ın annesinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın bir süreden beri malı olması nedeniyle 1330 doğumlu ... kızı ... adına 15.05.1986 tarihinde tespit, 20.01.1987 tarihinde de tescil edildiği anlaşılmaktadır. Kayıt maliki olduğunu iddia eden davacının nüfus kaydının incelenmesinde ise ...'in kızlık soyadının “...” olduğu ilk evliliği ile “...”, ikinci evliliği ile de “...” soyadını aldığı, ... ve ... kızı 1944 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır. Kayıt maliki 1330 (1914) doğumlu olmasına rağmen davacı 1944 doğumludur. Nüfus müdürlüğünden önce “... kızı ...'un kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş,daha sonra “... kızı ...'un kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuştur. Tapu maliki “... kızı 1330(1914)doğumlu ...'ın kaydı sorulmamıştır. Zabıta araştırması da yeterli değildir. Kadastro çalışmaları yakın tarihte yapılmasına rağmen tespit bilirkişilerinin hayatta olup olmadığı araştırılmamıştır....
Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2008 tarihli ve 2008/2-36-47 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi nedeniyle, mevcut kaydın düzeltilmesi davasıdır. Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez. Bu nedenle davacının birinci talebi, gerçeğe aykırı beyanla baştan beri yanlış olan sicilin düzeltilmesi niteliğinde olup, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi kapsamına giren nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olması, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.06.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Davacı, 969 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydında murisinin soyadının yazmadığını, "..." olan soyadının eklenmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Nüfus Müdürlüğünün 14.07.2006 ve 04.10.2006 tarihli yazılarında ... oğlu ... 'ın nüfus kaydının bulunmadığı belirtilmiştir....
Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez. Bu nedenle davacıların birinci talebi, gerçeğe aykırı beyanla baştan beri yanlış olan sicilin düzeltilmesi niteliğinde olup, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi kapsamına giren nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Davacının gerçek anne ve baba hanesine kayıt istemi de anne yönünden yine nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olması baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur. Çocuğun gerçek ana babası üzerine kayıt istemi ise anne ve baba arasında evlilik ilişkisi olmadığından baba yönünden soybağının düzeltilmesi davasıdır. Bilindiği üzere, çocukla ana arasındaki soybağı doğumla; baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma ve hakim hükmü ile kurulur....
Asliye Hukuk ve Silivri Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Dava, nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi; Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesi ile nüfus kaydının düzeltilmesi ve tespit davası açtığını beyan etmiş ise de, açıklama bölümünde davacının anne ve babası ile kayden bağın kurulamadığını ve anne ve babası ile arasındaki soy bağının kurulması için kayıtların tespitiyle düzeltilmesini talep ettiği, davacı tarafın talebinin davacı ve diğer davacı olan annesi arasındaki nesep ilişkisine dayandığı buna ilişkin davaların aile mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir....
nun mevcut nüfus kaydındaki anne ve baba kaydının iptali, ikincisi ise genetik anne ve baba olan Cengiz ile Şerife'nin nüfus hanesine kayıt istemidir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2008 tarih 2008/2-36-47 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi nedeniyle, mevcut kaydın düzeltilmesi davasıdır. Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez. Bu nedenle davacının talebi, gerçeğe aykırı beyanla baştan beri yanlış olan sicilin düzeltilmesi niteliğinde olup nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır....
“Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi” dir (Nüfus Yönetmeliği m.143). 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesine göre, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak, olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar, nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. Buna karşılık, nüfus kütüklerindeki “doğru olmayan kayıtların” düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur (TKM m.38, Nüfus Kanunu m.11). İşte bu noktalarda, nüfus kütüğünde yer alan “doğru olmayan kayıtlar”, ilgilileri veya cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan “Kayıt Düzeltme Davası” ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada “Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası” olarak adlandırılmaktadır (HGK 13.04.2016 gün 2014/18-717 sayılı kararından)....
Dayanağını Medeni Kanunun 1027.maddesinden alan tapuda baba adı düzeltilmesi istemine ilişkin davada tapu kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunduğundan mülkiyet nakline ... vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının yöntemince araştırılarak şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanması gerekir. Ne var ki eldeki davada, kaydının düzeltilmesi istenilen 53, 34, 28, 19, 58 ve 68 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtları ve tapulama tutanakları getirtilmemiş, Nüfus Müdürlüğünden kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır....
Karşı Oy: 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 36/1-b maddesi ve bendinin birinci cümlesinde aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere açılabileceği, son cümlesinde de Nüfus Müdürlüğünün soyadı değişikliğinde eş ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzelteceği öngörülmüştür. Dosya içindeki nüfus aile kayıt tablosu ve karar örneğinde davacının babası R....... Ç....'in soyadının Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2003 gün ve 2003/986-1401 sayılı kararıyla Ç.... iken S...... olarak değiştirildiği ve davacının doğum tarihine göre babasının soyadının düzeltildiği tarihte reşit olmadığından babasının düzeltilen soyadına göre idari olarak soyadı düzeltimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının babası tarafından açılmış dava sonunda soyadının Nüfus Müdürlüğü tarafından yukarıda sözü edilen madde hükmü gereğince değiştirilmiş olması halinde davacı tarafından açılmış bir davadan sözedilemez....
in anne ve baba yönünden nüfus kaydının düzeltilmesi istemine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


