Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının taşınmazında yapılan inşaatların Belediye tarafından yıkım kararı alınarak yıkım işlemlerinin tamamlandığı ve taşınmazda herhangi bir inşaat faaliyetinin bulunmadığı dikkate alındığında geriye etkili fesih talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile ....09.1994 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, devredilen ... adet bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline, menfi zarar ve cezai şart taleplerini atiye bıraktığından bu konularda hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davalılar ... Konut Yapı Kooperatifi,.... Taş. İnş. Müh. San. ve Tic. A.Ş, ..., ... ve .... kişi ... vekilleri, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebin reddine dair ek kararı .... kişi ... vekili temyiz etmiştir. ...-Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/345 Esas KARAR NO: 2021/1358 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 21/05/2021 KARAR TARİHİ: 15/12/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; taraflar arasındaki --- dayalı davacı tarafından sözleşmenin ifası için satın alınan techizatın bedeli olan ----tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir....
Davacı arsa sahipleri vekili, aralarındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müvekkillerinin edimlerini yerine getirmesine ve aradan 6 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen yüklenici şirketin herhangi bir faaliyette bulunmadığını, taşınmazın halen teslim edildiği şekilde durduğunu, bu süre içinde taşınmazda müvekkilleri aleyhine imar değişikliği olduğundan menfi zararlarının ve gecikme nedeniyle kira kaybının oluştuğunu ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, imar değişikliğinden kaynaklı zararın tazmini için şimdilik... kira tazminatının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Finansal Kiralama Şirketine ödediği anlaşılan finansman gideri menfi zarar olarak kabul edilmek suretiyle Finansal Kiralama şirketine yapılan toplam 78.703,18 USD'den dava konusu edilen 52.264 USD 'nin mahsubu sonucu 26.439,18 USD menfi zarar oluştuğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı-karşı davacı ... .....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen davalar tapu iptali ve tescil, tazminat, sözleşmenin feshi davalarının sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 16.04.2014 gün ve 2014/224 Esas, 2014/2986 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi asıl davada davacı ve birleşen davada davalı ... vekili ile asıl davada davalı ve birleşen davada davacı... vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü....
Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427)....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inşaat ruhsatının 6 ay içinde alınması gerektiği, sözleşme uyarınca inşaat süresinin ruhsat tarihinden itibaren 12 ay olduğu, bu durumda davalı yüklenici tarafından işin 24.02.2010 tarihinde teslim edilmesi gerekirken, sözleşme konusu işe hiç başlanmadığı, belediye tarafından verilen cevabi yazıdan sözleşmeye konu taşınmazla ilgili olarak sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren şuyulandırma yapılmadığı anlaşıldığından davacı arsa sahibinin sözleşmenin feshini istemekte haklı olduğu, sözleşmenin feshi durumunda davacının menfi zarar kapsamında yıkılan evinin bedelini ve bu süre içinde evi kullanamamaktan ötürü kaybettiği kira bedelini talep edebileceği, davacı her ne kadar sözleşme kapsamında kira tazminatı talep etmiş ise de, sözleşmenin feshi talep edildiğinde müspet zarar kapsamında kalan kira tazminatı talep edilemeyeceği, davalı yüklenicinin sözleşme ayakta olduğu sürece sözleşme konusu...
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporları ve tüm dosya içeriğine göre; asıl davanın sözleşmeye aykırılık nedeni ile tazminat ve cezai şartın tahsili, birleştirilen davanın ise fatura ve cari hesap nedeni ile itirazın iptaline ilişkin olduğu, taraflar arasında temizlik hizmetine ilişkin sözleşme imzalandığı, davacının temizlik işlerinde çalıştırdığı işçilerin davalıya ait işyerinde 01.06.2010 tarihinde çalışmaya başladığı ve davalı işyerinde sigortalı olarak işe alındığı hususunda davalının bir itirazının bulunmadığı, davalının bu nedenle sözleşmeye aykırı davrandığı ve sözleşmenin davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, bu nedenle davacının 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 108. maddesi uyarınca menfi zararını talep edebileceği, sözleşmesinde taraflar arasında cezai şart kararlaştırıldığı için davacının ancak cezai şart miktarını aşan menfi zararlarının olduğunu ispatlaması halinde bunları talep edebileceği, davacının bu hususta delil...
göre inşaatın 20.05.2022 tarihi itibarıyla %65 seviyesinde olduğunu, inşaatın Yargıtay kararlarına göre ileriye etkili fesih şartı olan %90 seviyesini geçmemiş olduğunu, taraflar arasında sözleşmede vade için kesin süremin belirlenmiş olduğunu, ayrıca inşaatin yaklaşık 2 yıldır durma noktasında olduğunu, borçluya süre verilmesinin bir fayda sağlamayacağını, yüklenici borçlunun temerrüdü sonucunda arsa sahibinin seçimlik haklara sahip olduğunu, alacaklı konumunda olan müvekkilinin geriye etkili fesih yolunu seçtiği için menfi zararlarını isteyebileceğini, menfi zarar kalemleri arasında sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zararların ve sözleşmenin 14. maddesinde belirtilen yoksun kalınan gerçek kira karşılığının olduğunu, sonuç olarak avans olarak devredilen taşınmaz hissesinin üzerindeki hacizlerin terkini ile müvekkil şirket adına tesciline karar verilmesine, sözleşmenin geriye etkili fesih edildiğinin tespitine, menfi zararları...
Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (..., s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (..., Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482). Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve ... Esas, ......


