WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

"İçtihat Metni" Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine gününde verilen dilekçe ile önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Davacı, paydaşı olduğu 7599 ada 8 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşı payını satış yoluyla davalıya devrettiğini, satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, satışa ilişkin bir bildirim yapılmadığını ileri sürerek, payın önalım nedeniyle adına tescilini istemiştir. Davalı, bedelde muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tapudaki satış bedeli ile masrafların davacı tarafça süresinde depo edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir....

Mahkemece, yanlar arasında düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından muvazaa sebebi ile geçersiz olduğunu belirterek sözleşmenin iptaline, 2005/269 Esas sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulü ile 2482 parsele ait tapu kaydının iptali ile ... adına tapuya tesciline, 300.000 ve 100.000 Amerikan Doları bedelli senetler nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine, cezai şartın tahsili istemiyle davalı-davacı ... tarafından açılan karşı davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı-davalı ... ve davalı-davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali tescil, olmadığı takdirde davalıya devri yapılan taşınmazın mülkiyetinin iadesi, sözleşme kapsamında düzenlenen senetlerin iptali, menfi tespit ve cezai şart olarak belirlenen bedelin tahsili isteğine ilişkindir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.11.2012 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinin iptali, birleştirilen davada davalılar aleyhine 11.04.2012 tarihli verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 20.03.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dava satış vaadi sözleşmesinin iptali, birleştirilen dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir....

(Şirket) vekili ise bahsi geçen sözleşmenin, sözleşme altında müvekkili şirketin temsilcisi sıfatıyla imzası bulunan ...’in davacıya olan para borcunun teminatı olarak imzalanmakla muvazaalı olduğunu, daire satışı gibi bir irade bulunmayıp sözleşmedeki satış bedeli olarak belirtilen meblağın da davacı tarafından ödenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Birleşen dava dosyasında ise; Davacı Şirket vekili asıl dosyada muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü Kadıköy 4. Noterliğinin 24.01.2002 tarih, 5206 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin bedelsizlik ve muvazaa nedeniyle iptali yönündeki istemini dile getirmiştir. Birleşen dosya davalısı sıfatıyla ... vekili muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, resmi belgenin aksinin ancak kesin deliller ile ispatlanabileceğini savunmuştur....

Davalı vekili, resmi senette gösterilen 80.000,00 TL satış bedelinin gerçek değer olduğunu, 60.000,00 TL bedelin banka makbuzu ile geriye kalan 20.000,00 TL bedelin ise davacıya elden ödeme şeklinde teslim ettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, her iki tarafın ortak tanığı satışı ...'in beyanına ve banka makbuzuna dayanılarak davacının bedelde muvazaa iddiasına itibar edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile depo edilen 63.600,00 TL'nin davalıya ödenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Davacı, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlamalıdır. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasını her türlü delille ispatlayabilir. Ancak keşif tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir....

Asliye Hukuk Mahkemesi 14-13 KARAR Dava, davalılar arasında yapılan satış sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali istemine ilişkin olup, davanın niteliğine ve davacı ile davalılar arasında sözleşme ilişkisinin bulunmamasına göre kararın temyizen incelenmesi görevi Yargıtay 4. Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 4. Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 30.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Somut olaya gelince; eski malik ... ile davalı arasında gerçekleşen 16.12.2011 tarihli satış işleminde belirlenen değer, 03.01.2012 tarihinde yapılan şufalı payların satışındaki değere esas olamaz. Tanıkların beyanları taşınmazın rayiç değerine ilişkin olup, muvazaa iddiası yönünden görgüye dayalı değildir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında da dava konusu edilen parseldeki payların değeri farklı farklı hesaplanmıştır. Kaldı ki; muvazaa iddiasının kanıtlanması için değer konusundaki rapor tek başına yeterli değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arzeder....

Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini,taşınmazın satışından önce 09/08/2006 tarihinde davalı tarafından aynı taşınmaz hissesi üzerine 150.000 TL bedelle 1. derecede ipotek tesis edildiğini, alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiği halde ipoteğin kaldırılmadığını gerçekte dava konusu taşınmazın imar planında yeşil alan olarak gözükmesi nedeniyle 250.000 TL değerinde olmadığını, mahkemece tespit edilecek gerçek değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Muvazaa iddiasının kanıtlanmasında tanık beyanlarının payların davalıya hangi bedel karşılığı satıldığı konusunda açık,kesin ve görgüye dayalı olması gerekmektedir. Ayrıca muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.03.2004 ve 06.01.2006 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.04.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin pul bulunmaması nedeniyle reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 27.07.2001 günlü biçimine uygun düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Birleştirilen davada, asıl dava konusu bağımsız bölüm tapuda üçüncü kişiye satıldığından bahisle, muavazaaya dair işlem nedeniyle davalılardan ... ... üzerindeki payın iptali talep edilmiştir. Davalılardan ... Kooperatifi ile, davalı ... davanın reddini savunmuştur....

Mahkememizin .. esas sayılı dosyada birinci dava, 29.03.1989 tarihli hisse devir sözleşmesi, satış sözleşmesi kurucu unsurlarından olan satış bedelini barındırmadığından geçersiz olduğu iddiası iken ikinci dava konusu ise 29.03.1989 tarihli hisse devir sözleşmesi, kurucu unsurları taşıdığı kabul edilse bile hisselerin aslında satılmadığı bağışladığı iddiasına dayalı muvazaa davası olup, muvazaa davası tefrik edilerek iş bu esasa kaydedilmiştir. 29.03.1989 tarihli hisse devir sözleşmesi, satış sözleşmesi kurucu unsurlarından olan satış bedelini barındırmadığından geçersiz olduğu iddiası açısından mahkememizin görevli olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Muris muvazaası nedeniyle şirket hisse devrinin iptalinde görevli mahkemenin ticaret mi asliye hukuk mu olduğu konusunda Yargıtay 11....

UYAP Entegrasyonu