Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.04.2005 tarihli ve 2005/17-7 Esas, 2005/37 Sayılı kararında belirtildiği üzere, 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenen ve şikâyete tabi bulunan nafaka hükmüne uymamak suçunun oluşabilmesi için, nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçlu-sanığa tebliğ edilmiş olması, borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması, aylık nafakaya hükmedilmesi halinde icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması, borçlu-sanık tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması, dava açılmış ise sonuçlanmış olması ve şikayet hakkının suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde işlenmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması gerekmesi karşısında, Somut olayda müştekinin...
TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir. TMK'nun 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Ancak, mahkemece nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanısıra, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir....
Davalı vekili; davacının nafaka ödeme borcunun, boşanma davasında verilen 29.07.2010 tarihli ara karar ile doğduğunu, borcun doğum tarihinden önce yapılan ödemelerin nafaka ödemesi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; bilirkişi raporuda belirtildiği üzere, davacı ile davalının aylık nafakanın 3.000,00-TL olması konusunda şifahi anlaştıkları, buna bağlı olarak davacının 30.000,00-TL ödeme yapmadığı, banka kayıtlarına göre davacının davalıya 18.274,00-TL ödediği anlaşıldığından davacının sabit olmayan davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava hukuksal nitelikte; nafaka alacağının tahsili için girişilen icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. .... Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalı alacaklı tarafından,........
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK.nun 329/1. maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi) Somut olayda; davalı, yargılamanın 26.09.2013 tarihli celsesinde, "davayı kabul etmediğini, çocuğa 300 TL dışında da harcamaları olduğunu, nafaka dahil toplam 1500 TL harcama yaptığını; bu nedenle, artırım yapılmasının söz konusu olmadığını" belirterek davanın reddini istemiş; yine, duruşmadan sonraki beyanında; çocuğu için yaptığı 1500 TL ödemenin birlikteyken yaptığı harcama olduğunu, bu bedeli nafaka olarak ödeyemeyeceğini savunmuştur....
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK. nun 329/1. maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun giderleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi) TMK.'nın 331.maddesine göre; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler. Tüm bu maddeler doğrultusunda mahkemece iştirak nafakası miktarı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 1997 doğumlu olan müşterek çocuğun dava tarihi itibari ile lise öğrencisi olduğu, davacı annenin hemşire olduğu ve aylık 2.600 TL maaş aldığı, davalı babanın da polis memuru olduğu ve aylık 2.800 TL maaş aldığı anlaşılmaktadır....
İcra Müdürlüğünün 2012/5986 sayılı takip dosyası ile birikmiş nafaka ve 2016 Mart - Nisan - Mayıs - Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım ve Aralık aylarına ait nafaka borcunu ödemediğinden dolayı şikayette bulunulduğu, takip talebinde cari nafaka alacağı talep edilmeyip adi alacak niteliğindeki geçmiş dönem nafaka borçlarının tahsilinin talep edildiği, bu haliyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; İhbarname içeriğinden Elazığ 1. İcra Ceza Mahkemesinin kesinleşen 09/03/2017 tarihli ve 2017/9 esas, 2017/169 sayılı kararına yönelik olarak mı, Elazığ 5....
.- 2014/896 K. sayılı ve 03/07/2014 tarihli kararı dayanak yapılarak borçlu hakkında ilamlı takibe geçildiği ve adı geçene (müşterek çocuk için 150,00 TL iştirak, Meliha için 200,00 TL yoksulluk nafakası olmak üzere) toplam 350,00 TL birikmiş ve devam eden aylar nafaka alacağının tahsili için icra emri gönderildiği, bunun üzerine borçlunun, takipten evvel nafaka borcunun tamamen ödendiğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği mahkemece; takip dayanağı ilamda hüküm altına alınan nafaka bedellerinin 18/09/2013 tarihinden itibaren başlatıldığı, icra dosyasında 1 aylık birikmiş nafaka alacağı ve takipten sonra devam eden nafaka alacaklarının talep edildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan ödeme belgelerinin nafakaya hükmedilen tarihten itibaren tamamını kapsamadığı,bu nedenle ödeme iddiasının yerinde olmadığı gibi nafaka ilamı geçerliliğini koruduğundan cari nafakaların talep edilmesinde de aykırılık bulunmadığı, takip tarihi itibariyle alacağın tamamını kapsar şekilde ödeme iddiası belgelendirilemediğinden...
İcra Müdürlüğünün 2016/32793 sayılı icra dosyası ile Aralık 2013 tarihinden takip tarihine kadar olan dönem için velayeti annesinde bulunan müşterek çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasının talep edildiği, takip talebinde ayrıca cari nafaka alacağı ve faizin talep edildiği, ancak yalnızca birikmiş nafaka alacağı ile birikmiş olan nafaka alacağı için işleyen faizin ödenmesi yönünde düzenlenen ödeme emrinin adi alacak niteliğindeki geçmiş dönem nafaka borçlarının tahsili için düzenlenmiş olması nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde, Kabule göre de; 2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir." şeklindeki düzenleme karşısında, mercii Mahkemesince itirazın kabulüne karar verildikten sonra, itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde...
Bu nedenle mahkeme, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde nafakayı artırmalıdır. ./.. -2- Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası.oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; .Karar sayılı ve 04.07.2013 tarihli ilamıyla davacı lehine aylık 450,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, karar 30.09.2013 günü kesinleşmiş, eldeki artırım davası 04.05.2015 tarihinde açılmıştır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, önceki nafaka tarihinden itibaren yaklaşık 2 yıl geçmiş olması, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazladır....
Buna göre; "Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir" Bu düzenleme ile, genellikle ekonomik ve mali açıdan güçsüz durumda olan nafaka alacaklılarının; nafaka yükümlüsünün (davalının) bulunduğu yer mahkemelerinde masraf yapıp, gelerek dava açmaları ve bu suretle mağdur olmaları önlenmek istenmiştir. Burada zayıfı korumak amacı ile genel yetki hükmü getirilmiş ve seçimlik hak tanınmış bulunmaktadır. Nafaka alacaklısı (davacılar) isterse kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilecekler, isterlerse davalının ikametgahı mahkemesinde (HUMK 9.madde - HMK 6.madde gereğince) dava açabileceklerdir. Öte yandan, bu yetki kesin yetki olmayıp, kanunun gerekçesinde de ilgili yasa maddesinde açıklandığı üzere genel yetki düzenlemesidir. Nafaka alacaklısına yukarıda ilgili yasa maddesinde de belirtildiği gibi seçimlik hak tanımıştır. Bu nedenle davalı tarafın yetki itirazı bulunmadığı takdirde mahkemece re'sen de incelenemez....


