Sözleşmeye aykırılık nedeni ile Borçları Kanunu 98/2.mad. yollaması ile aynı kanunun 49. maddesi uyarınca manevi tazminat isteminde bulunulması, kanuna ve Yargıtay’ın uygulana gelmekte olan yerleşmiş içtihadına ve öğretideki bu doğrultuda oluşan baskın görüşlere de uygun bulunmaktadır. Ancak salt sözleşmeye aykırı davranış, manevi tazminat istemi için yeterli olmayıp aykırılığın niteliğinden veya özel hal ve şartlar sebebiyle aynı zamanda davacı tarafın kişilik haklarının Medeni Kanunun 24. maddesi anlamında zedelenmesi ve bu nedenle de Borçlar Kanunun 41. maddesi uyarınca haksız bir eylem olarak değerlendirilebilmesi gerekli olup, ayrıca Borçlar Kanunun 49. maddesi hükmü gereğince kusurun özel ağırlığı da aranmalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı vekili, sözleşmeye aykırılığın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir....
Tüm bu hususlar nazara alındığında, davalı şirketin Hac ve Umre organizasyonlarını davacı şirket adına yaptığı, buna rağmen sözleşmeye aykırı davranarak 180 kişilik kafileyi diğer davalı ... Turizm Seyahat İth. İhr. Oto San. Ltd. Şti'ye yönlendirerek, bu şirket kanalı ile .../... götürdüğü anlaşılmakla, davacı tarafın kar mahrumiyeti talebinin bu çerçevede bilirkişi incelemesi yapılarak tespiti gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Davacı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine aykırılık sebebiyle manevi tazminat talebinde de bulunmuş ise de; her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmediğinden ve somut olayda da davacının şahsiyet haklarının ihlali sayılabilecek bir durum söz konusu olmadığından, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kararın onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin davalı ... Turizm Seyahat İth. İhr. Oto. San. Ltd....
Özel Daire ve çoğunluk görüşü, davacının eşinin alınmasından dolayı üzüntü duysa da doğrudan zarar görmediğini, eşine karşı sözleşmeye aykırılık nedeni ile manevi tazminatın koşulları oluşmadığı gibi eşinin beden bütünlüğüne karşı bir davranış da bulunmadığından (TBK 56) manevi tazminat talep edemeyeceği yönündedir. 10. Ancak dava dilekçesi ve talep incelendiğinde, davacı ve eşinin vekili dava dilekçesinde açıkça, eş için sözleşmeye aykırılık, davacı için ise ayrı paragrafta “tatil dönüşü eşinin uçağa binmesi için son ana kadar uğraş verdiğini, bırakmak istemediğini, bir yandan gözyaşlarını bir türlü kesemediği evladınaiçi parçalandığını, haksız yereaşağılanmanın, hiçbir yardım ve ilgi görmemenin üzüntüsü ile evladı ile eşi olmadan dönmek zorunda kaldığını” belirterek manevi tazminat talep etmiştir....
Dairemizin bozma ilamında, davalının manevi tazminata yönelik veya bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildiğine dair bir ifade bulunmamaktadır. Dolayısıyla bozma kapsamı dışında kaldığından kararın bu kısmının kesinleştiğinin söylenilmesi mümkün değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 98/II. maddesindeki yollama nedeniyle haksız fiilden ... sorumluluğa ilişkin hükümler kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır ise de; aynı Kanunun 49. maddesi hükmünce manevi tazminata hükmedilebilmesi için sözleşmeye aykırılık hallerinin, karşı tarafın kişilik haklarına haksız bir saldırı oluşturması gerekir. Somut olayda davalı adi ortağın satış yetkisi olmamasına rağmen kendi adına ve daha ucuz fiyatla programı pazarlaması şeklindeki sözleşmeye aykırı eylemi davacı adi ortak şirketin kişilik haklarına haksız saldırı niteliğinde değildir....
Bununla birlikte olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (818 sayılı BK) ve 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (6098 sayılı TBK) borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminat gerektirmez ise de, özel hâl ve şartlarda davacının kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde haksız fiilin neticelerini doğurmakta ve manevi tazminat gerektirmektedir. Zira 818 sayılı BK’nin 98/2 (6098 sayılı TBK’nin 114/2) maddesi, “haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde muhalif hareketlere de tatbik olunur.” hükmünü haizdir. O hâlde sözleşmeye aykırılık nedeniyle 818 sayılı BK’nin 98/2 maddesinde yer alan bu yollama nedeniyle aynı Kanun’un 49. maddesinin uygulanması gerekmektedir....
Bununla birlikte olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (818 sayılı BK) ve 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (6098 sayılı TBK) borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminat gerektirmez ise de, özel hâl ve şartlarda davacının kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde haksız fiilin neticelerini doğurmakta ve manevi tazminat gerektirmektedir. Zira 818 sayılı BK’nin 98/2 (6098 sayılı TBK’nin 114/2) maddesi, “haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde muhâlif hareketlere de tatbik olunur.” hükmünü haizdir. O hâlde sözleşmeye aykırılık nedeniyle 818 sayılı BK’nin 98/2 maddesinde yer alan bu yollama nedeniyle aynı Kanun’un 49. maddesinin uygulanması gerekmektedir....
Bununla birlikte olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (818 sayılı BK) ve 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (6098 sayılı TBK) borca aykırılıktan doğan sorumluluk nedeniyle manevi tazminat ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminat gerektirmez ise de, özel hâl ve şartlarda davacının kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde haksız fiilin neticelerini doğurmakta ve manevi tazminat gerektirmektedir. Zira 818 sayılı BK’nin 98/2 (6098 sayılı TBK’nin 114/2) maddesi, “haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde muhâlif hareketlere de tatbik olunur.” hükmünü haizdir. O hâlde sözleşmeye aykırılık nedeniyle 818 sayılı BK’nin 98/2 maddesinde yer alan bu yollama nedeniyle aynı Kanun’un 49. maddesinin uygulanması gerekmektedir....
Kişilik haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK’nun 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise kişilik haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208). Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının ve ailesinin, eşyalarının belirlenen günde taşınmaması, taşımanın ertesi güne kalması ve arkadaş toplantısına yetişilememesinden ötürü üzülmüş olmaları dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nun 24 ve TBK’nun 58 maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün değildir. Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği ispat edilememiştir....
Manevi tazminat istenebilecek haller yasalarda sınırlı sayıda belirtilmiş olup, her manevi zarar ve üzüntü durumu manevi tazminat sorumluluğunu gerektirmez. Somut olaydaki sözleşmeye aykırılık hali, aracın geç teslimi, icra takibinden evvel davacının menfi tesbit istemiş bulunması olguları ile olayın hukuki nitelikleri gözetildiğinde davacının manevi zararı bulunmadığının kabulü gerektiği gibi manevi tazminatı gerektiren hukuki neden de bulunmamaktadır....


