Dava dilekçesindeki anlatıma göre dava, mevcut nüfus kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı ve davacı murislerinin nüfus kayıtlarında anne bağı bulunmadığı iddiasına dayalı nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve nüfus kayıtlarına yönelik tespit davaları kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre karar vermek zorundadır. Hemen belirtmek gerekir ki, anne yönünden soybağı doğumla kendiliğinden kurulduğundan, anne ile çocuk arasında soybağı davalarından söz edilemez. Dolayısıyla soybağı kurulması için hükme gerek bulunmamaktadır. Ancak, anne yönünden doğuran kadının kim olduğunun tespitine ilişkin dava gündeme gelebilir. Bu nedenle herhangi bir sebeple çocuğun kendisini doğuran kadının dışında bir başka kadının nüfus kütüğüne yazılmış olması, çocuk ile kadın arasında soybağı kurulduğu anlamına gelmeyecektir....
ün çocukları olan davalılar ile kardeş olduklarını ileri sürerek kendisinin babasının ...olduğunun tespiti ile soybağının düzeltilmesi ve Türkiye'deki nüfusa tesciline karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 39. maddesinde; mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamayacağı, 282. maddesi ve devamında soybağına ilişkin hükümlere yer verilerek, babalık davasının, soybağı ilişkisini kuşkuya yer bırakmayacak nispette açığa çıkarılması halinde kabul edilebileceği....
Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur. 5. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alındığında davacıların murisi ...'nin baba yönünden nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin talebinin soybağının reddi davası mı yoksa nüfus kayıt düzeltme davası mı olduğunun belirlenebilmesi için davacıların murisi ...'ün doğum tarihi olan 02.05.1937 tarihinde ...'nin annesi ... ile babası olarak görünen ...'ın evli olup olmadığının tespiti için ... ve ...'ın evlilik tarihlerinin araştırılması, ...'nin babası olarak görünen ...'ın nüfusuna af kanunu gereğince mi tescil edildiği, babalık karinesi gereği mi tescil edildiği yoksa baba olarak görünen ...'ın en başından beri ...'...
in ... olduğu belirtilerek ... kimlik bilgili sanık hakkında kamu davası açıldığı, Nüfus kaydı bilgilerinden ... ve ...'in kardeş olarak ayrı T.C nolu kayıtlarının olduğunun anlaşılması ve sanık ...'in ...'in kendisi olmadığına, kardeşi olduğuna dair beyanı karşısında; hakkında soruşturma yürütülen, tape kayıtları bulunan sanığın gerçekte kim olduğu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespiti ile karar yerinde tartışılıp gösterilmek suretiyle sonucuna göre hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 13.04.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi....
İlgili Hukuk 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35 inci ve 36 ncı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İBK. 3. Değerlendirme 1.Davacı Türk vatandaşı olan ...'ın çocuğu olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarına bu şekilde tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur....
nin kardeşi olduğu belirtilen davacının annesi ... ve malik Ayşe'ye ait nüfus kayıtları dosya içerisine alınmalı, ... ile taşınmaz maliki ...in kardeş olup olmadığı, davalı iddiaları da dikkate alınarak kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanmalı ayrıca taşınmaz maliki ile murisin aynı kişi olup olmadığı ve taşınmazın son durumu hakkında mahallinde zabıta araştırması da yapılmalı gerekirse mahallinde keşif incelemesi de yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Belirtilen şekilde araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) no'lu bentlerde gösterilen gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA 29/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Efendi Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu Mülhak Kamalakzade ...Efendi Vakfının vakıf senedinde batın şartının olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.04.1996 tarihli ve 1996/276 Esas, 1996/506 Karar sayılı dosyasındaki davacıların Süleyman Karabulut ve arkadaşları olduğu, davacıların Mülhak... Efendi Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 21.01.1997 tarihli ve 1996/11426 Esas, 1997/195 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, İlk Derece ilamındaki herhangi biriyle davacıların bağının kurulması halinde davacıların da vakıf evladı olduklarının tespitine karar verileceğinden nüfus kayıt örnekleri ve bilirkişi raporu incelendiğinde davacının büyük ninesi... ... ile ... Karabulut'un kardeş ve....'nın çocukları olduğu, davacı ...'...
Davalı idare vekili, murisin nüfus kaydının bulunmadığı, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu nedeniyle temyiz etmiştir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Tapuda isim düzeltilmesi davalarında amaç tapudaki kayıtların nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesidir. Bu tür davalarda tapuda herhangi bir nedenle yanlış yazılan nüfus bilgilerinin nüfus kaydına uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Dava konusu 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar malik kaydı düzeltilmesi istenen davacının murisi olduğu iddia edilen ... oğlu ... ...'ın nüfus kaydının bulunmadığı dosyadaki nüfus müdürlüğü cevabi yazısından ve Samsun 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/956 Esas, 2007/1221 Karar sayılı veraset ilamı içeriğinden anlaşılmaktadır....
Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir: 1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı...
Mahkeme tarafından alınan 08/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda; ...’nın abisi ...’nın nüfus cüzdanını kullanması sebebiyle ortada 3.bir kişinin haksız fiilinin olduğu ancak burada H.İbrahim’in kullanmış olduğu nüfus cüzdanının davacı hastane çalışanlarını iğfal kabiliyeti olup olmadığının önemli olduğu belirtilmiş ,mahkeme alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ...’nın, kendisini kardeşi ... olarak tanıtıp ilaç yazdırdığı ve tedavi olduğu, kardeş olan hasta ve yakınının birbirlerine benzeyeceği resimlerin eski ve kimlik kullanan kişinin kemoterapi tedavisi gördüğünden resme birebir benzeyemeyeceği ihtimalleri göz önünde alındığında, yapılan işlemde davacı kurumun ihmali olduğu ispat edilemediğinden davacının davasının kabulüne karar verilmiştir....


