Türk Medeni Kanununun 176/1. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına irat (aylık gelir) olarak karar verilebileceği gibi, toptan (bir kerede) ödenmek üzere de karar verilebilir. Mahkemece, davalı kadın yararına irat biçiminde aylık 500 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Yasa gereği bu nafaka bir süreyle sınırlı değildir. Kısa süreli evliliklerde, hakimin toptan yoksulluk nafakası seçeneğini de takdir etmesi gerekir. Davacı kocanın aylık 1800 TL civarında geliri vardır. Bu nedenle takdir edilen aylık yoksulluk nafakası miktarı da fazla olmuştur. Hükmün daha az ve uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi ve toptan yoksulluk nafakası seçeneğinin de değerlendirilmesi yönünden bozulması gerektiğini düşünüyorum. 1-GKY/HA/HA...
Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının tüm, davalı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadın, 07.11.2013 havale tarihli dava dilekçesinde davalıdan kendisi için nafaka ve tazminat talebi olmadığını belirtmiş fakat cevaba cevap dilekçesiyle bu beyanın aksine yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece de kadının dava dilekçesindeki beyanı dikkate alınmaksızın, davacının boşanmanın fer'i niteliğindeki yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talepleri kısmen kabul edilmiştir. Davacı kadının dava dilekçesindeki beyanı yoksulluk nafakası ve tazminatlardan feragat niteliğindedir....
Davalı kadın önceki aşamalarda nafaka ve tazminat talep etmemiş; ancak tahkikat aşamasında 200 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 5.000 TL maddi tazminat, 5.000 TL manevi tazminat talep etmiş; davacı erkek talep sonucunun genişletilmesine açıkca muvafakat bildirmediği gibi, davalı tarafından bu konuda yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır (HMK m. 141). Bu sebeple yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri hakkında "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kadın yararına yoksulluk nafakası ve tazminatlara karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir....
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK. nun 329/1.maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi) TMK.'nun 331.maddesine göre; Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler. Tüm bu maddeler doğrultusunda, mahkemece, iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. ./.....
a yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 08.10.2013 (Salı) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Davalı-davacının tedbir ve yoksulluk nafakası talebi hakkında, mahkeme infaza elverişli ve açık olmayan ve tereddüt uyandıracak şekilde karar oluşturmuştur. Nafakalar hakkındaki kocanın temyiz itirazlarının bu haliyle incelenmesi mümkün değildir. Belirtilen nafaka talepleri hakkında, usulüne uygun şekilde karar verilmemiştir. Mahkeme kadının tedbir (TMK md. 169) ve yoksulluk (TMK md. 175) nafakası talepleri hakkında çelişkiden uzak açık yeni bir hüküm oluşturmalıdır. Hükmün, sadece nafakalar yönünden açıkladığım yönde bozulması gerektiğini düşünüyorum....
Dairemizin 06.03.2019 tarih ve 2017/5101 Esas- 2019/2231 Karar sayılı ilamıyla, davacı kadının ekonomik ve sosyal durumunun araştırılarak sonucuna göre yoksulluk nafakası konusunda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına, temyize konu diğer bölümlerinin ise onanmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin davacı kadının yeniden evlenmesi sebebiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak davacı kadının boşanmanın kesinleştiği tarihten evlenme tarihine kadar yoksulluk nafakası alma hakkı bulunduğu, ara döneme ilişkin hüküm kurulabilmesi için araştırma yapılması gerektiği ve yoksulluk nafakasının, nafaka alacaklısının evlenmesiyle kendiliğinden sona ereceği hususları birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Ancak, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre, özellikle ekonomik göstergelerdeki değişiklikler (TEFE-ÜFE oranları) nazara alındığında, takdir edilen (artırılan) yoksululk nafakası miktarı çok olup, TMK’nun 4.maddesi kapsamında hakkaniyete uygun değil ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birinci maddesindeki "yoksulluk nafakasının 300,00 TL arttırılarak aylık 450,00 TL'ye çıkartılmasına ve aylık 350,00 TL iştirak, 450.00 TL yoksulluk nafakası olmak üzere toplam 800.00 TL nafakanın" ifadesinin çıkartılarak yerine "yoksulluk nafakasının 250,00 TL artırılarak aylık 400,00 TL 'ye çıkartılmasına ve aylık 350,00 TL iştirak, 400,00 TL yoksulluk nafakası olmak üzere toplam 750,00 TL nafakanın" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 35.00 TL.bakiye temyiz harcının temyiz...
O halde, davacı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiştir. 3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar yararına verilen tedbir ve iştirak nafakası ile davacı kadına verilen tedbir nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.11.2017...
Yargıtayın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların boşanma davası sırasındaki sosyal ekonomik durumları ile eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut sosyal ekonomik durumları arasında olağanüstü bir değişiklik olmadığı gibi, buna ilişkin bir iddia da ileri sürülmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek miktarda nafaka takdiri doğru görülmemiştir....
Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı, davacı-karşı davalı erkek tarafından süresi içerisinde "kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, ortak çocuk yararına hükmolunan nafakalar ile velayet" yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise katılma yoluyla "erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile tedbir ve yoksulluk nafakası talepleri, ortak çocuk yararına hükmolunan nafaka miktarları." yönünden istinaf edilmiştir....


