WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Davada davacı kadının manevi tazminat istemi; Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve Borçlar Kanunu'nun 49.(TBK 58.) maddesine dayanmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda babalık davalarında manevi tazminata ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Davacı kadının 50.000 TL. manevi tazminat talebi aile mahkemelerinin görevi kapsamında olmayıp, genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevi dahilindedir. Mahkemece, manevi tazminat talebi yönünden genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesi yapılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, aile mahkemesince işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....

Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda her ne kadar bu şekilde mahsup işlemi yapılmış ise de takibe dayanak ilama göre aylık nafaka miktarı her iki çocuk için hükmedilen 120 TL olduğu halde bilirkişi tarafından 60 TL olarak hesaplanması ve toplam nafaka borcunun bu miktar üzerinden belirlenmesi doğru olmamıştır. Diğer taraftan, borçlu, nafaka alacaklısı çocuklardan....’nin 2009-2010 yılları arasında kendi yanında kaldığını iddia ederken dosya kapsamında dinlenen tanıklar ise...’nin 2010-2013 yılları arasında babası ile birlikte kaldığını beyan etmişlerdir. Mahkeme’ce çocuğun borçlunun yanında kaldığı tarih tereddütte yer vermeyecek şekilde belirlenmeden dosya bilirkişiye rapor tanzimi için tevdi edilmesi ve bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 2010-2011 yılları arasında çocuğun baba yanında kaldığı kabul edilerek bu dönem için nafaka hesabının yapılmaması da doğru olmamıştır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü....

Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, eşlerden birinin ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi bir biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahip olduğunu, ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alacağını; dilenen tanık beyanlarından, davalının, davacıdan ayrı olarak başka bir kadınla birlikte yaşaması ve davacıya maddi olarak destek olmaması nedeniyle, davacının ayrı yaşamada haklı olduğu gerekçesiyle; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate alarak, davacı lehine aylık 350,00 TL yardım nafakasına hükmetmiştir. Dava, davacı tarafından davalı eşten tedbir nafakası istemine ilişkindir. Nafaka, Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dörde ayrılır....

Söz konusu hüküm gereğince; nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde veya küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırım istemi ile dava açılabilir. Somut olayda; tarafların 08.03.2011 tarihinde kesinleşen karar ile boşandıkları, boşanma davasında müşterek çocuk lehine 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, davacının halen ev hanımı olup, Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden aldığı 500 TL yardım ile geçindiği, kirada oturduğu, davalının ise köyde çiftçilik yaptığı, babasına ait evde oturduğu evli olup bir çocuğunun bulunduğu, nafaka alacaklısı küçüğün ise 11 yaşında olup ilkokula gittiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre; önceki nafaka takdiri ile bu dava arasındaki geçen süre içerisinde, küçüğün ihtiyaçlarında artış olduğu, paranın satın alma gücünün nispi de olsa azaldığı bir gerçektir....

ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ TARİHİ : 21/01/2014 NUMARASI : 2013/126-2014/47 Taraflar arasındaki nafaka davasının yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1980 yılında evlendiklerini, bu evliliklerinden 4 tane müşterek çocuklarının olduğu, davalının emekli olup, uzun yol şoförü olduğunu, başka bir kadınla gayri resmi olarak yaşadığını ve müvekkiline hakaret ettiğini davalının 3 katlı evini haber vermeden sattığı için evden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek, ayrı yaşamda haklılığını ileri sürerek, davacı lehine aylık 800,00 TL tedbir nafakası talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, aylık 350 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava tedbir nafakası talebine ilişkindir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, temyiz istemi temyiz masraflarının 7 günlük sürede yatırılmaması nedeniyle temyiz istemi reddedilmiş, red kararı davalı tarafından temyiz edilmektedir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyizin, kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı mahkemece saptanmıştır.Bu nedenle temyiz isteminin reddi ile yasaya uygun bulunan red kararının ONANMASINA, 2.75 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 19.01.2012 günü oybirliğiyle karar verildi....

Bölge adliye mahkemesi; ilk derece mahkemesince, kadının yoksulluk nafaka talebinin reddine ilişkin olarak yapılmış bulunun istinaf itirazının incelemesinde “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK.m.175) Boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, herhangi bir gelirinin bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir....

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması, diğer bir ifadeyle kendi kusurundan kaynaklanmamak koşuluyla yoksul olmaması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlaki düşüncelere dayanması özelliği, sadece nafaka talep eden tarafa nafaka verilmesinde değil, aynı zamanda nafaka talep edilen tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması koşulunda da kendisini göstermektedir....

Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünüldüğünden, yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek olamaz. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlaki düşüncelere dayanması özelliği, sadece nafaka talep eden tarafa nafaka verilmesinde değil, aynı zamanda nafaka talep edilen tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması koşulunda da kendisini göstermektedir. Dolayısıyla boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacını taşıyan yoksulluk nafakası, hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmamalıdır. 18....

UYAP Entegrasyonu