"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma ve Nafaka Taraflar arasındaki "boşanma" davası ile davalı tarafından bağımsız olarak açılan "nafaka" davasının ve ergin çocuklar tarafından davacı aleyhine açılan "yardım nafakası" davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı (...) tarafından; ergin çocuklar için hükmedilen nafakanın miktarı, davalı-davacı (eş) lehine hükmedilen nafakalar, kendi tazminat talepleri hakkında verilen hüküm yönünden, davalı-davacı (...) tarafından ise; boşanma davası, kusur belirlemesi ve lehine hükmedilen nafakaların mikktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davacı-davalı(nın) ergin çocukları ... ve ... tarafından açılan "yardım nafakası" davasında çocukların her biri için hüküm altına alınan nafakanın bir yıllık tutarı (1.800 TL.) olup, bu miktar karar tarihi itibariyle geçerli olan temyiz...
Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Yoksulluğa düşme terimi açıkça çok sıkıntılı bir durumu ve ağır ekonomik koşulları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemelidir. Yoksa, yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması veya bir zenginleşme aracı olarak kullanılması söz konusu değildir. Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki, bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır....
nin davalı ile evli olup ayrı yaşaması nedeniyle takdir edilen nafakanın hukuken tedbir nafakası niteliğinde olmasına karşın mahkemece yardım nafakası olarak nitelendirilmesi doğru değilse de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.Bu itibarla mahkeme kararının hüküm fıkrasının üçüncü satırında yazılı bulunan “...yardım...” sözcüğünün silinerek yerine “...tedbir...” sözcüğünün yazılmasına, kararın düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 14.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Mahkemece kurulan hükümde, yardım nafakası olarak nitelendirilmiş olması doğru değil ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birinci ve üçüncü maddelerindeki "yardım" ifadesinin çıkartılarak yerine "tedbir" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimi tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne varki bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanunun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda davacının ......
Tedbir nafakası ve artırımına ilişkin davalarda, nafaka miktarı tayin edilirken, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiği gözetilmelidir....
Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Yoksulluğa düşme terimi açıkça çok sıkıntılı bir durumu ve ağır ekonomik koşulları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemelidir. Yoksa, yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması ve bir zenginleşme aracı olarak kullanılması söz konusu değildir.Dosyada tespit edilen davacının ekonomik durumu, yaşı, çalışmasına engel teşkil edecek fiziksel engeli bulunmaması, mesleğini halen icra etmesi, çalıştığında günlük 50 TL yevmiye alması karşısında davacının yoksulluk içinde olduğu kabul edilemez....
Üniversitesinde öğrenci olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 328/2. maddesinde; “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü yer almakta olup, aynı kanunun 364. maddesinde ise; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmektedir. Yine aynı kanunun 331. maddesinde de; “Durumun değişmesi halinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” denilmektedir. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir....
(AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, davacı ergin olup, eğitiminin devam etmesi nedeniyle nafaka talebinde bulunmuş olduğuna göre; mahiyeti itibariyle istenilen nafaka, yardım nafakası niteliğindedir(TMK. md. 364)....
ün 28/01/2012 tarihinde 18 yaşını ikmal etmesi nedeni ile bu tarihten sonra artık iştirak nafakası talep edilemeyeceği, bunun kararda ayrıca belirtilmesine gerek olmadığı, küçüğün eğitime devam etmesi halinde kendisi yeni bir dava açarak yardım nafakası talep edebileceği, ayrıca iştirak nafakası alacaklısı müşterek çocuğun velayeti kendisine verilen eş olduğundan müşterek çocuğun iştirak nafakası tahsili için icra takibi başlatamayacağı, bundan dolayı şikayet hakkı bulunmadığından şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği, keza anılan nedenlerden dolayı icra takibinin iptali için açılan davada İstanbul 2....


