WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma - Nafaka Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 06.02.2012 gün ve 18253-2026 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir. 1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme istemi yersizdir. 2-Davalı-davacı kadın birleşen nafaka davasında kendisi için aylık 250 TL tedbir nafakası talep ettiği halde, bu hususun ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığı...

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Nafaka (Boşanma) Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Boşanma davasının 31.03.2006 tarihinde açıldığı, davacı kadının 14.11.2006 tarihinde işe girdiği ve çalışmaya başladığı mahkemece verilen boşanma hükmünün 4.5.2007 tarihinde kesinleştiği halde davacı için takdir edilen 300,00 YTL. nafakanın dava tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar tedbir nafakası, karar kesinleştikten sonra 14.11.2006 tarihine kadar yoksulluk nafakası olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de; Bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir....

düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir....

Taraflarca mahkemeye sunulan protokolde "Tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden nafaka talep etmeyecekleri” kararlaştırılmış olduğu gibi, davacı kadın Abile tarafından da duruşmada “Nafaka talebinin olmadığı” beyan edilmiştir. Anlaşma doğrultusunda nafakalara ilişkin talep olmadığı gözetilerek hüküm kurulmuştur. Davacı kadın temyiz konusu dava ile 30.06.2009 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine dayalı yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur. Anlaşmalı boşanma kararı kesinleştikten sonra artık boşanmanın mali sonuçları hakkında istekte bulunulamayacağı gibi kesinleşme tarihi öncesinde açılan fer'i isteklere ilişkin davalar da konusuz kalır. Bu nedenle davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir....

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Tarafların birleşen tedbir nafakası davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hukuk Genel Kurulu'nun 30.03.2005 gün ve 196-239 sayılı kararında nafaka davalarında temyiz edilebilirlik sınırının belirlenmesinde, bağlanan yıllık nafaka miktarının gözetileceğini açıklamıştır....

.-2011/109 K.sayılı ilamı ile boşandıklarını, ancak boşanma ilamı ile lehine aylık 300 TL yoksulluk nafakası takdir edilen davacının sigortalı olarak çalışmaya başladığını ileri sürerek; davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı, üniversite sınavlarına hazırlanan müşterek çocuk ile birlikte halen kirada oturduğunu, nafaka gelirinin giderlerini karşılamaması nedeniyle çalışmak zorunda kaldığını savunarak; davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davalının çalışarak elde ettiği gelir ile aldığı nafaka miktarı toplamının, davalıyı yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere, her dava açıldığı tarihteki duruma (hukuki ve fiili koşullara) göre hükme bağlanır....

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması, diğer bir ifadeyle kendi kusurundan kaynaklanmamak koşuluyla yoksul olmaması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlaki düşüncelere dayanması özelliği, sadece nafaka talep eden tarafa nafaka verilmesinde değil, aynı zamanda nafaka talep edilen tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması koşulunda da kendisini göstermektedir....

SONUÇ:Yukarıda gösterilen sebeple hükmün kadın yararına takdir edilen maddi-manevi tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.11.2016 (Pzt.)...

Mahkemece, protokol tarihi ile dava tarihi arasındaki sürede işlemiş olan nafaka alacağı ile davacının protokol gereği ödemesi gereken alacak toplamının, davacıdan tahsil edilen ödeme toplamından fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Celbedilen dava ve icra dosyasından; davacı tarafından Adana 1.Aile Mahkemesinde açılan dava sonucunda tarafların boşanmalarına, davacı ...’nin davalı ...’ye 8.000 TL manevi tazminat, 25.000 TL maddi tazminat ve 19.06.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 200 TL tedbir nafakası ödemesine hükmedildiği, kararın 19.11.2007 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafından ilama dayanılarak birikmiş nafaka ile yargılama giderlerinin tahsili için icra takibi başlatıldığı, dava tarihine kadar 3.426 TL nin icra kanalı ile tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, 02.11.2007 tarihinde imzalanmış protokol hükümlerinin davalı tarafından ihlal edildiğini iddia etmektedir....

Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun karar verilmelidir....

UYAP Entegrasyonu