WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

DAVA : Muris Muvazası Nedeniyle Hisse Devrinin İptali DAVA TARİHİ : 20/04/2016 KARAR TARİHİ : 20/01/2022 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/02/2022 Ankara 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/188 Esas 2021/412 Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi olunan Muris Muvazası Nedeniyle Hisse Devrinin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babasının 07/12/2013 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak davacı müvekkili ile davalının ve anneleri ...'ın kaldığını, murisin vefatından sonra da müvekkilin annesinin vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak davacı müvekkili ile davalının kaldığını, muris Nilgün ile davalı ...'in 18/09/2002 tarihinde ortak olarak .... Bilimsel İnceleme İnş. Org. Tıbbi Etüt Cihaz. Hizmet ve Ürünler Ltd....

.. hisse devrinin geçerli olmadığı, zira İzmir ......

in torunu, diğer davalıların da şirketin maaşlı çalışanları olduklarını, hisseleri satın alabilecek maddi güçleri bulunmadığını, şirket ana sözleşmesine göre hisse senetleri nama yazılı ise de, hisselerin pay senedine bağlanmamış ve hisse senedi olarak bastırılmamış olduğunu, devre ilişkin olarak 818 Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 162 ve 163 üncü maddelerine uygun bir sözleşme yapılmadığını, şirket yönetim kurulunu 5 kişiye tamamlamak için yapılmış gibi gösterilen hisse devrinin aldatılma ve hile nedeniyle geçersiz olup, yok hükmünde olduğunu, işlemin terkini amacıyla Ankara 38. Noterliği'nin 09.02.2011 tarihli ihtarnamesi gönderilmiş ise de, cevap verilmediğini ileri sürerek hisse devirlerinin şirket pay defterinden tamamen terkin ve iptal edilerek eski hale getirilmesini, bu hisselerin gerçek sahibinin müvekkili olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II....

ün edimini yerine getirmediği, ilk arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden ve ek sözleşmeden itibaren çok uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen taşınmaz üzerinde sözleşmelere göre yapılmış herhangi bir yapı bulunmadığı, davalı ......ın tapuda devrin gerçekleştiği tarih itibariyle yaşlı bulunduğu, hakkında alınmış bir sağlık raporu bulunmadığı ve okuma yazma bilmediği anlaşılmakla tapu hisse devrinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir....

in hisselerini diğer şirket ortakları ... ve ...'ya ya da gösterecekleri 3. kişilere istenilen oranda devrinin ve şirket tarafından işletilmekte olan 4 adet ... mağazasının müvekkiline, içindeki tüm demirbaş emtia ve 190.000 TL değerindeki ... ürünü mal ile birlikte devredilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili ve eşinin protokolün imzası ile birlikte hisse devrini gerçekleştirdiğini, ancak müvekkilinin protokolle kendisine devredilmesi taahhüt edilen ..., ..., ... ve ...'lerdeki ... mağazalarının demirbaş emtia ve 190.000 TL tutarındaki mal ile birlikte kendisine devredilmesini talep etmesine ve bu hususta ihtarname göndermesine rağmen davalıların devre yanaşmamaları nedeniyle davalılar aleyhinde icra takibi başlattığını, davalıların ise haksız ve kötüniyetli itirazları ile takibi durdurduklarını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %40 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....

Mahkemece, davanın ticari şirket hisse devri protokolünden kaynaklanan taşınmaz devrinin hileli olduğu sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemi olarak nitelendirilmesi sonucu görevsizlik nedeniyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, “Mahkemece her ne kadar dava, ticari şirket hisse devri protokolünden kaynaklanan taşınmaz devrinin hileli olduğu sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemi olarak nitelendirilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere, davacının, adına kayıtlı taşınmazın davalıya devrinin hileli olduğu iddiasına dayandığı, bu nedenle davanın genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği karşısında, asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir....

Somut olayda, genel kurulun onayı bulunmamaktadır. 6102 Sayılı TTK'nın 595/son maddesi uyarınca, şirket genel kurulunun devre onay verilmesi talebi hakkında üç ay içinde olumlu veya olumsuz bir karar vermemesi halinde, devre onay vermiş sayılacağı hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının 6102 Sayılı TTK'nun 595/son maddesi uyarınca devre onay verilmesi konusunda, dava dışı şirkete ve şirket yetkilisine gönderdiği ihtarnamedi ile hisse devrinin onaylanmasını ihbar etmiş, ancak bu ihtarname davalı şirkete ve ayrıca şirket yetkilisine tebliğ edilmemiştir. Bu sebeple şirket genel kurulunun, devre onay verdiği konusunda alınmış bir karar bulunmadığı gibi, davalı şirketin devre onay vermiş sayılmasını gerektiren yasal koşulların da gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 595/Son. fıkrasına göre hisse devrinin tescili için yapılan başvuru, şirket genel kurulu tarafından 3 ay içerisinde red edilmediği takdirde onay vermiş sayılır....

İki şirket ortağı arasında yapılmış bulunan hisse devir sözleşmesi şirketler hukuku anlamında geçerli biçimde tamamlanmış, herhangi bir muvazaa iddiasıyla karşılaşmamıştır. Yani hukuk yargılaması açısından ortada geçerli bir hisse devri vardır. Nitekim bu devir Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş, pay defterine ve kayıtlara işlenmiştir. Hukuk yargılaması açısından taraflardan biri veya alacaklılardan biri gibi, devrin sonuçlarından olumsuz etkilenen kişilerce muvazaa sebebiyle iptali istenmedikçe ve işlem bir kesin hükümle iptal edilmedikçe geçerlidir. Daha açık bir ifade ile, el'an davacının bir hukuki hakkı tehdit altında değildir. Ancak ceza yargılamasının ilke ve kuralları farklıdır. Davacı taraf hukuk mahkemesinden alacağı tespit kararına dayanarak ceza yargılamasında alınan koruma tedbirlerini etkisiz hale getirmek amacındadır. Bu sonucu sağlayacak biçimde bir tespit kararının mahkememizce verilmesi mümkün değildir....

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, pay devrinin 6762 Sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca pay defterine işlenmediği, hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, hisse devrinin geçersizliğinin tespitine ve iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı S.. Y.., T.. M.. vekili ve davalı C.. Y.. temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı S.. Y.. vekili ve davalı C.. Y..'ın bütün temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, limited şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkin olup, böyle bir davada davalı T.. M..'na husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Husumet davanın her aşamasında resen gözetilir. Davanın hangi aşamasında olursa olsun resen göz önünde tutulması gereken hususa, önceki bozma ilamında değinilmemiş olması taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu itibarla, mahkemece davalı T.....

KARŞI OY YAZISI Dava, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olup TTK’nın 520. maddesinde belirtilen koşulları taşımayan hisse devri nedeniyle aldığı bedeli iade etmeyen hisse devredene yöneltilmiştir. Davalı savunmasında, pay devrinin geçerli olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı talebine konu 50.000 TL’nin davacıya elden iade edildiğini, bu yolda alınan belgenin ise davacı ve adamlarınca gasp edildiğini savunmuştur. Dosya kapsamı itibariyle de, davanın tarafları arasındaki pay devrinin, şirket pay defterine kaydedilmiş olduğunu gösterir bir delil bulunmamaktadır. Hatta, yine dosya kapsamıyla sabit olduğu üzere, davalı yanca davacıya devredilen paylar daha sonra davadışı başkaca kişilere de devredilmiş görünmektedir. Gerek 1086 sayılı HUMK’nın 75. maddesi ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nın 25. maddesi uyarınca, iki tarafın söylemediği ve/veya ileri sürmediği hususlar −kanunda gösterilen istisnalar dışında− mahkemece nazara alınamaz....

UYAP Entegrasyonu