Davacıların iddiasına göre davalı GSM şirketleri ile arasında kira sözleşmesi olmadığı, taraflar arasındaki temel ilişkinin kira sözleşmesi kapsamında değil sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak davası niteliğinde olduğu gözetildiğinde, buna göre uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Ünye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 11/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Dava, hukuki niteliği itibariyle sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 77 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. 6098 sayılı TBK m.77 uyarınca "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." denilmektedir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. TBK'nın 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir....
Somut olayda; mükerrer ödemede bulunulduğu iddiasıyla, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talep edilmektedir. Sebepsiz zenginleşmede; davacının geri alma hakkının, buna karşın davalının geri verme borcunun doğması, bunların malvarlıklarının birbirinin zararına ve yararına olmak üzere karşılıklı yoksullaşma ve zenginleşmelerine bağlıdır ve bunun doğal sonucu olarak da, kural olarak, bu geri alma hak ve borcunun doğum anı, sebepsiz yoksullaşma ve sebepsiz zenginleşme olgularının gerçekleştikleri andır. O halde, geri isteme hakkının kapsamı da kural olarak, anılan hak ve borcun doğdukları tarihten daha önce belirlenemez. Zira, geri alma, bu yoksullaşma ve zenginleşmenin sonucudur ve bu olgular gerçekleşmeksizin geri alma söz konusu değildir....
Bu durumda davacı 3. şahsın yaptığı ödeme ile takip borçlusu borcundan kurtulmuş aynı şekilde takip alacaklısı ise alacağını borçlu olmayan 3.kişiden tahsil ederek sebepsiz zenginleşmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesinde, borçlu şirket ile herhangi bir bağı olmamasına rağmen haciz baskısı altında takip borcuna istinaden ödeme yapmış olması sebebiyle söz konusu bedelin tahsili istemi sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanmaktadır....
Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu edilen ödemenin yapıldığı tarihin 26.08.2019, 2 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, gerçek bir alacağa dayalı olarak İİK'dan ve TTK'dan doğan müracaat haklarını kullanan, bu esnada davacı 3.kişinin İstihkak İddiasına maruz kalan, ancak bu hususta İcra Mahkemesinin vermiş olduğu Takibin Devamı yönündeki karara istinaden alacağını tahsil eden alacaklının, icra dosyasını tahsil ettiği, icra dosyasındaki tüm hacizlerin kaldırılarak dosyanın infazen kapatıldığı bir aşamadan sonra işbu Sebepsiz Zenginleşme Davasına maruz kalması İİK'ya açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin sebepsiz zengineşmediği, gerçek ve kesinleşmiş bir alacağa ve yasadan kaynaklı müracaat haklarına dayalı olarak alacağını tahsil ettiğini, icrai yollarla alacağını tahsil eden alacaklının '' zenginleştiğinden...
Kez mükerrer ödenmesi nedeniyle ödenen miktarın istirdadına ilişkin olduğu, dosya içerisine alınan icra dosyası incelendiğinde davacı tarafça süresi içerisinde borca itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiği, mahkemece davanın süresinde açılmaması nedeniyle usulden reddine karar verildiği, iş bu dava, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş olup Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin .../12/2019 tarih ve 2019/... Esas-2019/.. Karar sayılı ilamı ile davacının davasını sebepsiz zenginleşmeye dayandırdığı ve istirdat davası açılması için gereken yasal süreyi kaçıran davacının alacağını genel hükümler kapsamında sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayanarak talep etmesinde bir engel bulunmadığı, davacının talebinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle mahkememiz kararının kaldırıldığı dosya kapsamında sabittir....
GEREKÇE: Dava, davacı bankanın hamili olduğu, genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıdan kredi ödemesi amacıyla alınan çeklerin zamanaşımına uğradığı iddiasına dayalı TTK’nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsili istemine ilişkindir....
Sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iade isteminde bulunulabilmesi için, bir tarafın malvarlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. Buna göre sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Zenginleşen, başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır....
İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228). İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından sonra sebepsiz zenginleşme kavramına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır. Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur....
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Sebepsiz zenginleşme kısaca; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. Bir başka ifade ile; haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Sebepsiz zenginleşme kurumunun en önemli temel özelliği ise "şahsilik" prensibidir. Her borç ilişkisinde olduğu gibi sebepsiz zenginleşmede de bir borçlu ve bir alacaklı vardır....


