Bu nedenle 641, 974,975 ve 1016 sayılı parsellerin tapu kayıtlarında malik olarak görünen "Kadir Akçam" ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişiler olup olmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmalı, yapılan araştırma sonunda aynı isimli başka kişiler olduğu bildirildiği takdirde bu kişiler sağ ise kendileri, ölü ise mirasçıları duruşmaya çağrılarak kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen taşınmazlarda herhangi bir hak iddiaları bulunup bulunmadığı konusunda beyanları alınmalıdır. Tüm bu işlemler yerine getirildikten sonra hala tereddütler giderilememiş ise mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak tanıklar ve tespit bilirkişileri dinlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Ayrıca kadastro tespitleri sırasında yapılan yanlışlıklardan olan doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davanın reddi yerine istemin hüküm altına alınması da doğru olmamıştır....
Tapu kayıtlarına dayanak oluşturan tutanaklar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilerek malik ...’in kimlik bilgileri belirlendikten sonra Nüfus Müdürlüğünden adı geçen kişinin sağ olup olmadığı araştırılarak ölü olduğunun saptanması halinde belirlenecek mirasçılarına, sağ ise davalıya tebligata yarar açık adresleri ilgili kurumlardan (nüfus aile kütüğünde yazılı yerleşim yeri adresinin “5490 sayılı Nüfus Yasasının 7/g -50/1 ve Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin 13/1. maddeleri uyarınca” ilgili Nüfus Müdürlüğünden, Sosyal Güvenlik Kurumu, Vergi Dairesi gibi) ve zabıta marifetiyle belirlendikten sonra gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesi tebliğ edilerek temyiz süresi beklendikten sonra incelenmek üzere iadesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 30.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu nedenle davaya nüfus kayıt iptali olarak bakılarak tüm deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; Ölü olduğunun tespitine karar verilen kişinin ölüm tarihinin de belirlenerek nüfusa tesciline karar verilmesi gerekirken sadece ölü olduğunun tespiti ile yetinilmesi de yerinde değildir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TESPİT Taraflar arasında görülen tapu kayıt maliki ile davacının mirasbırakanının aynı kişi olduğunun tespiti davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, tapu kayıt maliki ile davacının mirasbırakanının aynı kişi olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacı, çekişme konusu 69, 70 ve 71 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olan mirasbırakanı ...'in ''...'' olan baba adının tapu kayıtlarında sehven ''Hamza'' olarak yazıldığını ileri sürerek, tapu kayıtlarında yer alan ''Hamza kızı ...'' ile mirasbırakanı ''... kızı ...'in'' aynı kişiler olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur....
Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin annesi ile babasının resmi nikahsız birlikteliğinden dünyaya geldiğini, müvekkilinin nüfus kayıtlarında anne adının ... olarak kayıtlı olduğunu, gerçek anne adının .... olduğunu, ..... ölü olduğunu, nüfus kayıtlarında ..... olarak görünen anne adının gerçek olmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin nüfusta ..... olarak görünen anne adının ..... . olarak düzeltilerek .... annesi olduğunun tespiti ile aralarında soybağının kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinin 1/a bendine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılması gerekir. Bu yer mahkemesinin yetkisi itiraza tabi olmayıp kamu düzenine ilişkin kesin yetkidir....
ın nüfus kayıtlarına göre sağ olmasına rağmen ölü olduğundan bahisle tebligat yapılmadığının anlaşılması üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesi ve devamı hükümleri gereğince usulüne uygun tebligat yapılarak temyiz süresinin beklenilmesi, müteakip işlemlerin tamamlanmasından sonra tebligat parçasının ve verilmesi hâlinde temyiz dilekçesinin dosyasına eklenmesi için Hukuk Genel Kurulunca dosya eksiklik tamamlama sistemiyle mahal mahkemesine müzekkere yazılmıştır. Mahkemece verilen cevapta; “…dahili davalı ...'ın nüfus kayıtlarında sağ olarak göründüğü ancak Mernis sisteminde ve Uyap sisteminde kayıtlı tebliğ adresinin bulunmadığı görülmekle, dahili davalı ...'ın tebliğe yarar açık adresinin tespiti hususunda kolluk araştırması yapılmış, kolluk tarafından düzenlenen 22.11.2023 tarihli tutanak ile dahili davalı ...'...
Dava, ... isimli şahsın 15.11.2005 tarihinde öldüğünün tespiti ile nüfus sicilindeki ölüm tarihinin düzeltilmesi isteğine ilişkin olup, Ağır Ceza Mahkemesinin ihbarı üzerine Cumhuriyet Savcısı tarafından açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesinde, bu kişinin sağlığında düzenlediği vekaletnameyle oğlu .... ölü kişinin 65 yaş aylığını bankadan alarak kamu kurum ve kuruluşlarını dolandırmaktan kamu davasının bulunduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 70/1. maddesine göre, Cumhuriyet savcısının açacağı veya taraf olarak yer alacağı hukuk davalarının kanunda açıkça gösterilmiş bulunması zorunludur. Türk Medeni Kanununa göre, bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Y A R G I T A Y K A R A R I Dava, kişinin sağ olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarında gerekli düzeltmelerin yapılmasına ilişkindir. Davanın bu niteliğine göre, inceleme görevi Yargıtay 2.Hukuk Dairesinindir. Bu itibarla dosyanın gerekli inceleme yapılmak üzere Yüksek 2.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 26.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi....
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin nüfus kayıtlarında ölü eşi ile müşterek çocukları görünen davalılar ... ve ...'nın gerçekte davacının torunları, diğer davalı ... Nişancı'nın ise davacının yeğeni olduğunu ileri sürerek nüfus kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dosyada toplanan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davada davalı ...'ın gerçek annesinin..., gerçek babasının ise ...; davalı ...'nın gerçek annesinin ..., gerçek babasının ise ...; diğer davalı ... Nişancı'nın gerçek annesinin ..., gerçek babasının da ... Nişancı olduğu halde,... nüfus kayıtlarına ... ve ... çocukları gibi tescil edildikleri belirtilerek, adı geçenlerin nüfus kayıtlarının anne ve baba adı yönünden düzeltilmesinin istendiği anlaşılmıştır. 1....
Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir: 1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya...


