Beldesi/..." olduğunun tespit edildiği, bu nedenle ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetksizlik kararı verilmiştir. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, nüfus kaydının düzeltilmesi istenen ...'ün ölmeden evvel son yerleşim yerinin ... ilçesi olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiş ise de, madde metninde yetkili mahkemenin düzeltmeyi isteyen şahısların yerleşim yeri olduğunun belirtildiği ve davacının yerleşim yerinin .../... olduğu, bu nedenle ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. ... 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce ise, nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında kaydın düzeltilmesi istenen kişinin yerleşim yeri adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olup bu yetkinin kesin olduğu, ...'ün nüfus kaydının düzeltilmesi istemli davada yetkili mahkemenin ...'ün ikametgahının bulunduğu yer olan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir....
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının incelenmesinde, taşınmazın 480/1536 payı tapu kayıtlarına dayanılarak “... kızı ...” adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, tespite dayanak tapu kayıtları getirtilmemiş, tutanağın edinme sebebi bölümün tapu maliki olduğu yazılan “..., ... ve ... ”la ismi düzeltilmesi istenen “... kızı ...” arasındaki bağlantı nüfus kayıtları getirtilerek kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş, davacı tanığının beyanı nüfus kayıtları ile denetlenmemiştir....
TAPU SİCİL KAYDININ DÜZELTİLMESİ 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1007 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1025 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 428 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 101 ada 240 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyonunca dava dışı S... K... ve A... K... adına tespit ve tescil edildiğini, davalı A... tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davasında kesinleşen karar gereğince taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesine rağmen tapu sicil müdürlüğünce taşınmazın hatalı olarak davalı adına tescilinin yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın S... K...ve A... K... adına tescili isteminde bulunmuştur. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Selda Özer'in raporu okundu, düşüncesi alındı....
Dava konusu yapılan 272 ada 19 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı celbedilmiştir. Tutanağın edinme sütünunun incelenmesinde taşınmazın dava dışı aynı ada 20 parselle bütün olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit ve tescil edilmiştir. ...'nin zilyetliğinde iken 1939 yılında ölümü ile çocukları ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ...'ye kaldığı bunlarında aralarında yaptıkları ifraz ve taksim sonucunda 19 parsel sayılı taşınmazın ... ...'a kaldığı, onunda taşınmazı oğlu ... ...'ye hibe ettiğinden bahisle dava konusu parsel 1948 doğumlu ... oğlu ... ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Mahkemece davacıya ait nüfus kaydı nüfus müdürlüğünden celp edilmemiş olup, tapu maliki olduğunu iddia eden davacı ...'ın dosyaya sunmuş olduğu nüfus cüzdanının suretinin incelenmesinde, ... ve ... oğlu 1949 doğumlu ... olduğu anlaşılmıştır. Oysa dava konusu parselin edinme sütununda; ... ...'ın oğlu ... ...'...
Bu nedenle mahkemece, öncelikle kaydının düzeltilmesi istenen kişinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereğince doğum ve ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmesi hususunda davacıya önel verilerek, tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandıktan sonra, davacının mirasçılığını gösteren veraset ilamı veya nüfus kaydı da alındıktan sonra davanın esası incelenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu nüfus kaydı bulunmayan murisin baba isminin düzeltilmesine ve tespit kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı velinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Mahkemece, yukarıda belirtilen veraset ilamına ilişkin dosya mahkemesinden istenmeli, belirtilen nüfus kayıtları incelenmeli, nüfus müdürlüğünden bu kayıtlar teyit edilmeli, taşınmazın tapulama tutanağında mülkiyet durumunu açıklamak için yazılı olan ...ye ilişkin nüfus kayıtları nüfus müdürlüğünden sorularak gelecek olan kayıtlar ile davacının murisinin kimlik bilgileri karşılaştırılmalı, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, taşınmaz başında keşif yapılarak tanıklar ve sağ iseler tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenmelidir. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulüne karar verilmelidir." gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, dairemizin bozma kararına uyularak yapılan araştırma sonucunda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen "... kızı ..."...
Bu açık hükümler karşısında; ölen kişinin nüfusta kayıtlı bulunmaması durumunda, önce doğum, sonrada ölüm olayının nüfus aile kütüğüne işlenebileceği kuşkusuzdur. Sonuç itibariyle; tapuda isim düzeltilmesi davalarında, nüfusta kaydı bulunmayan kişinin doğum ve ölüm bilgilerinin ancak nüfusa kaydedilmesinin sağlanmasından sonra, tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlanması mümkün olabileceğinden; bu koşul gerçekleştikten sonra, yukarıda sıralanan diğer şartların da varlığı halinde davanın kabulü yoluna gidilebilecektir…” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/14-279 Esas, 2009/354 sayılı kararı) Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, kayıt düzeltilmesi istenen ... oğlu ... ’ın doğum ve ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmesi hususunda davacılara önel verilerek, tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandıktan sonra hasıl olacak sunuca göre karar verilmesi gerekir. Karar açıklanan bu nedenle bozulmalıdır....
Önemle vurgulanmalıdır ki; zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK, 11.2.1998 gün ve 2-87/77 sayılı). Şu durumda; zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın açılan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davada resmi kayıt ve belgelere başvurulabileceği gibi tanık da dinlenebilecektir Buna karşılık, nüfus kütüklerindeki “'doğru olmayan kayıtların'' düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur (T.K.M m.39. Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 11). İşte bu noktalarda, nüfus kütüğünde yer alan “doğru olmayan kayıtlar”, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan "kayıt düzeltme davası" ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası" olarak adlandırılmaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... 5. Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü: K A R A R- Dava, davalı...un nüfus kaydında ana-baba adının düzeltilmesi talebine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, davanın nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olmayıp soybağının düzeltilmesine ilişkin olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Aile Mahkemesi ise, uyuşmazlığın soybağı kurulmasıyla ilgili olmayıp nüfus kaydında düzeltim talebine ilişkin olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Somut olayda ...'nca davaname ile, davalı ...'un nüfus kaydında ... ve ...'un çocuğu olarak göründüğü, bu kişilerin gerçek anne ve baba olmadıkları, gerçek annesinin ... olduğu, gerçek babasının ise tespit edilemediği iddiasıyla davalı ...'un nüfus kaydında anne adının ..., baba adının ise ...'...
Nüfus araştırması sonucunda "Bedriye Sönmez" adında bir kaydın bulunmadığı, zabıta araştırması sonucunda Bedriye Sönmez" ile "...'in aynı kişi olduğu bildirilmiştir. Bu durumda tapulama tutanağı ile nüfus kayıtları, yapılan nüfus ve zabıta araştırmaları arasında çelişki ortaya çıkmıştır. O halde mahkemece tapulama tespit bilirkişilerinin yaşayıp yaşamadığı araştırılmalı ve gerekirse taşınmazı iyi bilen mahalli bilirkişi ve sağ olan tespit bilirkişileri mahallinde keşif yapılarak taşınmazın öncesinde ve şimdiki kullanım durumu tespit edilmeli çelişki giderilmelidir. Davacılar eldeki davayı ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında mahkemeden aldıkları yetki ile açtıklarından bu dava dosyası mahkemesinden istenerek incelenmeli, ismi düzeltilmesi istenen Fatma Sönmez'in sağ olup olmadığı araştırılmalı sağ ise mahkemece dinlenmelidir....


