönetmeliğinin 104'üncü maddesinde belirtilen süre içinde, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren eylemleri nedeniyle hakkında 2 kez 1/8 oranında aylıktan kesme cezası uygulanan sözleşmeli personelin, üçüncüsünde sözleşmesinin feshedileceği, c) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi gereken ve öğrenim durumu nedeniyle yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunan kadrolu personelin ise, disiplin kurulu kararına göre brüt aylıklarının 1/4 ile 1/2 arasında kesinti yapılacağı, d) Ayrıca, Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasının sözleşmeli personel için 1/30 ile 1/8 aylıktan kesme, 1. derecenin 4. kademesinde bulunan kadrolu personele 1/2 ile 1/4 aylıktan kesme şeklinde uygulaması asıl cezanın mahiyetini değiştirmeyeceğinden; bu durumdaki personele kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi halinde bu hususun disiplin kurulu kararlarında açıkca belirtilmesi gerektiği" yolunda düzenleme yapıldığı, davanın ise; söz konusu düzenlemenin "a" ve...
Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birini üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır. (5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.” 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Somut uyuşmazlıkta, davalı Sendika tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapılan başvuru ile toplu ... sözleşmesi yapabilmek için gereken çoğunluğun sağlandığının tespiti talep edilmiş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 19.07.2019 tarihli ve 1775982 sayılı yetki tespit kararı ile de Sendikanın toplu ... sözleşmesi yapabilmek için gerekli çoğunluğu sağladığı belirlenmiştir. 2. Davacı işveren tarafından yetki tespitinin iptali talepli açılan inceleme konusu davada, Sendika ile işyerinin aynı işkolunda olmadığı itirazı da dava gerekçeleri arasında ileri sürülmüştür....
Mahkemece sendikal fesih iddiasına ilişkin olarak yapılan araştırma yetersiz olup, yapılması gereken davalı işverenlik tarafından fesih dönemi toplam kaç işçi çıkarıldığı, iş akdi feshedilen işçilerin oransal olarak kaçının sendikalı olduğu, davalı işverenlik tarafından sendikal faaliyetten haberdar olunmasının ardından sendika üyeliğinden çekinmeye zorlama olup- olmadığı, sendika üyeliğinden istifa edip de çalışmaya devam eden işçi olup- olmadığı hususları saptanmalıdır. Feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığı somut verilerle tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Sendikal tazminat 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25 inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, sendika üyeliklerini sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri gibi şartlara bağlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Yine, işçiler arasında çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından ayrım yapılamayacağı da yasada öngörülmüştür. Sendikal faaliyetlere katılma da güvence altına alınmıştır. Sözü edilen hükümlerden “fesih dışında” olanlara aykırılık halinde işçinin bir yıllık ücretinden az olmamak üzere tazminata tabi olduğu Yasada açıklanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2014 tarihli oturumunda verilen 2013/1 E. sayılı kararında, maddede yer alan “…fesih dışında…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, yürürlüğün durdurulması isteminin koşulları oluşmadığından talebinin reddine karar verilmiştir....
Davalı Cevabının Özeti: Davalı sendika vekili, aleyhlerine açılan davayı kayıtsız ve şartsız kabul ettiklerini belirtmiştir. Asli müdahiller vekili, dava konusu genel kurulun iptali talebinin dayanağını oluşturan ve nolu şubenin ikiye bölünmesini öngören sendika yönetim kurulunun 28.04.2014 tarihli kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, sendika genel kurulu tarafından yönetim kuruluna açık bir yetki verilmediği hallerde mevcut şubelere bağlı işyerlerinin yeni şubelere bağlanmasına dair kararların tamamının yoklukla malul olduğunu belirterek asıl davanın reddine ve sendika yönetim kurulunun 28.04.2014 tarih ve 1062 sayılı kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, asıl davanın ve asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı, davacı ve davalı, asıl davanın kabulünün gerektiği gerekçesiyle temyiz etmiştir....
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının, canlı müzik izni almadan müzik faaliyetinde bulunduğu konusunda bir tereddüt bulunmamakla birlikte, geçici süreyle faaliyetten men yaptırımının düzenlendiği 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu'nun 8. maddesi ile İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 39. maddesinde, geçici süreyle faaliyetten men konusunda en fazla otuz günlük süre belirlenmesine rağmen, davacıya ait işyerinin belirsiz bir süre boyunca (canlı müzik izni alıncaya kadar) faaliyetinin durdurulması yönünde işlem tesis edildiği, bu durumda, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, davacıya ait işyerinin canlı müzik izni alıncaya kadar faaliyetinin durdurulmasına imkan bulunmadığından, aksi yönde tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir....
Anılan maddede yapı denetim kuruluşlarının ortak ve yetkililerine yönelik denetim faaliyetinin durdurulması yaptırımın uygulanabileceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği görülmektedir. Nitekim maddede 23/04/2015 tarihli, 29335 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6645 sayılı Kanunun 32. maddesi ile yapılan değişiklik ile yeni iş almaktan men cezası alan yapı denetim kuruluşunun ortaklarının, ceza süresi içinde; faaliyete son verme cezası alan yapı denetim kuruluşunun ortaklarının ise, üç yıl süre içinde herhangi bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunda idari veya teknik bir görev alamayacağı ve başka bir yapı denetim veya laboratuvar kuruluşunun ortağı da olamayacağı düzenlenerek bu konuya açıklık getirilmiştir....
Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralinin üretim faaliyetinin devamı yolunda karar alındığı anlaşılmaktadır. "Yap-İşlet Modeli" ile üretim şirketlerine ülke enerji plan ve politikalarına uygun biçimde elektrik enerjisi üretmek için mülkiyetleri kendilerine ait olmak üzere termik santral kurma ve işletme izni verilmesi ile enerji satışına dair esas ve usulleri belirlemek amacıyla çıkarılan 4283 sayılı Kanunun 2. ve 3. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, ... Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralinin üretim faaliyetinin devamı konusunda Bakanlar Kuruluna tanınmış bir yetkinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. T.C. Anayasasının 2. maddesinde "Cumhuriyetin nitelikleri" arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade etmektedir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 4708 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 23/04/2015 tarihli değişiklikten önceki halinde, bu Kanun'a aykırılık tespit edilmesi halinde, yapı denetim kuruluşlarına bir yıla kadar denetim faaliyetinin durdurulması ve belgelerinin geçici olarak alınması yönünde yaptırım uygulandığı ve denetim faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına neden olan yapı denetim kuruluşu mimar ve mühendislerinin, yapı denetim kuruluşunun faaliyetinin durdurulduğu süre zarfında başkaca bir denetim faaliyetinde bulunmasına izin verilmediği, bir diğer ifadeyle yapı denetim kuruluşunca Kanun'da sayılan görevlerinin herhangi birinin ihlali halinde, denetim faaliyetinin bir yıla kadar durdurulabildiği ve kuruluş ile beraber aynı anda/doğrudan denetim elemanlarının da faaliyetinin durdurulduğu görülmektedir....
Davacı Sendika tarafından düzenlemenin, “Angarya yasaktır” ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu, ayrıca bu çalışmalar için bir ücret öngörülmediği iddia edilmekte olup; davalı idarece, öğretmenlerin nöbet görevini mesai saatleri içerisinde ifa ettikleri, dolayısıyla nöbet görevinin eğitim öğretim faaliyetinin ayrılmaz bir parçası olduğu savunulmaktadır. Hukukumuzda, idarenin düzenleme yetkisi konu bakımından sınırlandırılmamıştır. İdareler bir kanuna dayanmak ve varsa düzenleyici işlemin bir üst normuna uygun olmak şartıyla düzenleme yapabilmektedir. Anayasanın 124 üncü maddesine göre ise; yönetmelikler, kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilmektedir. Ancak; idarelere takdir yetkisi tanınmakla birlikte, bu yetkinin sınırsız kullanımı da söz konusu değildir. İdareler; eşitlik, kamu yararı, hizmet gerekleri, hak ve nesafet ilkelerine göre takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdürler....


