WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

henüz ergin olmayan şirket ortağı davacı ...’ye atanan kayyımın onayı olması gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden yapılan temlik ve tescillerin yolsuz olduğu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların davalılar adlarına olan tapu kayıtlarının öncelikle yolsuz tescil nedeni ile iptali ile şirket adına tesciline, olmadığı takdirde muris muvazaası nedeniyle iptali ile payları oranında adlarına tesciline, mümkün olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemişlerdir....

e usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı ... davaya karşı cevaplarını sunmamış, vekili duruşmadaki beyanında; satış vaadi sözleşmesinin taraflarının baba oğul olması nedeni ile muvazaa iddiasında bulunduklarını beyan etmiş ve davanın reddini savunmuştur. 2. Birleştirilen dosyada davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili ...'...

a satış suretiyle devrettiği, satış bedeli olarak kararlaştırılan 28.000,00 TL'nin murisin banka hesabına yatırıldığı, ayrıca muris tarafından 1251 ada 25 parseldeki 4 numaralı bağımsız bölümün 22.06.2009 tarihinde oğlu olan davalı ...’a satış suretiyle devredildiği ve 150.000,00 TL satış bedelinin murise banka aracılığıyla ödendiği, murisin terekesinden satış bedellerinin çıktığı ve nemalarıyla birlikte hâlen murisin hesabında bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan tapuda gösterilen satış bedelleri ile taşınmazların gerçek bedelleri arasında orantısızlığın olmadığı, dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre davalıların söz konusu taşınmazları alım gücüne sahip oldukları, davacı tanıklarının murisin oğlunun baskısı nedeniyle temlikleri yaptığına ilişkin beyanlarının ise devrin bedelsiz mal kaçırma amacıyla yapıldığı hususunu ispat bakımından yeteri olmadığı görülmektedir. 21....

ye verilen teminat ipoteğine karşı ise istinaf incelemesinde geçerli kabul edilen satış sözleşmesinin 14.05.2012 tarihinde yapıldığı, dahili davalı Abalıoğlu firması tarafından ödendiği kabul edilen ve koyulmuş olan ipoteklerden ilkinin 29/01/2015 tarihinde, ikincisinin ise 21/08/2015 tarihinde konulmuş olup, iş bu davanın ise 26/08/2015 tarihinde açıldığını, her iki ipoteğin de sözleşmeden sonra davadan önce konulduğunu, satış sözleşmesinin ise başından beri geçerli olduğunu, bu tarihten sonra işbu taşınmaza ilişkin başkalarına yapılan satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu; bu nedenle söz konusu muvazaalı satışların ve yine zararlandırma maksatlı koyulan takyidatların da kaldırılması gerektiğini, 2012 yılından sonra tapuda gerçekleştirilen söz konusu işlemlerin yolsuz tescil olduğunu ve yolsuz tescile ilişkin koyulan takyidatların ise kaldırılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dahili davalı Abalıoğlu firmasının davaya konu muvazaalı satış işlemlerinden haberdar olduğunu ileri...

a bağışladığı halde satış gibi göstererek devrettiği iddiası ile açılmış hisse devirlerinin iptali ve hisselerin davacı adına tescili davasıdır. Davacı tarafın hukuki nitelendirmesi ile dava muris muvazaasına dayalı şirket hisse devirlerinin iptali ve miras hissesi oranında davacı adına tescili davasıdır. Dava konusu olan hisseler davalı anonim şirkete ait hisseler olup, anonim şirketlerde TTK'da düzenlenmiş olmakla mutlak ticari davalardan olup, şirket merkezi itibariyle mahkememiz davaya bakmaya yetkili ve görevlidir. Her ne kadar davacı tarafça muris muvazaasına dayanılmış ise de, dava esas niteliği itibari ile TBK 19.maddesinde düzenlenen muvazaa hukuksal nedenine dayalı şirket hisselerinin devrine ilişkin işlemlerin iptali ve davacının miras payı oranında adına tescili istemine ilişkindir....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yapılmış düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin düzenleme tarihinin 10.12.2009 olduğu, taşınmazın devrinin dört gün sonra yapılacağının kararlaştırıldığı, bir gün sonra davacı ...'nun sözleşmeye dayanarak tapu iptal tescil davası açtığı, davalı ...'...

nun müvekkilinin dava açacağını anladığı için mal kaçırmak amacıyla bu satış işlemini yaptığını belirterek, ölünceye kadara bakma akdinin feshi ile bu akde dayanarak verilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarının iptaline, 164 ada 26 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'a satıldığından, muvazaa sebebi ile tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline, davalı ... ...'ın iyiniyetli olduğunun tespiti halinde ikinci kademede taşınmazın dava tarihindeki bedelinin davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP A....

Bilindiği ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere ''muris muvazaası, mirasbırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin BK'nın 18 inci maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu'' olarak tanımlanmaktadır. Kural olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları konuları ile sınırlı, gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcıdır....

Somut olaya gelince; davacı dava dilekçesinde tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini, davalı ise satış tarihi üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra açılan davanın haksız menfaat temini oluşturduğunu, bu nedenle taşınmazın güncel bedelinin depo edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Mahkemece, 22.01.2010 tarihinde yapılan satış nedeniyle açılan önalım davasında önalım bedeli ve masraflar toplamı olan 500.135,00 TL 13.03.2020 tarihinde depo edilmiş, resmi senette belirtilen bedel depo edildikten sonra davanın kabulüne karar verilmiştir.  Davalı vekili ise; dava konusu hisseyi davalının satın aldığı tarihten sonra, kurdaki değişiklikler nedeniyle resmi senetteki satış bedelinin değerinin azaldığını, bedel depo edilirken bu hususların mahkemece dikkate alınmadığını belirterek hükmü temyiz etmiştir. ...

Şti.ile .... arasında yapılan acentelik ve taşıt kiralama sözleşmelerinin muvazaa, kamu düzeni, ahlaka aykırılık, haksız fiil nedeniyle iptaline, müvekkilinin uğradığı zararın tespiti ve tazminine, mahkeme aksi kanaatteyse .,..Şti.'nin uğradığı zararın tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar ... ve ... Şirketi vekili; açılan davanın hukuki yarar yokluğu ve husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, yapılan sözleşmelerin resmi ve gerçek sözleşmeler olduğunu ve muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini, iptalin ... tarafından istenemeyeceğini çünkü ...firmasının ortağı olmakla üçüncü kişi bile sayılamayacağını, ... ile ... arasındaki organik bağ olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, müvekkili ...'...

UYAP Entegrasyonu