Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Somut olayda; dava konusu 3448 parsel sayılı taşınmazın malikinin "... oğlu ..." olduğu, ...'in Soyadı Kanunu çıkmadan önce ölmesi nedeniyle tapu kaydında yazılı olan soyadının silinmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Mahkemece tapu kaydı, tapulama tutanağı ve ... oğlu ...'in nüfus kaydı getirtilmiş, tanık anlatımları, Zabıta araştırması ve nüfus müdürlüğü yazılarına dayanılarak dava kabul edilmiştir. Ancak kadastro tespit tutanağı incelendiğinde; ... oğlu ... ...'ın ölümü üzerine mirasçılarının 1960 yılında yaptıkları taksim sonucu taşınmazın 1935 doğumlu ... oğlu ... ... adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece ... oğlu ...'...
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararıyla; mevzuat hükümlerine göre kesinleşmiş mahkeme kararıyla nüfus kayıtlarının düzeltilebileceği, olayda nüfus kayıtlarında 23/04/1949 doğumlu olarak gözüken davacının doğum tarihinin kesinleşmiş mahkeme kararıyla 23/11/1951 olarak tespit edildiği, anılan davada davalı idarenin de hasım mevkiinde olduğu görüldüğünden, bu tespitten sonra davalı idare tarafından mahkeme kararı uyarınca herhangi bir yoruma tabi tutulmaksızın veya başkaca bir işleme gerek olmaksızın davacının doğum tarihinin nüfus kayıtlarında düzeltilmesi gerektiği, mahkeme kararına uymak zorunda olan idare tarafından mahkeme kararı gerekçesi doğrultusunda davacının doğum tarihine ilişkin nüfus kayıtları düzeltilmesi gerekirken, aksi yöndeki dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir....
Dava, davacının murisi ... adına ... ili Merkez Karaali köyü 391 parselde ki doğum tarihi ile nüfus kaydındaki doğum tarihinin farklı olması nedeni ile tapu kayıtlarında nüfus kayıtlarına göre doğum tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Bu halde dava tapu kaydında düzeltim davasının öncüsü durumunda olan tespit davasıdır. Tespit davası eda davasının öncüsü durumunda olduğundan mahkemelerin görevine ilişkin kurallar tespit davaları içinde uygulanır. Tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davalarında Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde belirtilen ve kütükte bulunması zorunlu olan kimlik bilgilerinden tapu malikinin adı ile soyadı, baba adındaki yanlışlıklarındüzeltilmesi istenebilir. Kanunda çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/I maddesine göre; "Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere .../......
Bu nedenle mahkemece, öncelikle kaydının düzeltilmesi istenen kişinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereğince doğum ve ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmesi hususunda davacıya önel verilerek, tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandıktan sonra sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 15.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 20.03.2012 gün ve 2012/3464 Esas, 2012/4103 Karar sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Davacı, 830 ada 2 ve 819 ada 7 parsel sayılı taşınmazların tapu sicilinde “... oğlu, ...”; “...” ve “... kızı ...” biçimindeki kimlik bilgilerinin nüfus kayıtlarına uygun olarak “... oğlu ... ...” ve “... kızı ... ...” şeklinde düzeltilmesini istemiştir. Davalı idare vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir....
Mülkiyet nakline yol açmamak için düzeltilmesi istenen tapu kaydına ait kadastro tespitine dayanak olan vergi kayıtları getirtilmeli, tespit bilirkişilerinden sağ olanlar varsa taşınmaz başında keşif yapılarak tanık sıfatıyla dinlenmeli kayıt maliki ile davacının aynı kişi olup olmadığı sorularak tespit tutanağındaki kimlik bilgileri ile nüfus kaydı ve toplulaştırmaya giren diğer parsellerdeki kimlik bilgileri arasındaki çelişki giderilmelidir. Tespit bilirkişilerinin beyanları, doğru şekilde yapılarak Nüfus Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılığı araştırma sonuçları alındıktan sonra isim düzeltim davalarında belirlenen ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak kayıt maliki ile baba adı düzeltilecek kişinin aynı kişi olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava konusu parselin maliklerinden ... Kızı ... ...'ın kimlik bilgilerinin ... kızı ... ... olarak düzeltilmesi yerinde görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir....
Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları kamu düzeni ile yakından ilgili olup hakim, dosyada mevcut kanıtlarla ve bilgilerle yetinmeyip kendiliğinden yapacağı araştırma ile elde edeceği bulguları da dikkate alarak hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde doğru sicil oluşturmalıdır. Bu bağlamda baba olduğu iddia edilen ... ile anne...'nın (...'nın nüfus kaydı da bulunarak) sağ olup olmadıkları tespit edilip sağ ise kendileri, ölü ise mirasçıları davaya dahil edilerek ve dava ile ilgili tespit edilecek tüm kanıtlar ve varsa tarafların gösterecekleri yeni kanıtları toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile davanın reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanağının incelenmesinde, 1938 tarihli iskan tapularına dayanılarak 1/10 pay ... oğlu Kadim Kömürcü adına tespit ve tescil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazların mal bırakanı babası ...'ye ait olduğunu tapu kayıtlarında adının yanlış yazıldığını belirterek düzeltilmesini istemektedir. Dosyada mevcut nüfus kaydının incelenmesinde; kayıt maliki olduğu iddia edilen "... oğlu ..." nüfus kayıtlarında sağ olarak görülmektedir. Zabıtaca yapılan araştırma sonunda düzenlenen tutanakta ise bu şahsın ölü olduğu bildirilmiştir. Davacı ..., nüfus kaydında sağ olarak görülen ... oğlu ...'nün mirasçısı sıfatıyla davayı açıp, takip ettiğinden resmi kayıtlarda sağ olan şahsın yerine geçip mirasçısı olduğunu ileri sürerek dava açılamıyacağından, öncelikle tapu maliki olduğu iddia edilen ... ölmüş ise nüfustan sağ kaydının düşülerek ölüm kaydının işlenmesi gerekir....
Nüfus hizmetlerinin uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 72. maddesinde belirtildiği üzere; nüfusta kaydı bulunmayanların ölüme ilişkin resmi veya özel sağlık kurumları veya kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarına dayanılarak düzenlenmiş herhangi bir ölüm kaydı bulnmadığı takdirde nüfus kütüklerine tescilin yapılması kanunen mümkün değildir. Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya hergangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mükün değil ise de bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde çoğun içerisinde az da vardır " kuralı gereğince bu yönde bir "tespit kararı "verilmelidir. Somut olayda mevcut duruma göre muris "...”'...
Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK'nin 11.02.1998 tarihli ve 2-87/77 sayılı kararı). Soybağının reddi ve tanımanın iptali davaları ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Tanımanın iptalinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir....


