WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

ile davalı ...'in nişanlarının, davalıdan kaynaklanan anlaşmazlıklar nedeni ile müvekkili tarafından haklı olarak bozulduğunu fakat nişan töreni için davacıya takılan ziynetlerin müvekkiline iade edilmediğini belirterek, 6 adet 20 gram bilezik, 1 adet 5 li çerçeve altın, 3 adet yüzük, alyans, tektaşlı yüzük, 1 adet zincirli çerçeveli altın kolye, 1 adet saat, 1 adet küpe, 1 isimlik altından ibaret ziynet eşyalarının aynen iadesini ya da bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin yasal faizi ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir....

Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir. Temyize konu uyuşmazlık konusunda; davalının sebep göstermeden nişanı bozduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile davalının, davacının kişilik haklarına saldırırarak doğal üzüntüyü aşan şekilde manevi zarara (objektif zarar) yol açtığından söz edilemez....

Ne var ki, mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşılmakla, davalı (karşı davacı) vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.06.2012 günlü ve 2012/10435 E. 15626 K sayılı Onama kararının kaldırılarak mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Davacı vekili; tarafların 17.08.2014 tarihinde evlendiklerini, balayında şiddet görmeye başlayan müvekkilinin davalı ve ailesiyle henüz nişanlıyken başlayan sorunları evliliğinde de yaşamaya devam ettiğini, bu nedenle boşanmak istediğini ayrıca evlenmeden önce aylık 1.000TL maaşla çalışan müvekkilinin evlenince işi bırakmak zorunda kaldığını ve bundan dolayı zarara uğradığını, kına ve nişan törenleri masrafının müvekkili ve ailesi tarafından karşılandığını, düğünde takılan ziynet eşyaları ve hediyelerin kadına ait olduğunu, çeyiz eşyalarının da aynen veya olmadığı takdirde bedelinin iadesi gerektiğini, ayrıca yaşanan olaylar nedeniyle manevi olarak da zarar gördüğünü ileri sürerek tarafların boşanmalarına, tedbir ve yoksulluk nafakasına, işten ayrılma ve yapılan kına-nişan törenleri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000TL maddi tazminat ile düğünde takılan altın ve hediyeler için şimdilik 10.000TL tazminatın, müşterek hanede kalan çeyizler için 9.000TL tazminatın ve 50.000TL...

Davacı ihtarnamede ve dava dilekçesinde taşınmaza kendi ihtiyacı olduğunu belirtmiş, ancak daha sonraki beyanlarında taşınmaza kayın pederinin ihtiyacı olduğunu, son olarak da oğlunun evlenerek bu evde oturacağını, kayınpederinin de onunla birlikte oturacağını bildirmiştir.Ancak ihtiyaçlı oğlunun nişan ve evlilik hazırlığı içinde olduğuna dair bir belge ve delil ibraz etmemiştir.Davacı tanığının ihtiyaç iddiasına ilişkin bir beyanı yoktur. Davacı ihtiyaç iddiasının gereçek samimi, zorunlu olduğunu kanıtlama yükümlülüğü altındadır. Mevcut delillere göre iddianın kanıtlandığından bahsedilemez. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Bu nedenle bozdurulmayan ziynetlerin taraf beyanları, boşanma dosyasında alınan tanık beyanları ile bilirkişi raporu doğrultusunda tespiti ile, ispat yükünün davalı tarafta olduğu gözetilerek, yapılacak yargılama ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu yanılgısı ile bozdurulmayan bir kısım ziynetler yönünden de yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının davalı ... yönünden temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (Medeni Yasa 24), isme saldırı (Medeni Yasa 26), nişan bozulması (Medeni Yasa 121), evlenmenin feshi (Medeni Yasa 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (Borçlar Yasası 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (Borçlar Yasası 49). Bunlardan Medeni Yasa'nın 24. maddesi ile Borçlar Yasası'nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. Medeni Yasa'nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; Medeni Yasa'nın 26, 174, 287); bunların dışında Borçlar Yasası'nın 49. maddesi uygulanır. Medeni Yasa'nın 24 ve Borçlar Yasası'nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir....

Yangın nedeni ile davacıya ait teras katta maddi hasar oluşması, olayın oluş biçimi, iç huzuru bozacak nitelikte olgular olmadığından ve manevi zararın koşullarını düzenleyen BK'nun 49. maddesine göre eşya zararı kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olmadığından manevi tazminat isteminin tümden reddi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davacının tüm, davalının ise diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Mahkemece davalının, davacının manen yaralanmasına sebebiyet vermesi nedeni ile davacı taraf yararına manevi tazminat takdir edilmiştir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile BK’nın 49. maddesi daha kapsamlıdır....

UYAP Entegrasyonu