Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.Somut olayda, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında; artırılan iştirak nafakası miktarı çok fazla olup, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine aykırı görülmüştür.Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş , bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, iştirak nafakasının 300 TL’na çıkartılmasına karar verilmiş olup, hükmü davacı vekili temyiz etmektedir. İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana babanın mali durumuna göre takdir edilir. Ayrıca ,nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli de dikkate alınır. Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Hakim nafaka takdirinde; tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir....
O halde mahkemece yapılacak iş; İştirak nafakası yönünden; çocuğun yaşı, okul durumu ve zorunlu ihtiyaçları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, özellikle velayet kendisinde bulunan annenin de nafakaya ihtiyaç duyduğu dikkate alınarak "hakkaniyete" uygun bir miktar artırıma karar vermek olmalıdır. Yoksulluk nafakası yönünden ise; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, yoksulluk nafakasına hükmedildiği tarihten itibaren geçen süreçte paranın satın alma gücünün azaldığı hususları gözetilerek, nafakanın hakkaniyete uygun olarak en azından TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan dengenin korunması olmalıdır....
Bu durumda alacaklı annenin müşterek çocuklar için hüküm altına alınan ve reşit olduğu tarihe kadar devam eden iştirak nafakası birikmiş alacağını takibe koyma hakkı ve sıfatı bulunmaktadır. MK. md. 182/II' ye göre; velayet hakkı kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma amacıyla ödediği iştirak nafakası, çocukların korunmasına yönelik olup, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle hakim bu konuda re'sen karar verir. İştirak nafakası, kararın kesinleşmesiyle ödenmeye başlanır ve kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam eder. İştirak nafakası çocuğa harcanmak üzere alacaklı olan, velayet hakkı sahibine verilen bir paradır. Somut olayda, velayet hakkı sahibi alacaklı anne olup, borçlu ise babadır. Bu nedenle çocuğun olduğu tarihten önce tahakkuk etmiş iştirak nafakası alacağından feragati hukuki sonuç doğurmaz....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 04/11/2014 NUMARASI : 2014/270-2014/517 Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması, iştirak nafakasının indirilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın yoksulluk nafakası yönünden kabulü, iştirak nafakası yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesinde; Zonguldak 1.Aile Mahkemesi'nin 26/05/2011 tarihli, 2010/762 Esas -2011/55 Kararıyla boşandıklarını, boşanmayla birlikte müşterek çocuklarının velayetlerinin annelerine bırakıldığını ve kendilerine 250,00'şer TL iştirak nafakası, 350,00 TL de boşanma davası sürerken herhangi bir işte çalışmayan davalıya yoksulluk nafakası olmak üzere toplam 850,00 TL aylık nafaka ödemesine karar verildiğini, ancak kendisinin yeniden evlendiğini, davalının 1998...
Davalı cevap dilekçesinde; polis olduğunu, yeniden evlendiğini, 4 çocuğunun daha olduğunu, çocuklarından birinin özürlü olduğunu, tedavi gördüğünü, davacıya aylık 200,00 TL yoksulluk nafakası, müşterek çocuğa aylık 300,00 TL iştirak nafakası olmak üzere toplam aylık 500,00 TL nafaka ödediğini, eldeki davada talep edilen nafakayı ödeyecek maddi gücünün bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini, mahkemece artırıma karar verilecek ise nafakanın enflasyon oranında artırılmasına karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile iştirak nafakasının aylık 50,00 TL artırımla 350,00 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, iştirak nafakasının arttırılması istemine ilişkindir. Temyize konu uyuşmazlık; iştirak nafakasının aylık 50,00 TL artırımının hakkaniyete uygun olup olmadığı ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır....
M.. için takdir edilen aylık 300 TL iştirak nafakası miktarının dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 200 TL’ye indirilmesine ve iştirak nafakası olarak devamına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafça H.. M.. yönünden temyiz itirazları yerinde değildir. Davalı tarafın, çocuk H.. M.. yönündeki temyiz itirazları yönünden ise; TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme ise, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir, şeklindedir....
Mahkemece; davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek; dava tarihinden itibaren geçerli olmak ve tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile aylık 250,00 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından, davalının 18 yıldır kızına icra yoluyla nafaka verdiği, başka herhangi bir katkısının bulunmadığı, bu nedenle takdir edilen nafakanın çok az olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir. Dava; yardım nafakası istemine ilişkindir. Somut olayda sağlıklı bir temyiz incelemesi yapılabilmesi için; davacının, anne babasının boşanmasına ilişkin dava dosyası ile eğer davacı için geçmiş dönemlerde iştirak nafakası takdir edilmiş ise iştirak nafakasının artırılmasına ilişkin dava dosyalarının temin edilerek incelenmesi gerekmektedir....
(AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davada; TMK. nun 197. maddesi uyarınca davacı eş için 400 TL yoksulluk nafakası ve müşterek çocuk için 300 TL iştirak nafakası talep edilmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı eş için 350 TL yoksulluk, müşterek çocuk için ise 150 TL iştirak nafakasına karar verilmiş; hüküm, davalı eş tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir....


