Somut olayda;davacı 112409 ada 3 ve 112412 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda murisinin “... kızı ...“ olan kaydının nüfus kaydına uygun düzeltilmesini istemiştir.Murisin nüfus kaydı incelendiğinde “... kızı ...” olarak kayıtlı olduğu,soyadının bulunmadığı görülmektedir.Toplanan delillerden tapu malikinin davacının murisi olduğu tespit edildiğinden baba adının düzeltilmesi kararı doğrudur.Ancak dosya içinde bulunan nüfus kayıt örneğinde murisin soyadı bulunmadığı halde murise “...” soyadının eklenmesi doğru görülmemiştir.Bu nedenle murisin nüfus kaydında soyadı alıp almadığı yeniden araştırılmalı ve soyadı almamış ise bu talebin reddine, almış ise şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yeterli görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 09.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
ün nüfus kaydı bulunmadığı, bu nedenle tapu nüfus kayıtları arasında bağlantı ve tutarlık sağlanmayacağından davanın reddi gerektiği" gerekçesi ile karar bozulmuş, bunun üzerine davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar dava dilekçesinde, oğullarının nüfus kütüğünde 1993 olan doğum yılının 1990 olarak düzeltilmesini istemişler, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim taleple bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve diğer kayıtlarla çelişki meydana getirmeyecek şekilde karar vermek durumundadır. Nüfus Müdürlüğünden getirtilen aile nüfus kayıt toblosu ve ekindeki doğum tutanağı içeriğinden yaşının düzeltilmesi istenilen ...'...
Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, resmî sicilin belgelendiği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur. Soybağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 282. maddesi ve devamında düzenlenmiş olup aile mahkemelerinin görevi kapsamındadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davalarına ise asliye hukuk mahkemesinde bakılır. Somut olayda, ....Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen, davaname ile, davalı ...'ın, dedesi ... ... nüfusuna kaydettirildiği, gerçekte babasının davalı ... olduğu iddiasıyla, davalı ...'ın, tespit edilen baba isminin nüfus kütüğüne işlenmesi istemiyle dava açıldığı, nüfus kayıtlarına göre davalı ...'ın doğum tarihinin 01/08/1988 olduğu, gerçek baba olduğu ileri sürülen davalı ...'ın ise küçüğün doğum tarihi itibariyle evli olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ...'ın genetik babası olduğu ileri sürülen ...'...
Dava, nüfus kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı iddiasına dayalı 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 36. maddesi kapsamında nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106.maddesinde, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun tespit davası yolu ile mahkemeden istenebileceği, Türk Medeni Kanunu'nun 30. maddesinin 2. fıkrasında ise, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durumun her türlü kayıtla ispat edileceği, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 36.maddesinin 1/c bendine göre ise tespit davalarının, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil edeceği hükmünü içermektedir. Nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile yakından ilgilidir. Nüfus kayıtlarındaki istemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır....
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.11.2013 tarihli ve 2013/18-354 E. 2013/1554 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu türden yanlış ve yanıltıcı beyan ve işlemlerle kanuna aykırı olarak yapılan kayıtların düzeltilmesi, niteliği itibarıyla bir nesep davası olmayıp, hatalı yapılan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkindir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesine yönelik olan davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 15/03/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi....
TC kimlik numaralı ..., 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25. maddesinin ç bendi uyarınca, Bakanlar Kurulu'nun 21.07.2003 tarihli ve 2003/5958 sayılı kararı ile vatandaşlıktan çıkarılmış, bu sebeple adı geçene ait nüfus kaydı kapatılmış ve Mahkemece iptali istenen nüfus kaydının kapalı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, yeni bir sebebin ortaya çıkması halinde kapalı nüfus kayıtlarının açılabileceği ve iptali istenen nüfus kaydının kapalı olmasının Mahkemenin tespit kararı vermesine engel olmadığının düşünülmemesi, 2-Dava sonucu itibariyle miras hukukunu yakından ilgilendirdiğinden; nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istenen ..., ... TC kimlik numaralı İbrahim ..., ... TC kimlik numaralı İbrahim ..., anne olmadığı iddia edilen ... ve anne olduğu iddia edilen ... ...'...
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 12/01/2010 tarihli bir başvuru üzerine vermiş olduğu ...-15688-10-101.01 sayılı cevabi yazısında; “Nüfus Hizmetlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinde belirtildiği üzere; nüfusta kaydı bulunmayanların ölüme ilişkin resmi veya özel sağlık kurumları veya kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarına dayanılarak düzenlenmiş herhangi bir ölüm kaydı bulunmadığı takdirde nüfus kütüklerine tescilin yapılması kanunen mümkün olmadığı” bildirilmiştir. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yazısında belirtilen nedenlerle idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak açılan bu tür davalarda düzeltme kararı verilemeyen hallerde tespit kararı verilmesi gerekli ve zorunludur....
Bu nedenle davacıların birinci talebi, gerçeğe aykırı beyanla baştan beri yanlış olan sicilin düzeltilmesi niteliğinde olup, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi kapsamına giren nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Davacının gerçek anne ve baba hanesine kayıt istemi de anne yönünden yine nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olması baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur. ./.. Davacının çocuğun gerçek ana babası üzerine kayıt istemi ise anne ve baba arasında evlilik ilişkisi olmadığından baba yönünden soybağının düzeltilmesi davasıdır. Bilindiği üzere, çocukla ana arasındaki soybağı doğumla; baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma ve hakim hükmü ile kurulur. Esasen soybağına ilişkin uyuşmazlıklarda, kişisel durum ile ilgili nüfus kaydında yer alan bilgi "doğru" olarak doğmuş ve kütüğe tescil edilmiştir....
Bu sorunun çözümü ise, kaydı düzeltilecek kişinin bilgilerinin nüfusa kaydedilmesinin olanaklı olup olmadığı sorusuna doğru cevabın verilmesiyle mümkündür. 29 Nisan 2006 tarihinde yürürlüğe giren 25 Nisan 2006 tarih ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun amacı, 1. maddesinde de vurgulandığı gibi, kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medenî durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukukî olayların belirlenip saptanması ve bu amaçla düzenlenmiş kütüklere yazılmasıdır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun, konuyla ilgili “Ölüm ve Gaiplik” başlığı altında düzenlenen 31. maddesinin 4. bendinde “Ölenin kaydı yok ise yapılacak soruşturma sonunda Türk vatandaşlığı ve ailesi tespit edildiği takdirde doğum tutanağı düzenlenerek aile kütüğüne önce doğum, sonra ölüm olayı işlenir” hükmü öngörülmüştür....


