DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 189 ada 8 parsel sayılı 618,00 m2 yüzölçümüne sahip tapulu taşınmaza davacının hisseli malik olduğunu, davalının müvekkillerinin veya miras bırakanlarının rızası olmaksızın uzunca yıllar haklı ve geçerli nedene dayanmaksızın taşınmazı tel örgü ve bilimum materyallerle çevrelediğini, taşınmazın içerisine satış mahalli adı altında ofis ve depo inşa etmek sureti ile taşınmaza müdahalede bulunduğunu ileri sürerek, taşınmaza yapılan el atmanın önlenmesine ve taşınmazın eski haline getirilmesine, haksız kullanıma ilişkin olarak dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıllık süre içerisinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı koşuluyla 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. 26.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 23.149,81 TL ecrimisil alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, tetkik hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü; -KARAR- Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 145, 170, 172, 466, 573, 681, 736 parsel sayılı taşınmazlarda davacının, davalının ve dava dışı kişilerin paydaş oldukları anlaşılmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı ile 1/2 oranında paydaş oldukları 4 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu meskeni davalının kullandığını, davalı ile boşanmalarına ilişkin kararın 24.09.2012 tarihinde kesinleştiğini, davalının haksız kullanımı nedeniyle keşide ettiği 30.10.2009 tarihli ihtarname ile ecrimisil isteminde bulunduğunu, boşanma davası sırasında mahkemece 30.11.2010 tarihinden itibaren meskenin davalıya tahsisine karar verildiğini ileri sürerek 01.11.2009- 30.10.2010 ve 24.05.2012 - 30.05.2010 tarihleri arasında toplam 16.850 TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının evden kovması üzerine 2 çocuğuyla birlikte dava konusu taşınmaza sığındığını, haksız işgalci olmadığını, boşanma kararının kesinleştiği 24/09/2012 tarihinden dava tarihine kadar konutun kullanımına davacının rıza gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur....
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Somut olayda, dava konu taşınmazda davacı, davalı ve dava dışı 3. kişiler paydaş olup her iki taraf da dava konusu taşınmazın belli bir bölümünün kendilerine ait olduğunu iddia etmektedir. Taşınmaz başında dinlenen mahalli bilirkişiler fiili taksime ilişkin bilgilerinin olmadığını, davacı tanığı ..., dava konusu yeri davacıya sattığını ancak davalının kullandığını ve dava konusu taşınmazda davacının kullandığı başka yer olmadığını, davacı tanığı ... ......
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davalı tarafından çaplı taşınmaza elatılması nedeniyle “a” bendinde açıklanan “iyiniyet” koşulun oluştuğundan bahsedilemeyeceği gibi, dosya arasında mevcut bilirkişi raporundan da, taşkın yapıların değerinin elatılan arazinin değerinden az olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, ... Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 27.11.2015 tarihli karşılık yazıda da, elatılan alanın ifrazında sakınca bulunmadığı belirtilmemiş, taşınmaz sahiplerinin birlikte başvurusu halinde sınır düzeltilmesi işleminin yapılabileceği bildirilmiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece davacının elatmanın önlenmesi ve kal taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçeler ile davalı tarafın koşulları oluşmayan temliken tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaş arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Dava konusu taşınmazda taraflar paydaştır. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini ve ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur....
Öte yandan, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli, 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı, paydaşı olduğu 14 parsel sayılı taşınmazdaki 5 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölüme paydaş olan davalının haksız olarak müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, mesken vasıflı bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir....
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler....
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar....


