K. için aylık 75,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede, çocukların okul giderlerinin artması, paranın alım gücü ve nafakanın yetersizliği nedeniyle yoksulluk nafakasının 1.000,00 TL'ye ve iştirak nafakasının her üç çocuk için ayrı ayrı 500,00'er TL'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir. Mahkemece; yoksulluk nafakası yönünden davacı kadının maddi durumunun iyileştiği göz önünde bulundurularak yoksulluk nafakasının artırılması talebinin reddine, iştirak nafakası yönünden tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik olmadığından yerleşik Yargıtay kararlarına göre ÜFE oranında ve dava tarihi göz önünde bulundurularak B. Ç. için 150,00 TL, Kayra için 150,00 TL, Hüseyin Kenan için 100,00 TL ve her yıl ÜFE oranında artışına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir....
Yoksulluk nafakası boşanma davası içerisinde istenebileceği gibi, o dava devam ederken ya da sonuçlandıktan sonra ayrı bir dava ile de istenilebilir. Yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası, ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki bilimsel öğretide: "Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğindedir" şeklinde açıklamalara yer verilmiş bulunmaktadır (Akıntürk, Turgut: Aile Hukuku, 2. cilt, İst. 2002, sh.294). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir....
Belirtilen yönde yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE endeks artış oranlarına göre artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamından, ...Asliye Hukuk ( Aile) Mahkemesinin 12.04.2012 tarih, 2010/161 E, 2012/151 K sayılı boşanma ilamı ile davacı lehine aylık 100,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, temyize konu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık dört yıllık süre geçtiği, davacının iş buldukça çalıştığı, günlük 30 TL yevmiye aldığı, iki çocuğu ile birlikte kirada oturduğu, aylık 250 TL kira ödediği, davalının ise Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydı olup, elektrik tesisat malzemesi perakende ticareti ile uğraştığı, kendi evinde eşi ve anneannesi ile birlikte oturduğu anlaşılmaktadır....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesi ile; boşanma davasında tarafların karşılıklı talebi olmadığından nafakaya hükmedilmediği ancak boşanma davasından sonra müvekkilinin ekonomik olarak zor duruma düştüğü iddiasıyla davacı kadın lehine 200 TL yoksulluk nafakası, müşterek çocuk lehine 300 TL iştirak nafakası bağlanmasını talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 200 TL yoksulluk, 200 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.TMK'nun 175.maddesine göre; ''Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.''...
Kendisine aylık 200 TL yoksulluk nafakası bağlanmış, boşanmadan sonra asgari ücret seviyesinde düzenli gelire kavuşmuştur. Aldığı nafaka ile geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün görünmediği gibi aldığı nafaka ile, aylık ücret miktarı toplamı ise, davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Zira yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Mahkemece dava tarihindeki şartlara göre davalının yoksulluğunun zail olmadığı, asgari ücret sınırındaki gelirinin varlığının yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına neden olmayıp indirme şartlarının bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir....
Karar taraflarca yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında, yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebileceği öngörülmüştür. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücünün göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kadın yararına hükmedilen aylık 500,00 TL tedbir nafaka miktarı çok olduğu gibi, yoksulluk nafakasının irat şeklinde ödenmesine hükmedilmesi tarafların ekonomik sosyal durumu ile evlilik süresi dikkate alındığında toptan yoksulluk nafakasının ödenmesi hususunun tartışılmaması doğru olmamıştır (TMK m. 176/1)....
Mahkemece bozmaya uyulmuş, bozma gereğince; davalı kadın tarafından açılmış olan birleşen nafaka davası kısmen kabul edilmiş ve davalı-davacı yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, nafaka davasının kabulü nedeniyle davalı (birleşen dava davacısı) lehine, hükmün “birleşen dava “ile ilgili kısmında 1.000 TL. vekalet ücreti takdir edilmiştir. Bundan ayrı olarak hükmün “esas dava” ile ilgili bölümünde de “..1.000 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya; 1.000.-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine...” de karar verilmiştir. Kararı davacı-davalı, vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir. Birleşen dava ile ilgili olarak, bu davanın kısmen kabulü nedeniyle davalı-davacı (kadın) yararına hükümde vekalet ücreti takdir edilmiştir. Boşanma davası içinde talep edilen yoksulluk nafakası boşanmanın eki niteliğinde olduğundan kabulü halinde diğer taraf (nafaka yükümlüsü) vekalet ücretiyle sorumlu tutulamaz....
Davacı, davalıdan 2010 yılının Kasım ayında boşandığını, boşanma davasında yoksulluk nafakası istediği halde talebi ile ilgili karar verilmediğini, temyiz süresi geçtikten sonra durumu fark ettiğini beyan ederek, aylık 600,00 TL yoksulluk nafakasının hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde duruşmalara gelmemiş, açılan davaya cevap vermemiştir.Mahkemece, davacı kadının boşanma davasında yoksulluk nafakası hakkında olumlu karar verilmediği halde hükmü temyiz etmeyerek kesinleştirdiğini, bu şekilde yoksulluk nafakası talebinden zımnen feragat ettiği gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacının davalı aleyhine boşanma davası açtığı bu davada eşinden aylık 600 TL yoksulluk nafakası da istediği, mahkemece tarafların boşanmalarına, boşanmada davalı kocanın kusurlu olduğu anlaşıldığından 8.000 TL maddi 4.000 TL manevi tazminatın davacı kocadan alınarak davacıya verilmesine...
Şenay'a aylık 150,00 TL yoksulluk, çocuğu Büşra' ya aylık 225,00 TL iştirak nafakası ödeyebileceğini, Şenay'a bağlanan aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasının aylık 150,00 TL'ye Büşra'ya bağlanan aylık 500,00 TL iştirak nafakasının aylık 225,00 TL'ye indirilmesini, çocuğu Nurcan reşit olduğundan iştirak nafakasının sona erdiğinin tespitini veya Nurcan'a bağlanan aylık 500,00 TL iştirak nafakasının aylık 225,00 TL'ye indirilerek yardım nafakası olarak devamına karar verilmesini talep etmiştir. ./.....
Davalı, davacı lehine boşanma davasında yoksulluk nafakası talebinin reddedildiğini, davacının hemşire olarak çalıştığını, kendisinin yeniden evlendiğini, masraflarının bulunduğunu, bir kızı daha olduğunu, eşinin çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuk lehine iştirak nafakasının 550,00 TL’ye yükseltilmesine, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde taraflarca temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 9/2.maddesi uyarınca nafaka davalarında, reddedilen kısım yönünden avukatlık ücretine hükmedilemez, fakat bu hüküm nafaka talebinin tamamen reddi halinde uygulanmamaktadır....


