İNCELEME VE GEREKÇE;Dava, elektrik aboneliği sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali istemine ilişkindir.Davacı; davalılar arasındaki abonelik sözleşmesinin kullanıcı tarafı olan davalı ---------- ŞTİ ile 3.kişi olan dava dışı ----------- Şti arasında organik bağ bulunduğunu, dava konusu aboneliğin tesis edildiği adreste dava dışı şirketin halen faal olduğunu, ortada yeni bir abone bulunmadığını, dava dışı -------- Şti şirketinin mevcut borcu ödenmeden mevzuatı dolanmak ve müvekkilin alacağının tahsilini önlemek amacıyla işlemler yapıldığını ve bu nedenle dava konusu elektrik aboneliği sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptalini talep etmiş, davalı ise, cevap dilekçesi sunmamıştır.Muvazaa, mülga 818 sayılı BK’nun 18. maddesinde ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı yasanın 19. maddesinde düzenlenmiş olup, yasa metninde “ Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere...
(mülga 818 sayılı BK’nun 18.) maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuksal nedenine dayalı trafik kaydının iptali istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’nın eşi, diğer müvekkillerinin babası muris ...’nın 13/07/2007 tarihinde öldüğünü, ölümünden üç gün önce 10/07/2007 tarihinde adına kayıtlı ... plakalı aracını torunu davalı ...’ya sattığını, satışın gerek mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik gerekse BK’nun 18. maddesi gereğince muvazaalı olması nedeniyle iptale tabi olduğunu belirterek, dava konusu aracın satış sözleşmesinin iptali ile müvekkilleri adına veraset ilamındaki hisseleri oranında mülkiyetin davacılara ait olduğunun tespiti ile tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, satışın gerçek olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur....
Somut olayda, dosya içeriği ve dinlenen tanık beyanları değerlendirildiğinde murisin yaptığı taşınmaz devirlerinin mal kaçırma amacı ile yapıldığı ispatlanamadığı gibi, birleştirilen davaya konu minibüs hattının ve minibüsün devrinin muvazaalı olduğu iddiası da TBK 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaa ilkeleri kapsamında ispatlanabilmiş değildir . Hal böyle olunca asıl ve birleştirilen davaların reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Asıl ve birleştirilen dava davalılarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29/04/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi....
ye araç satışından çok sonra 04/03/2016 tarihinde kayyumun atandığını, satışın bu durumla bir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle haksız davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesi talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinin iptali davası olup, uyuşmazlık; davalı tarafın davacıdan satın almış olduğu ... plaka sayılı aracın muvazaalı olarak satın alınıp alınmadığı, araç satışının hangi saikle yapıldığı, araç satışının iptali gerekip gerekmediği hususlarındadır. Davacı taraf, muvazaa nedeniyle araç satışının iptalini talep etmiş ise de, davacı şirketin 670 sayılı KHK'nun 5. Maddesi kapsamında ticaret sicilinde resen terkin edildiği, davacının tüzel kişiliğinin bulunmadığı anlaşılmakla açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 21/12/2016 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı İstinaf edilmiş olmakla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .......
Gazetecilik şirketine kayyum olarak atandığını, atamadan sonra şirket bünyesinde yapılan araştırmada geriye dönük olarak birtakım muvazaalı işlemler yapıldığı ve kayyum atanan şirketin malvarlığının boşaltıldığının anlaşıldığını, şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın 20/11/2015 tarihinde davalıya muvazaalı şekilde satıldığını ve satış bedelinin ödenmediğini tespit edildiğini ileri sürerek araç satış sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine ve dava konusu aracın teslimi ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, satış tarihinde anılan şirkette çalışmadığını, işten ayrılırken şirketten alacağı bulunduğunu ve bu alacağa karşılık dava konusu aracın kendisine verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir....
Davacı vekili, davalı ... aleyhine boşanma davası açıldığını ve aleyhine karar verildiğini, davalı ...’ın dava konusu taşınmazı mal kaçırma maksadı ile davalı ...’e, onun da diğer davalı ...’e sattığını, yapılan satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu belirterek iptallerini talep etmiştir. Davalılar, muvazaa iddialarının doğru olmadığını, yapılan satış işlemlerinin gerçek olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, olayın gelişim biçimi, taraflar arasındaki yakınlık, tanık anlatımları ve satış tarihi dikkate alınarak muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, BK 18. (TBK 19.) maddesi kapsamında açılmış muvazaa nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir....
, satış işleminin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin emin sıfatıyla zilyet olup aracın elinden rıza dışı çıktığını, davalı ...’in haksız zilyet olduğunu davalı ... iyiniyetli olsa bile iyiniyetinin korunamıyacağını belirterek muvazaa ve hukuka aykırılık nedeniyle davalılar arasındaki 3.8.2015 tarihli araç satış sözleşmesinin iptali ile müvekkili adına tesciline bu talebin kabul edilmemesi halinde dava konusu aracın bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR Dava, muvazaa nedeniyle açılan araç satış işleminin iptali isteğine ilişkindir. 9.2.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanunun 8.maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 14.maddesinde yapılan değişiklik uyarınca; TBK'nın 19. maddesi gereğince muvazaa iddiasına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyizen incelenmesi görevi, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 21.01.2013 günlü ve 2013/1 sayılı kararı uyarınca 1.2.2013 tarihinden itibaren Yargıtay 17.Hukuk Dairesine verilmiştir. SONUÇ: Dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 17.Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 27.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda ise dava açıkça muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup TBK.19. (BK.18) maddesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilmeksizin uyuşmazlığın esastan incelenmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/01/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar....


