Yoksun kalınan kar, farazi bir zarar olduğu için bunun miktarını belirlemek bazı hallerde zorluklar gösterebilir. Menfi Zarar; menfi zarar sözleşmenin kurulamamasından ve ya geçersiz olmasından doğan zarardır, burada sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan bir zarar söz konusudur, başka bir deyişle menfi zarar "... Hüküm ifade etmeyen bir borç ilişkisinin hüküm ifade ettiğine veya hüküm ifade ediyormuş gibi sonuç doğacağına güvenmekten doğan zarar" dır. Alacaklının mal varlığının hali hazır durumu ile sözleşme yapılmamış olsa idi arz edeceği durum arasındaki fark menfi zararı meydana getirir menfi zarar alacaklının söz konusu sözleşmeyi yapmamasındaki menfaate tekabül eden zarardır....
Hüküm açıklanan sebeple davacı ve karşı davalı ... yararına bozulmalıdır. 3-Borçlar Kanununun 108.maddesine göre akitten rücu eden alacaklı vaad olunan şeyi vermekten imtina ve tediye eylediği şeyi istirdat edebilir. Şayet sözleşme alacaklı tarafından haklı olarak fesih edilmişse alacaklı Borçlar Kanununun 108.maddesine dayanarak menfi zararlarını isteyebilir. Menfi zarar alacaklının sözleşmenin ifası uğruna yaptığı bütün harcamalar, kısaca cebinden çıkan paradır. Davada karşı davacı vaad borçlusu Ayişe menfi zararlarının tahsilini istediğinden kendisine bu istek kalemi açıklattırılmalı ve delilleri toplanarak talebi hakkında sonucuna uygun bir hüküm verilmelidir. Mahkemece açıklanan bu husus üzerinde durulmaksızın karşı davanın konusu menfi zarar isteminin eksik araştırma ve inceleme ile reddedilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenle de davalı ve karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir....
Davacı vekili ( birleşen davada), davalıdan alınan gübrelerin ayıplı çıktığını, ürünlerin zarar gördüğünü, davalının bütün zararı kabul ettiğini, yanlar arasındaki şarta bağlı sözleşmenin davalının kötüniyetli ve hileli davranışları sonucu geçersiz olduğunu belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve uğranılan zarar toplamı 6.185.000.000 TL' nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili birleşen davanın reddini savunmuştur....
;Davacının sözleşmenin sona ermesini müteakiben keşide ettiği 08.04.2014 tarihli ihtarname ile menfi zararlar talebine ilişkin seçiminden dönmesinin mümkün olmadığını, bu bağlamda dilekçe içeriğinde atıf yapılan içtihatlar ile doktrin görüşleri çerçevesinde Mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemece yalnızca 08.04.2014 tarihli ihtarname içeriğinde belirtilen menfi zarara yönelik hüküm kurulması gerektiğini, bir üst başlıkta yer alan beyanları doğrultusunda zararı kabul anlamına gelmemek ve husumet itirazı baki kalmak üzere olay kapsamında yalnızca menfi zarar kaleminin değerlendirilebileceğini, menfi zararın; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarar olduğunu, başka bir anlatımla sözleşme yapılmasa uğranılmayacak zarar olacağını, menfi zararın, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkacağını...
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Tarih : 13/03/2008 Nosu : 2007/292-2008/146 Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ve Onay Alpago ile davalı vek. Av....
Uyuşmazlık; mevcut sözleşmeye rağmen davacı irtifak hakkı sahibinin, irtifak hakkı sözleşmesinin iptali nedeniyle uğradığı olumlu (müspet) ve olumsuz (menfi) zararlarını isteyebilip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Burada yeri gelmişken olumlu zarar ve olumsuz zarar kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Somut olayda; yanlar arasında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesinde; irtifak hakkı konusu taşınmazın kısmen de olsa Maliye Bakanlığı ve Turizm Bakanlığının izni olmaksızın başkasına kiraya verilemeyeceği, 16. maddesinde ise; bu taahhüt senedinin içerisinde 5. maddenin de yer aldığı bir kısım maddelerin yerine getirilmemesinin sözleşmenin önemli ölçüde ihlali sayılacağı ve Hazinece bir tazminat ödenmeksizin tüm yapı ve tesislerin sağlam ve işler durumda Hazineye intikal edeceği açıklanmıştır. Bu sözleşme hükmü gerekli biçim koşullarına uygun olarak yapıldığından geçerlidir....
Olumsuz zarar genel bir ifade ile hukuken geçerli olmayan bir borç ilişkisinin geçerli olduğuna inanmaktan (güvenmekten) doğan zarar bir başka anlatımla alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, o sözleşmeyi yapmasa idi uğramayacağı sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamalardır. Kira kaybı zararı ise müspet (olumlu) zarar kapsamındadır. Çünkü, kira kaybı ancak o sözleşme ifa ile bitirilse idi mal varlığının geleceği durumda kazanılan bir bakıma kar mahrumiyetindedir. Sözleşmeyi fesh eden ve fesihte haklı olan taraf ancak menfi zararını isteyebileceğinden fesh edilen sözleşmeye dayanılarak o sözleşme ile kazanılacak haklar istenemeyeceğinden kira kaybı ve somut olayda olduğu gibi sözleşmenin ifa ile bitmesi sonucunu meydana getirecek şekilde inşaatın süresinde tamamlanmamasından uğranılan zararlar da istenemez....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece menfi zarara ilişkin yapılan araştırma eksik olduğundan dava konusu taşınmazdaki evin 6360 sayılı Yasa kapsamında riskli yapı olup olmadığı, yıkımının gerekip gerekmediği, bu bağlamda ekonomik değerinin olup olmadığı istinaf aşamasında araştırıldığı, taşınmazın yıkımının gerekmediğinin tespit edildiği, bu bağlamda evin yıkılması nedeniyle evin bedelinin menfi zarar kapsamında tespit edilerek davacıya ödenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak mahkemece hüküm altına alınan kira bedelinin, geçersizliği tespit edilen sözleşmedeki gecikme tazminatı olarak belirlenen kira bedeli için öngörülen bedel esas alınarak hesaplanmış olduğu, bu hesaplamanın doğru olmadığı, sözleşmede öngörülen kira bedelinin müspet zarar kapsamında gecikme tazminatı için esas alınabilecek bir miktar olduğu, davacının menfi zarar olarak talep ettiği kira bedeli için sözleşme hükümlerinin uygulanmayacağı, davacının...
Müdahil vekili, yükleniciden daire satın aldığını, buna istinaden tapu iptali ve tescil davası açtığını, sözleşmenin feshi davasının sonucunun müvekkilinin hukuki menfaatini etkileyeceğini, iskân ruhsatının alınmamasının sözleşmenin geriye etkili feshi sonucunu doğurmayacağını, taşınmazdan davacıya kalacak kısmın bilirkişi raporuna göre %85 oranında tamamlandığından geriye etkili feshin mümkün olmadığını, tapu iptal ve tescil davasında eksikliklerin giderilmesi veya depo edilmesi halinde tescile karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir....
Mahkemece, davacının taraflar arasındaki 18.07.2005 tarihli sözleşmeyi feshetmediği anlaşılmakla, takip tarihi itibariyle sözleşmenin teminatı olarak verilen 7.000 YTL bedelli bonodan dolayı takip yapma ve alacak hakkı bulunmadığından açılan itirazın iptali davasının reddine, davalının %40 tazminat talebi koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Sözleşmenin feshi halinde menfi zarar istenebilir. Somut olayda davacı, sözleşmeyi feshetmemiş, sözleşme hükümlerine uygun davranması konusunda, davalıya ihtar çektikten sonra müspet zararını talep etmiştir. Müspet zararın istenebilmesi için, akdin feshi gerekmemektedir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin yanılgılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir....


